Ana içeriğe git

24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     “Türkiye gider Mersine, eller gider tersine”: Akkuyu/Sinop… Devam oku     Kastelli’den ‘Dombili’ye: ‘Bizim Çiftlik’ Devam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     Panel: Değişen Rolü ile KadınDevam oku     SÜRGÜNLERİN ULUSU-Serdar Eren Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora

Kullanıcı girişi

YAKIN TARİH KAFKASYA' YA BİR BAKIŞ

Ünlü yazar Goethe, ”En az 5 bin yıllık tarihini bilmeyen toplumlar. günlük yaşıyordur “ der. O kadar uzun olmasa da henüz etkileri süren yakın yaşanmışların bazılarını  kendi politik gözlüğümden görebildiğimce paylaşayım.
Kafkasya, coğrafi açıdan iki bölümden oluşur. “Doğu’da Hazar Denizi, Batı’da Karadeniz ve Azak Denizi, Kuzey’de Maniç Nehri ve bataklıkları, Güneydoğu’da ise Samur Nehri’nin Hazar’a döküldüğü yerden, İngur Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü noktaya kadar” uzandığı kabul edilen hat ile çevrili bölgeye Kuzey Kafkasya denir. 
Bölgede Rusya Federasyonu’na bağlı Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes, Adığey, Kuzey Osetya, Dağıstan ve İnguşya cumhuriyetleri ve Çeçenya Cumhuriyeti yer alır. Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan ile Güney Osetya, Acaristan, Nahcıvan ve Karabağ’la, Gürcistan’dan bağımsızlığını savaşarak ilan eden Abhazya’nın yer aldığı Güney Kafkasya ise, genellikle Transkafkasya olarak tanınır.
Yaklaşık 600 bin km2’lik bir alana yayılan Kafkasya, etnik açıdan hiç kuşkusuz dünyanın en renkli bögelerinden biridir. Bölge halklarının özgül tarihsel geçmişleri olmasına karşın hepsi de Çarlık zamanı toprakları Rus Çarlığı’nca işgal edilmiş ve tebaa durumundaydılar. Çarlık sonrası 1917 Ekim Devrimi’yle ise, SSCB'yi oluşturan cumhuriyet, özerk cumhuriyet ve rayon gibi biçimlerde yaşadılar. 1989 sonrası ise BDT ve RF olarak birliktelik(Bağımsız Abhazya’ yı da bu birlikte saymalı) sürerken Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ise bu birlikten ayrı olarak, bağımsız olarak Kafkasya’da varlığını sürdürmektedirler. Bu halkların hepsinin birbirleriyle problemleri ve ilişkileri olduğu gibi hepsinin de asıl olarak Ruslarla kimi zaman çok problemli ve savaşlı kimi zaman iyi olan ilişkileri olmuştur. Çarlık zamanı savaşlarla işgallerle süren bu süreç(Lenin’in tabiriyle bir "halklar hapisanesi” olan Çarlık) SSCB döneminde UKKTH (Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı ) ilkesinin Kafkas halklarına özel çeşitli uygulamalarıyla devam etmiştir. Bolşevikler bu halkların Ruslarla ve birbirleriyle genel anlamda birlikte olmalarının onların bağımsızlığının devamı olacağını ve  birlikten ayrılmalarının ise Alman ve 1.dünya savaşındaki Almanlar’ın başını çektiği kamp emperyalistlerince yutulmak anlamına geleceğini iddia ederek Azeri menşeviklerin Gürcü milliyetçilerin ayrılıkçı güçlerini tasfiye etmişlerdir. Tabii bu milliyetlerden Bolşevikler’in de yardımı  ile. 1917’de kurulan Birleşik Kafkasya  Dağlıları Devletinin de  Bolşeviklerce aynı gözle görüldüğünü söyleyebiliriz.
Bolşevik devrimin 1. Dünya Savaşı sürerken gerçekleşmesi; emperyalist kamplardan birinde bulunan Rus Çarlığının(İngiltere, Fransa, İtalya, ABD vd) bu kampın emperyalist paylaşımcı  planlarını da teşhir ederek  kamptan ayrılması, karşı kampın Almanya’nın ise Kafkaslarda yeretmiş olması, devrim sürecinde her iki kampıda karşısına alan Bolşeviklerin bölge halklarını kazanmak için yada kaptırmamak için özel çaba sarfettiğini  gözleyebiliriz. Bolşevik iktidarın ulusal ve etnik sorunların çözümüne yönelik geliştirdiği argümanlar şöyleydi:
1-Natsia (ulus, millet anlamında)
2- Narodnost (ulus altı, uluslaşma yolundaki, milliyet)
3- Etnik grup
4- Etnografik grup
Natsia denilen, birinci kategoriye girenler cumhuriyet kabul ediliyordu. Birliği oluşturan onbeş cumhuriyet, sosyalist temellerde birarada yaşamayı kabul eden on beş ulus demekti. Rusya, Ukrayna, Özbekistan gibi.
Narodnost kategorisine girenlerse, ulus olarak kabul edilmeyen ama bir bölgede yoğunlaşan, aynı zamanda bir dil ve kültür geliştiren halkları içeriyordu. Çeçenya, Mordavya, Abhazya, Kazan Tataristan’ı gibi.
Etnik grup, bu iki özelliğe sahip olmayan ama bir bölgede başka halklarla içiçe olsa da yoğunlaşmış halde yaşayan, dillerini ve geleneklerini az çok yaşatan halkları tanımlamak için kullanılıyordu ve onların yaşama alanlarına özerk bölge deniyordu. Yakutlar, Dağıstan Halkları, Ahıska Türkleri, Ermenistan Kürtleri, Gagavuz Türkleri, Lazlar gibi.
Bu üç kategoriye giren halkların dilleri, birliğin resmi dilleri arasında kabul ediliyor, bu dillerde eğitim ve bilimsel çalışma olanakları destekleniyordu.
Dördüncü grupsa, etnografik olarak varlığı bilinen, ama büyük oranda başka kültürler tarafından asimile edildiği düşünülen(!) halkları içeriyordu ve geleneklerinin, kültürlerinin özgün özelliklerinin yaşatılması amacıyla kategorik olarak tanımlanıyorlardı. Megreller, Terekemeler, Karakalpaklar’ın durumunda olduğu gibi. Bu argümanlara dayalı politikaların Adigeleri -ulusaltı- uluslaşma yolunda görmeleri, desteklemeleri olumlu olmakla birlikte; sürgün sonrası dağılmış nufusun geri döndürülmesi ve Kafkasya’da da ayrı bölgelerde kalmış bulunmalarının getirdiği ayrılık sorununun giderilmesine yönelik bir çözüm olmamıştır.
Üç ayrı cumhuriyetçikte ve nufus olarak azınlıkta oldukları devletçiklerde olan Adigeler, 70 yıllık Sovyet deneyimini uluslaşma yolunda çok büyük mesafe katederek geçirmemişler yada geçirememişlerdir.
1989 dağılma sonrası ise; Azeri, Ermeni ve Gürcüler’in bağımsızlıklarına karşın Adigeler kaderlerini Rusya Federasyonu ile birlikte yaşama yönünde tayin etmiş görülmektedirler. Bağımsız Abhazya’yı da RF politikalarından ve etkisinden ayrı düşünmemek de pek yanlış olmaz. Çeçenya ise, uzun süren savaş ve bağımsızlık iradesinin kanla bastırılması ardından baskıcı Kadirov yönetimince Rus yanlısı ve “İslami” bir yönetimle iktidarını sürdürmektedir. Bölge halklarından Ermenistan kendi ekonomik sorunlarını halen tam çözememiş halde. Azerbaycan, 89 dağılmasından sonra Türkiye’ ye oldukça yakınlaşan Elçibey politikalarına yönelmişse de, Haydar Aliyev ve sonrası İham Aliyev dönemi Rusya’ yı da gözardı etmeyen daha dengeli olmaya çalışan halde. İran ve Ermenistan’la bazı gerginlikler yaşamakta. Gürcistan ise, Ortadoğu ve Kafkaslarda etkisini artırmak isteyen ABD yanlısı politikaları diğer bölge halklarınca bir etki, sempati yada hayranlık yaratmış görünmemekle birlikte, Ruslardan ayrı bir kampın Kafkasya’da yer edinmiş olmasının ne gibi olaylara gebe olduğunu hep birlikte herhalde göreceğiz. (10.01.2013)
Serdar Eren

 

 

 

Yorumlar

Tebrik

Şubat 17, 2013 yazan Konuk, 5 yıl 18 hafta ago
Comment: 17

Hayırlı olsun.Başarılar dilerim serdar bey..Ragıp Mete.

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes