Ana içeriğe git

Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     Güncel.. 'Adnan Hoca’dan ‘ahlaksız’a nasıl geldik!Devam oku     24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Kürt Sorununa Dair.. - Serdar Eren

İçinde yaşadığımız son 30 yıla kendisini silahlı-silahsız yasal-yasal olmayan ve çeşitli olgu ve olaylarla yazdıran Kürt hareketi belli bir aşamaya geldi. Ve bu hareketin önderliği artık silahlı mücadelenin bittiğini ve siyasi çözüm aşamasına geldikleri deklare etti. 
Bu sıcak gelişmelere dair bir Çerkes olarak emek bilincimizle ve Çerkes kimliğimizle neler söyleyebiliriz?..
Barış ve Kardeşlik Kazansın..
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri kaçıncı olduğunu sayamadığımız bu Kürt isyanı belki de ilk kez “tedip, tenkil ve imha “ vb araçlarla mağlup edilmiş halde değil de sanki oturup şöyle bir müzakere edilmek suretiyle çözülecekmiş gibi bir hava da çözülür mü acaba?
Bu konuda pek çok yorumlar yapılmakta; Türkiye Cumhuriyeti mi “eşkiyaya boyun eğdi” yoksa PKK önderliği mi “davayı sattı“? Yoksa küresel güçlerin “dediği olur “a mı gelindi? Ya da Türkler ve Kürtlerin eşit ve özgür birlikteliği mi sağlanacak? vs vs vs. Herkes kendi durduğu yerden kendince birşeyler söylüyor doğal olarak. Liberaller, demokratlar, ılımlı İslamcılar, ulusalcılar, faşistler, sosyalistler, küresel kapitalistler vs vs vs. Tabii herkesin doğrusu kendine.
Kürt siyasi hareketi; şu anda 4 ülke sınırlarına dağılmış nüfuslarını bir ulus haline getirmek iddiasından vazgeçmiş görünüyor. Türkiye’de mücadele edenlerin ise burası için bir federasyon talepleri istemleri de artık yok görünüyor, hatta demokratik özerklikte istemiyorlar. Demokratik moderniteyi beraberce kurmak istiyorlar. 30 yıl mücadele ettiler, 40 bine yakın kayıp verdiler. Hatta Cumhuriyetin kuruluşundan beri sayarsak çok çok daha fazla. Şimdi gelinen noktada “demokratik cumhuriyet”te beraber yaşamak istiyorlar. Masa başına oturmak, muhattap alınmak noktasındalar. Doğrusu geldikleri yer ve söylemleri çokça eleştiriliyor ya da kimbilir belki de alkışlanıyor. Ve işin sonu ne olacak henüz bilmiyoruz. Umarım herkes için iyi olur, barış kazanır, kardeşlik kazanır.
Sitemizde de bu konuyla ilgili görüş belirtilmesi lazım ve gerekli. Demokrat olmak ya da sosyalist olmak gibi kendimizi tanımlayan kimliklerimizin yanında Çerkes olmak ve kalmak gibi bir derdimizde var. Asimile olmamak, yiten kimlik değerlerimizi yeniden kazanmak, atalarımızın yurdundaki halklarımızla ilişkiler kurmak, oraya dönmek, dayanışma içinde olmak vs vs. O halde Kürt sorunuyla ilgili başka kimliklerimizle de çeşitli değerlendirmeler yapmak mümkün olsa da bir Çerkes olarak bu kimliğimizle neler söyleyebiliriz. Asıl önemli olan bu değil mi?
Doğrusu halkların kardeşliğine, özgürlüğe ve barışa yatkın kimliği olan biz Çerkeslerin(özelde DÇH'nin) söyleyeceği aşağı yukarı bellidir. Fakat ne kadar etkisi vardır? Cürmümüz nedir? Katkımız ne olabilir?.. Bu konuda Çerkeslerin gündemi belirleyecek veya etkileyecek kimliksel bir siyasi örgütlenmesinden(kimse kusura bakmasın) söz edilemez. Örgütlenme, politikleşme, kitleselleşme, icraate geçme Çerkesler için hala çok uzak şeyler. Türkiyelilik kimliğiyle pekçok aydın, sosyalist, demokrat, bilim insanı vb değerler çıkaran Çerkes toplumu bu ülkede kendi Çerkes kimliğiyle pek sahne almıyor nedense. Ancak hiçbir şey söylenemez de demiyorum. Zaten pek çok kimse anayasa, kültürel haklar, anavatan, uluslaşma vb. konularda yazıp çizip fiiliyatta bulunmaya çalışıyor. Çerkesler için sadece dönüş fikrini ve Çerkeslikle uğraşmayı salık veren bir anlayışın biraz kısıtlayıcı etkisinden söz edilse de artık Türkiye’nin sorunlarıyla ve Kürt sorunuyla da ilgilenen pek çok hemşehrimiz mevcut.
Fakat, Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin her kesimi bir şekilde etkileyen Kürt sorunu konusunda tartışmaya zenginlik kazandıracak çeşitli örnekler sunmaması tuhaf. Etnik, milli, ulusal gibi konularda antremanlı olması gereken, Anadolu’da yaşayıp Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren en politik kesimi oluşturan Çerkeslerin Türkiye’deki Kürt sorununa ilişkin sözleri olması lazımdır. Hiçbirşey söylemese, en azından Ethem’in ağabeyi Çerkes Reşit Bey’in söylediklerini aktarması kafidir.
Ben başka bir açıdan bakmakta da yarar görüyorum. Kafkasya’da yaşayan Çerkeslerle mukayese bakımından Türkiye’de yaşayan Kürtler’in durumları bazı benzeşmeler vb gösteriyor. Kafkasya’da 3 ayrı "cumhuriyetçikte"; Adigey, Kabardey Balkar, Karaçay Çerkesk’te Çerkes nufus var ve bunları tek coğrafyada ulus olarak birleştirme iddiaları var. Bir ulusun coğrafyasının oluşması dönemi ulusu oluşturan nüfusun ekonomik pazar dolaşımı ile doğrudan ilişkilidir. Pazarların oluşması dönemi çoktan sona eren dünyamızda ne 4 parça da yaşayan Kürtler’i tek coğrafyada ne de 3 parçada yaşayan Çerkesler’i tek coğrafyada yeniden ulus olarak kurmak pek mümkün değildir. Büyük ve tek pazar haline gelmiş köhne dünyamızda Avrupa’nın tek coğrafya olarak sanki bir ülke imiş gibi olması da bunu gösteriyor. Ancak bildiğimiz klasik anlamda uluslar gibi olmayan çeşitli birlikler yani ekonomik olmayan kültürel(dil, folklor vb) ortaklıklara dayalı coğrafyalar mümkün. Yeter ki tarihi geriye değil ileriye taşımak iddiası olsun. Bildik ütopyalardan farklı yeni umutlar eşitlikler özgürlükler vaadi olsun.
Serdar EREN
25.01.2013

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes