Ana içeriğe git

Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Bumerang: AKP-Cemaat Çekişmesi ve İzdüşümleri

Aynı ideolojik damardan beslenenlerin ahlakı da aynıdır..
Her kesimin kendine özgü öncelikli gündemleri var elbette ama aynı zamanda ülkenin genelinde AKP ile Cemaat arasında herkesi etkileyecek ciddi gelişmelere gebe bir iktidar savaşı sürüyor. Bu konuda söyleyecek sözümüz olmalı..
Başbakan Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın CEO'luğunu yaptığı Çalık Grubu'na ait A Haber’in yayınladığı bir belgeye göre; cemaat tarafından üyelerine dershanelerin kapatılma girişimine karşı her türden yöntemi kullanmalarını salık veren talimatta bulunuldu. Bu belgede herkesin bir twitter hesabı açması, hesabı olanların ise ikinci bir hesap açarak tweet atması, özellikle hangi saatler arasında tweet atılacağı ve açılan twitter profillerinde mutlaka bir resim olması da talimatlar arasında geçiyor.
Buna karşılık olarak AKP’nin de vekil ve bakanlarına "cemaatle dalga geçin" talimatı verdiği biliniyor. Bu yönde hazırlanmış bazı tweetler sürekli paylaşılarak propaganda yapılıyor. AK Parti; Bakanlardan yancı tv ve gazete propagandistlerine kadar, dershane kapatmak için yürütülen kampanyaya katılma, cemaati sindirme talimatı verdi. Talimat metninde, hazır kalıp hakaretamiz ifadeler, çarpıtılmış sözler ve kara propaganda metinleri yer alıyor. AKP, cemaati dalga geçilebilen bir konuma sürükleyerek, cemaati ve taleplerini hafifletmeye çalışıyor. Cemaat AKP’ye “firavun” derken, AKP’de cemaatin arkasında İsrail’in olduğu temasını işliyor.
Bunları okurken iç yakıcı bir gerçeği hatırlayalım; bu iki yapının birbirine söylediklerini bir süre önce onlara söyleyenlerden kimisi şu anda içeride ya da işsiz, kimisi de sokak ortasında dövülerek, gaz kapsülüyle başlarından vurularak öldürüldüler!..
Bu Çekişmede İlk Akla Gelenler.. Bu iktidar savaşını daha iyi okuyabilmek için detaylı bir ekonomi-politik analize ihtiyaç var ancak ilk elden altı çizilmesi gereken hususlar kısaca şöyle:
Birincisi.. ABD’nin, özellikle ekonomi ve dışişleri alanında çuvallayan ve çöküş sinyalleri veren AKP’yi gözden çıkarma eğilimine paralel olarak, paravan bir yapılanma olan cemaatin bir konumlama değişikliğine yönelmesi olağandır. 12 Eylül cuntacılarına övgüler düzerken ve devamındaki tüm iktidarlarda da aynısını yaptı cemaat. Güçlüyken yanındaydı, zayıflayınca mesafe koydu veya karşısında oldu. Dolayısıyla, dershane kapışması tarihsel kökleri de olan bu derinlikli sürecin sadece görünen kısmıdır. CIA projeleri her zaman görünenden daha derinlikli olmuştur. Ve bir taşla bir kuş vurmaz!..
İkincisi.. Yıllık 5 milyar civarında cirosu olan bu sektörünün önemli bir kısmını elinde tutan cemaatin para ve insan kaynağı dershanelerdir. AKP, kendisiyle yol ayrımına giren cemaati belkemiğinden vuruyor. Her alanda ülkeyi yeniden dızayn ederken kurdukları ittifak sonrasında daha fazlasını hedefleyen cemaatin finans ve insan kaynağını çökertmeye çalışıyor. Yıllardır karşılıklı alan açma üzerine kurulu ‘iktidarla ittifak’ aşamasından ‘iktidarı paylaşma’ aşamasına geçmeyi hızlandıran cemaatin önünü kesmeye çalışıyor.
Oysa AKP-Cemaat koalisyonu; alıştıra alıştıra, satın ala ala, kandıra kandıra, sindire sindire yürüyordu. Çıkarlar çatışınca, içlerindeki canavar bu kez birbirleri için uyandı. İşte burjuva ahlakı budur!..
Üçüncüsü.. Bir süredir yöntemleri şuydu: Bir yandan feodal, tutucu ve fırsatçı bir kesimi yanlarına çekmek, diğer yandan ise hakları için mücadele eden onurlu kesimlerin direncini ya doğrudan saldırarak ya da içeriden “sol” çıkışlarla kırmaktı. Özellikle 2010 yılı referandum döneminde “Darbelere ve askeri vesayete karşı çıkma” adına iktidarı “soldan” destekleyen, sınıfsal gerçekliklerden umudunu yitirerek soluğu etnik milliyetçilikte ve iktidarın paravan yapılarında alan liberal-sol bir akımın kıskacı altındaki ülke siyaseti ciddi bir fikri karışıklık ve savrulma yaşadı. Bu akımdan etkilenenler için AKP-Cemaat kapışması, dersler çıkarmaları gereken ciddi bir kavşaktır ve kopuşu sağlayabilecek bir turnusol kağıdıdır!..
Kötülük, bumerang gibidir.. Kötülük, gözü dönmüşlüktür, hoyratlıktır, cüretkarlıktır, ölçüsüzlüktür, özensizliktir. Kötülük, ucu açık bir cümle gibidir; o cümlenin nerede ne zaman biteceği, nerede ne zaman kimi vuracağı belirsizdir ve nihayetinde döner dolaşır sahibini vurur.
Ülkeyi saran neo-liberal kötülüğün izdüşümlerine gelecek olursak.. AKP’ ve cemaat zamanında ortak düşmanlarına karşı yaptıklarının aynısını şimdi de birbirlerine karşı yapmaktalar. Bunu görebilenler, bu veriler ışığında kendi camialarına dikkatle baktıklarında; hangi eğilimlerin aynı özellikleri taşıdığını, aynı ucuz numaralara bel bağladığını bir çırpıda göreceklerdir. İdeolojileri, etik algıları, dilleri ve kullandıkları argümanlar, bugün AKP-Cemaat çatışmasındaki çizgiyle bire bir aynıdır. Esinlendikleri ve yedeklendikleri ideolojik ve ahlaki damar tamı tamına budur.
Kişileri ve yapıları itibarsızlaştırmak için iftiralar atan, hedef gösteren, her türden kara propaganda yöntemiyle toplumsal aklı yönlendirmeye kalkan, bilgi kirliliğiyle toplumu oyalayarak önceliklerinden uzaklaştırmaya çalışan ve gerçekleri perdelemeye uğraşan tutum ve davranışlar, AKP-Cemaat çatışmasının aslında en yalın izdüşümüdür. Dalga geçme, seviyeyi düşürme, kara propaganda yürütme, sahte isimlerle gizemli senaryolar kurarak şüphe rüzgarları estirme, hedefini itibarsızlaştıracak-sindirecek kurgular kurma, hakaretamiz ifadeler, çarpıtılmış sözler ve kara propaganda metinleri düzenleme v.b. yöntemleri bire bir aynı. İkiz kardeş gibiler!..
Arkalarında bir güç olmadan bir adım bile atamayanların ölçüsüzlük hali, herkesi kendileri gibi bilmelerinin ötesinde aslında ideolojileriyle ve o ideolojinin ahlakıyla ilgili bir durumdur. Hiçbir şey yapmaya gerek yok, kimlerle yükseldilerse, onlarla düşecekler.
Bu keşmekeşin biz neresindeyiz.. Hiç kuşkusuz, eğitimin eşit, bilimsel ve parasız olmasını hedefleyen bizler bu iktidar savaşının tarafı değiliz. Çocuklarına iyi bir eğitim ve gelecek sunmak isteyen emekçilerin kanını emen rant ekonomisinin bir parçası durumundaki dershaneciliği savunanlar ile başka bir rant alanı açmayı savunanların birbirleriyle çekişmesi, yoksul ve kimliğinden yoksunlaştırılmış halkların taraf olması gereken bir konu değildir.
Bizler, hiç bir etnik ve dinsel temele dayanmayan, halkların varlığının kamusal güvenceye alındığı, emek ve kimlik bilincinin bütünlüklü zeminlerde hayat bulduğu, üretenlerin yönettiği eşitlikçi, özgürlükçü bir demokratik halk cumhuriyeti istiyoruz. Hem burada hem de Kafkasya’da.
Bu nedenle, egemen ilişkilere paçasını kaptırmamış, egemen lütuflara minnet etmemiş, “Candan önce onur gelir” diyenlerin, detay ayrışmaları bir kenara bırakıp ilkesel temellerde birleşmesi, içeriden sallanan bu kokuşmuş düzenin tekerine hep beraber çomak sokması ivedi bir durumdur. ‘Yönetememe krizi’ nesnel koşulların olgunlaşması ise, öznel koşulları olgunlaştırmak boynumuzun borcudur.
Volkan Düzenli
18/11/2013
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes