Ana içeriğe git

Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

LİBERALİZM, NEO-LİBERALİZM ve TÜRKİYE SÜRECİ-2

Liberalizme ve ülkemizdeki izdüşümlerine genel hatlarıyla yaklaşan yazının ikinci bölümünde ise; “Neo-Liberalizmin Halklara Hileli Bakışı ve Yöntemleri” ve “Neo-Liberal Sürecin Günlük Hayata Kattığı Bazı Kavramlar ve Tipler” başlıkları altında konu ele alınmaktadır. DÇH-İletişim Birimi
    LİBERALİZM, NEO-LİBERALİZM ve TÜRKİYE SÜRECİ-2
NEO-LİBERALİZMİN HALKLARA HİLELİ BAKIŞI ve YÖNTEMLERİ
Neo-liberalizm, geçmişte küresel sistem için geçer akçe olan ama artık hükmünü yitiren, ihtiyaç olmaktan çıkan ulus-devlet anlayışı gibi, günümüz kapitalizminin bir iç dinamiği olmakla birlikte, sisteme koltuk değneği olma yanıyla da benzerlik içermektedir. Ve bir o kadar da hilelidir.
Tüm dünyada ve ülkemizde küresel aktörler, halkların taleplerini etnik milliyetçiliğe indirgemek, sistem içi mecralara sürükleyerek emek mücadelesinden koparmak ve bu doğrultuda toplumsal algıyı yönlendirmek için düşünce kuruluşları(think tank) aracılığıyla milyonlarca dolarlık yatırımlar yapmışlardır. Ve halkların içinden paravan ilişkilerle adımlarını güçlendirmişlerdir.
Bugüne kadar sınıf eksenli hareket eden bazı yapılar da ne yazık ki sınıfsal bakışı “kabalaştırıp”, “kimliğinden yoksunlaştırılan” kesimleri görmezden geldi. Aynı şekilde, “kimliğinden yoksun” kişi veya yapılar da sınıfsal bilinci yok saydı, önemsiz kıldı. Egemenler, her iki durumu birbirinin karşısına koydu ve “karşıtlığı” körükledi. Emek kesimini/halkları bu yöntemle sürekli böldü. Sınıfsal bakanlar kimliğinden yoksunlara, kimliğinden yoksunlar da sınıfsal bakışa uzak durdu. Emek ve kimlik sanki birbirinin bir alternatifi, rakibi, ikamesi gibi bir algı yaratıldı. Oysa, emek ve kimlik birbirinin tamamlayanıdır.
Neo-Liberalizme Karşı Küresel Direnişin Temel Dinamiği.. Emek ve kimliğin esas itibariyle birbirine etle tırnak gibi olan bağını güçlendirmek ve bunun üzerinden bir siyasal alan geliştirmek, egemen politikaların geri püskürtülmesine neden olabilecektir. Egemenlerin servis ettiği bu yanılsamalı durumu, bu egemen düzeneği dağıtmak gerekiyor. Yoksulları ve yoksunları, aynı siyasal zeminde bütünleştirmek ivedi bir görev olarak önümüzde duruyor. Anti-kapitalist mücadeleye bütünlüklü bakıp, öncelik-sonralık sıralaması veya hiyerarşik bir ayrım yapmadan yoksulluğa da yoksunluğa da eşit ilgiyle yaklaşmalıyız.
Egemenler, toplumsal kodlama yaparken bazı kavramları ve tiplemeleri sürekli kullanmaktadır. 
NEO-LİBERAL SÜRECİN GÜNLÜK HAYATA KATTIĞI BAZI KAVRAMLAR ve TİPLER
“Muhafazakar-Demokrat”: Tarihsel kökleri ABD-Türkiye ilişkilerine dayanan ve günümüzde ABD tarafından Türkiye’ye biçilen “Ilımlı İslam” gömleğine paralel olarak büyütülen bu çizgi, kent-kır arasında türeyen arabesk kültürü anımsatmakla birlikte, tamamen üretim ilişkilerinin ve egemen ideolojinin ihtiyacı temelinde oluşturulmuştur. Öksürük şurubunun içine renkli ve tatlı bir madde katılarak yutulur hale getirilmesi gibi, neo-liberalizmi ve çevresinde kümelenenleri halka yutturmak için de tıpa tıp aynı yönteme başvurulmuş, “Muhafazakâr”ı yutmamız için “Demokrat” tatlısı katılmıştır. Geleneksel değerlere körü körüne bağlı olan, dini ve milli değerleri egemenlerin çıkarları için eğip büken bir “muhafazakar” algının, ne derece demokrat olabileceğinin cevabı, ülkenin sadece son 30 yılındaki ekonomik ve sosyal adaletsizliklere bile bakılarak verilebilir.
Pek çok insan krallara kızar, ama kraldan çok kralcılara çok daha fazla kızar. İşte onlardan iki örnek:
“Liberal Solcu-Liboş”: Neo-liberalizmin gelişim sürecine en çabuk ve en kolay ayak uyduran figürdür. Terk ettikleri geçmişlerine bıkmadan, usanmadan düşmanlıklarını istikrarlı bir şekilde sürdürürler. Terk ettiğini söylemeden saldıranlar da var aralarında. Daima güçlünün önünde el pençe divan duran, yaşamını sürdürmek için şartlar ne olursa olsun hızlıca araziye uyum sağlayan, kendini asla riske atmadan yaşamayı geçer akçe sayan bu tiplere aynı zamanda “rüzgar gülü” de denir. Bugünkü siyasal düzlemde kimlere rahatça küfredebilir, kimlerin yanında veya karşısında olunması gerekir bunu iyi bilir, bunun hesabını iyi yapar. “Liberal-sol” da denilen bu çizgide etik, tutarlılık ve toplumsal sorumluluk gibi değerleri aramak, nafile bir çabadır. Sisteme zararsız örgütlenme biçimlerine dem vursa da, öz itibariyle örgütsüzlüğü mutlaklaştırır. Toplumsal algıyı ve mücadeleyi kendi algısıyla ve kendi cesaret çıtasıyla sınırlayan bir yarı-aydındır. Egemenlere kendisini beğendirme güdüsünü her daim canlı tutar. Beslendiği neo-liberal zemine herkesi çekmeye çalışması, birinci derecede varlık koşuludur. Sosyologların, siyaset felsefecilerinin incelemesi gereken “liboş”lar, sınıfsal gerçekliklerden umudunu yitirerek soluğu egemenlerin kollarında almış bir siyasal-sosyal yenilgi figürüdür.
“Dönek”: İkiz kardeş kadar yakın olduğu “Liboş”lardan çok daha fevridir. Yeni katıldığı çevreye kabulünü hızlandırmanın geçmiş dönemine demediğini/yapmadığını bırakmamaktan geçtiğini düşünen figürlere genelde “dönek” denmektedir. Dürüstçe “Benden bu kadar” deyip kenara çekilenlere sözümüz yok elbette ama doğrudan karşı tarafa geçenlerin ruh hali psikiyatrinin inceleme konusuna girmektedir. “Dönek”lerin itirafçı hali, sadece diz çöktükleri sorgu odalarında değil hayatın her alanındadır. Farkında olduğu suçunu perdelemek için sürekli hedefler arayan-bulan bir iftiracı klasiğidir. İktidar yancılığının, siyasal arsızlığın kaşarlanmış halinin ülkemizdeki şanlı bir temsilcisi olarak görülürler. Kazançlı çıkmadığı yeri terk etme hızı neredeyse ışık hızına yakındır. Başarısızlığa ve ilgisizliğe tahammülü yoktur. Kendi ihtiyaçlarını toplumun ihtiyacı gibi servis etme yönleri çok güçlüdür. Yenilgi dönemlerinde kim şefkat gösterirse ona yanaşır. “Toplumsal kurtuluş” evresinden akılcılaştırma manzumeleriyle “bireysel kurtuluş” evresine geçişin en somut örneklerinden biridir. Suçu şartlara, diğer arkadaşlara, “aptal” insanlara vs. atıp kendilerini haklı çıkarmaya veya kurtarmaya çalışırlar. Kendini yükseltmenin koşulunu, geçmişlerini yerin dibine batırmakta görürler. Öyle ya, “Geçmişin, içinde olduğun her şey bu kadar kötüyse sen nasıl bu kadar akıllı ve iyi kaldın” diye soran yok nasıl olsa. Geçmişleriyle ‘yüzleşme ve hesaplaşma’yı siyasal bir muhasebeden çok ‘arabesk bir iç dökme’ işi olarak görürler. “Öğreten adam” edasıyla verdiği fikirler her köşe başında her daim değişir ama fikir vermekten asla vazgeçmez. Her sıkıştıklarında geçmiş yaşamlarındaki düşüncenin cephaneliğinden araklamalar yaparlar. Hiç umulmadık bir anda “herkesten çok solcu” olursa şaşırmamalı, kesin bir hesabı kitabı vardır. Geçmişinden dolayı sol terminolojiyi biliyor veya gerektiği yerde anımsıyor olması, yeni hayatındaki düşünce akrabaları tarafından hep kullanılagelmiştir. Zira, “dönek”lerin kabe yaptığı kapitalizme göre mal-meta, canlı veya cansız ticari nesneye denir. Malın bir sahibi vardır ve mal sahibi ‘benim malım’ der ve bu malı sonuna kadar kullanma hükmüne sahiptir. Bir “liboş”un sahibi nezdinde anlamı ve değeri tamı tamına budur!..
1. ve 2. bölüm için son söz yerine;
Büyük-küçük, örgütlü, örgütsüz bütün muhalefet unsurlarıyla geliştirilebilecek halkın sorumluluk hareketi; dili, dini, mezhebi, rengi, cinsiyeti ne olursa olsun, küresel sömürüye ve tüm izdüşümlerine karşı eşitliğin egemen olduğu bir dünya için emek-kimlik bilincinin bütünlüğüyle küresel direnişi ve dayanışmayı örerek, egemenlerin hesabını halklar lehine bozacaktır.
Neo-liberalizmin nimetlerine ve hilelerine diz çökenler değil, minnet etmeyenler, “insan kalmak” isteyenler kazanacak!..
Volkan Düzenli
28/11/2013
 

Yorumlar

Daha somut

Aralık 2, 2013 yazan Konuk, 6 yıl 46 hafta ago
Comment: 1752

Neo-liberal süreci başlatan ve geliştiren güçlerin halklara hileli yaklaşımlarını kimlere kullanarak yaptıkları ikinci başlık altında belirtilmiş. Bu tespitler ülkedeki tüm halkları bağlamaktadır ama "muhafazakar-demokrat", "liberal sol" ve "dönek" olarak hizmet edenler Çerkes toplumu özelinde daha somut örneklemelerle günü ve zamanı geldiğinde dile getirilmelidir. Önce neo-liberal bataklığı anlattınız, sıra sineklerde. Sineklerin hangi kaynaklardan nasıl beslenerek aramıza "truva atı" olarak girdirilmesini netleştirme durumuna bilgi-belge aktarımı yaparak destek olmaktan onur duyacağız. Saygılar, Tsey Muharrem

Kafkasya da farksız

Aralık 2, 2013 yazan Konuk, 6 yıl 46 hafta ago
Comment: 1751

Kafkasya'nın genelini görmüş ve belirli aralıklarla yaşamış biri olarak kanaatim şöyle; yazının birinci bölümünde neo-liberal sürece dair dile getirilen Türkiye tespitleri doğal olarak bire bir Kafkasya ile aynı olmasa da, ikinci bölümde bahsedilen; neo-liberalizmin Türkiye'de halklara hileli bakışı ve günlük hayatımıza girdirdiği bazı kavram ve tipler emin olun Kafkasya ile nerdeyse bire bir aynı. Umarım, Kafkasya ve Türkiye halkları bu gerçekleri ve benzerlikleri görür ve gerekli itibarı gösterir. Sohum'dan selamlar.

yeterli ilgi

Aralık 2, 2013 yazan Konuk, 6 yıl 46 hafta ago
Comment: 1750

Sayın Yazar, birinci bölüm de dahil olmak üzere, bu türden analiz yazılarına, teorik bilgilere günümüzde yeterince ilgi gösterilmiyor ne yazık ki. İnsanların geneli daha çok ayaküstü tüketecekleri şeylere, fazla kafa yormaya gerek olmayan işlere rağbet ediyor. İnsanlık tarihini ve bilgi için ödenen bunca bedeli yok sayan bu gidişata karşı kaleminizi her daim işler tutmanızı diliyorum. Özellikle de bu yazının ikinci başlığı altında dile gelen, somut durumları ve gerekçelerini iyi gözlemleyen birikime her daim ihtiyaç var. Lütfen, yılmadan ve bezmeden daha da ayrıntılara girin. Emeklerinize sağlık.

Emek-Kimlik bilinciyle bir çıkış

Aralık 2, 2013 yazan Konuk, 6 yıl 46 hafta ago
Comment: 1749

Merhaba, yazının birinci bölümünü dikkatle okuyan ve ikinci bölümü merakla bekleyenlerdendim. İkinci bölüm, sadece tespit ve eleştiri ile kalmamanın, alternatif öneriler getirmek gerektiğini ve birinci bölümde dile getirilen süreçlerin ne gibi kavram ve tipleri hayatımıza enjekte etmeye çalıştığını göstermiş. Gerçekler için, halklar için enerji harcayan tüm dostlara selamlar. Naim.

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes