Ana içeriğe git

Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     DÜN MADIMAK'I YAKTILAR, BUGÜN HER YERİ!Devam oku     21 MAYIS Soykırımdır, Sürgündür, Asimilasyondur!Devam oku     1 MAYIS’ta Emeğimizle ve Kimliğimizle Varız!Devam oku     KAFFED BAŞKANI YAŞAR ASLANKAYA’NIN AKP'YE TRANSFERİ HAKKINDA!Devam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

AKP-Cemaat Çatışmasına Yedeklenmeden Yürüyebiliriz!..

Ülkeyi derinden sarsan ve artarak devam etme potansiyeli taşıyan gelişmelerin olduğu bu dönemde, kesin ifadeler kullanarak bir süreci mutlaklaştırmak, olmadık bir konumlanışa sürüklenmeyi de beraberinde getirebilecektir. Bu koşullarda, olabildiğince serinkanlılığı koruyarak bir değerlendirme yapmak daha sağlıklı görünüyor.
Üzerinde en çok tartışılan kısımdan başlamakta yarar var.. “Cemaat AKP’yi bitiriyor, çünkü küresel güçler için Türkiye’ye yeni bir model gerekiyor” gibi bir tespitin, fazlaca kestirme ve eksik olduğu kanısındayım. Aslında, “Yeni bir model” gerekmiyor, tam tersine son 10 yılın “Neo-liberalizmle bütünleşmiş İslam” modelini daha risksiz yürütecek, daha kontrol edilebilir ve neo-liberal değerlere daha bağlı yeni bir koalisyonla devam edilme olasılığı daha yüksek görünüyor. Biriken toplumsal öfkeyi sönümlendirmek için de sol görünümlü bir dolgu aracı(muhtemelen sürecin ihtiyacına göre güncellenen CHP) hazırlanıyor. Bu dolgu ile uyumlu yürüyen bir “merkez sağ” koalisyonu, sistemin tıkanmasına karşı büyük olasılıkla bir panzehir olarak küresel hesaplar içinde ağırlıkla yer alıyor.
Bu yönelimi esas aldığımızda; AKP’ye, Cemaate, kullandıkları araç ve yöntemlerine yedeklenmemek ve bir reaktif kolaycılıkla olmadık yerlere sürüklenmemek gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.
Öncelikle, “şunlardan bir an önce kurtulalım da ne olursa olsun, kim kurtarırsa da kurtarsın” gibi bir yaklaşımın, egemen gündeme tümüyle teslim olmuş bir yaklaşım olduğunu ve eninde sonunda yedeklenmeye varacağını görmek durumundayız. Üstelik, bu iktidar krizinin arka planında “Türkiye’yi Erdoğan’sız bir AKP’ye hazırlama” planlarının yattığını, sistemin “günah keçisi, kötü çocuk Erdoğan”ı devre dışı bırakarak kendisini temize çekme çabası içinde olduğunu da görmek gerekiyor.
Ekonomik ve siyasi boyutu olan bu çatışma aslında Gülen cemaati ile AKP arasında değil, esas kavga “AKP’yi daha uygun” hale getirmeye çalışan ABD ile “güç sarhoşluğu”na giren AKP arasındadır. Cemaat, yolsuzluk ve çatışmayı derinleştiren “dershane krizi” gibi şeyler buna araç olarak kullanılıyor.
AKP, nasıl geldiyse öyle de gidiyor. İşi bittiğinde aynı şey cemaate de olacak.. Şah, piyonları gerektiğinde ileri sürüyor, gerektiğinde de oyun dışına alıyor. Piyonlara olduklarından fazla anlamlar yükleyerek salt piyonların hedeflenmesi, şahın işine gelir. Ama piyonları da es geçmemeli.
Erdoğan’ı tanıyoruz, kendisinin de hedef alındığı bu operasyonu her zamanki gibi bir mağduriyet gerekçesi ve tabanını sıkılaştırma vesilesi olarak kullanacaktır, etkili bir karşı atak yapacaktır. Ancak Erdoğan artık ülkeye belirsizlikler yükleyen, iktidar vasıtasıyla yaygınlaşan çürümüşlüğü kamufle etmeye çalışan biri olduğunu daha fazla perdeleyemez.
İnkar etmek ve kendi yaptıklarını hep başkalarına yüklemek AKP’nin genel tarzı. AKP hep inkar etti. İnkar taktiği tutmayınca da, mezhepsel veya etnik gerilimlere oynuyor, atağa geçiyor, saflarını sıklaştırmaya çalışıyor. Ama bu kez tüm bilindik taktikleri tutmayacağa benziyor. 
Cemaati de tanıyoruz. Halkın beklenti ve umutlarını kemirme noktasında uzman olduklarını her adımlarıyla gösteriyorlar. Öyle ya; bir cemaate, bir çıkar grubuna, bir egemen ideolojiye bağlı olan bir kişi veya yapının, sadece kendisine dokunulduğunda ortaya koyduğu “temiz toplum” söyleminin inandırıcı olması beklenemez.
Her iki aktör açısından da bakarsak; ‘amaca ulaşmak için her yolu mübah’ görenlerin nasıl hastalıklı anlayışlar ürettiğini, bu iki aktörün yandaşlarının bu yoz anlayışın en görünür kısmını teşkil ettiğini gözlemliyoruz. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar; AKP’nin yumuşak karnına vurarak hiç kimsenin karşı çıkamayacağı “temiz toplum” söylemi üzerinden operasyonların şekilleniyor olması, ne operasyoncuları ne de AKP’yi temize çıkarabilir. Ülkeyi, ABD’nin hesaplarına göre yeniden dizayn ederken ne yaptılarsa yıllarca birlikte yaptılar. Birlikte güçlendiler. Bunlar kolay unutulacak şeyler değil..
Diğer taraftan, küresel güçlerin ihtiyaçları ve beklentileri temelinde iktidara taşınan bir AKP’yi, salt Erdoğan’dan ibaret görmek, AKP’ye emperyalistlerin verdiği önemi ve görevi hafife almakla eşdeğerdir. AKP’nin iktidarda ne yapacağı, iktidara nasıl geldiğiyle doğrudan ilgiliydi. Bugün, “AKP’ye alternatif daha makul bir AKP zihniyeti” üzerinden bir iktidar arayışında da aynı yol-yöntem izleniyor.
Egemen kurgulara yedeklenmemek politik bir sınavdır.. Bugün olanları ve aktörleri doğru okuyamayanlar, nesnel gerçekliği kendi algılarına uyumlu hale getirme gibi bir yanılgı içerisindeler. Bu nedenle, sürecin sadece bir yanına odaklanıyor ve nihayetinde aktörlerden birine kolayca yedeklenebiliyorlar. Bu sürecin “CIA, İsrail operasyonu” olduğunu söyleyenler hırsızlığın, yağmanın üzerinden garip bir rahatlıkla atlarken ve “hırsızlık” vurgusunu vicdan istasyonu kıvamındaki “ama”lardan önceye bırakırken, sadece yolsuzluklara odaklananlar da “küresel güçlerin belirleyiciliğini, ihtiyaç ve beklentilerini” göz ardı ediyorlar. Elbette bu tespit; AKP’den veya Cemaatten beslenenleri, diyet borcunu ödeyenleri, ellerindekileri kaybedecekleri korkusuna düşenleri, bir güç odağıyla paralel düşünmeyi otomatiğe bağlayanları, “Milyonlarca emekçi ve kimliğinden yoksun bu işin neresinde?” sorusundan ürperenleri, “görev başında” olan yancıları ve pragmatizmi kılavuz edinen küçük burjuva özneleri kapsamıyor. Onların hali çok daha vahim..
Yağma ve talan kapitalizmin aksayan yanı değil, temelidir.. Sistemin geçici bir aksaklığı gibi gösterilen bu sürece otomatiğe alınmış reflekslerle tepkiler geliştirmek, kliklerden birinin ekmeğine yağ sürme durumuyla yüzleşmeye neden olacaktır. Bu nedenle, sokakta veya herhangi bir yerde bu sürece karşı çıkıyorsak, Cemaat kullanılarak yapılan operasyonların gerçekleri daha görünür kılmasından dolayı değil, on yıllardır aynı şeyleri söylüyor olmamızdan dolayı çıkmak gerektiğidir. Bunun da yolu, emek örgütleri ile beraber hareket etmekten geçiyor. Emek kesiminin yarattığı mecra, süreci anlaşılır kılacak, kafa karışıklıklarını giderebilecektir.
Biz yok sayılanlar, biz ayakkabı kutularını doldurmak için kursağındaki ekmek alınanlar için ne AKP ne Cemaat ne de sistemi tamir etmek için elinden geleni yapanlar bir seçenektir. “AKP veya Cemaatten başka alternatif yok, kriz gelir” üzerinden aklı çelmelenen kitleler için üçüncü yol açılıyor. Gözünü, kulağını, AKP’nin veya Cemaatin medyası yerine, gerçekte ait olduğu yöne doğru çevirenler için bunu görmek oldukça kolay. Zira, “örgütlü cehalete” karşı bilimsel olgularla ve tarihsel deneyimlerle yola çıkmalıyız. Zordur, çaba ister. Ama, kalıcıdır.
Emeğini ve kimliğini dert edinenler olarak, “AKP mi haklı, Cemaat mi haklı” sorusuyla oyalanmayalım, başımıza yeni bir çuval örülmesini beklemeyelim. Herkesin yolu da yordamı da belli.
Volkan Düzenli
28/12/2013
 

Yorumlar

Kırk Katırmı, Kırk Satırmı

Aralık 31, 2013 yazan Konuk, 6 yıl 42 hafta ago
Comment: 3920

Volkan bey, yazınızda belirttiklerinize paralel olarak bir kaç örnekleme yapmak istiyorum.Bakıyoruz 17 Aralık' tan bu yana iktidar yandaşı olmayan bir kaç tane görsel ve yazılı medya kuruluşu kaldı fakat maalesef onlar dahi neredeyse cemaatçi kesildiler.AKP' ye tepki gösterirken neredeyse cemaati el üstünde tutacaklar. Hani eskilerin sık kullandıkları bir deyim vardır, kırk katır mı, kırk satır mı diye; herhalde biz toplum olarak ikisinden de vazgeçemiyoruz, yok olmadı mı o zaman da bir 10 yıl da, yazınızda belirttiğiniz dolgu malzemesini kullanırız. HUPŞI Adnan ARSLAN

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes