Ana içeriğe git

EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     Güncel.. 'Adnan Hoca’dan ‘ahlaksız’a nasıl geldik!Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

SOÇİ OLİMPIYATLARI YAKLAŞIYOR!..

Soçi'yi Belirleyen Faktörler ve Emperyal Pazarlıklar
Bu konuya farklı çevrelerin bakış açılarını ve faaliyetlerini yakından takip eden biri olarak; ”Soçi Olimpiyatları”nın 4 ana dayanaktan oluşan temel niteliklerinin yeterince öne çıkarılmadığını, politik eğilimlere göre meselenin salt bir veya birkaç yanına ağırlık verildiğini düşünüyorum.
Kısaca değineceğim 4 temel faktör üzerinden Soçi’yi daha iyi anlayabilir ve daha iyi anlatabiliriz. Birinci temel faktör; Çerkes/Kuzey Kafkas halklarının tarihsel gerçeklerinin ve taleplerinin yok sayılmasıdır. Özensizlik diz boyudur. İkincisi; Rusya’nın ekonomi-politik durumunun, kapitalistleşme sürecinin, neo-liberal aşamasının Soçi’deki talanı ve rantı belirleyen etken olmasıdır. Üçüncüsü; ABD ve AB gibi küresel aktörlerin, Kafkasya’daki malum hedefleri için ”Soçi Olimpiyatları”nı kullanmasıdır. “Kafkas Baharı”nı hayata geçirmek için, bölgedeki uzantılarıyla birlikte süreci istismar etmeleridir. Dördüncüsü ise; bölgedeki tarihsel-kültürel dokunun, doğal çevrenin talan edilmesi neticesinde, barışın ve kardeşliğin sembolü olarak görülen ‘‘olimpiyat ruhu’ ile ciddi çelişkilerin olmasıdır.
Bu 4 temel faktörün her biri tek başına önemli olmakla birlikte, tüm faktörlere bütüncül bakmama, birini diğerinin önüne koyma lüksümüzün olmadığı kanaatindeyim.
Kısaca değindiğim 4 faktör, DÇH’nin deklarasyonunda, “Soçi ve Çerkesler” panelinde ve diğer yazar arkadaşların yazılarında ele alındı. Bu çerçeveden uzaklaşmadan birkaç konuya değinmek istiyorum.
SOYKIRIMIN ve SÖMÜRÜNÜN İZLERİNİ ÖRTMEK İÇİN KULLANILAN HER ARACA HAYIR!..
Soçi Olimpiyatları için, bir başına olimpiyat diyebilmek eşyanın doğasına aykırı bir durum. Zira, hazırlanması(tezgahlanması da diyebiliriz) ve yürürlüğe konulması, başlı başına üzerinde durulması gereken bir durumu işaret ediyor.
Rusya için Soçi Olimpiyat -oyun-ları, soğuk savaş sürecinin sona ermesiyle uğradığı hezimetin, dağılma sürecinin tamamlanmasının ardından girdiği “toparlanma süreci” sonrasında, Emperyalist Batı ile bazı alanlarda kaybettiklerinin telafisi amacıyla yaptığı önemli pazarlık konularından birisini oluşturur. Batı’nın desteğiyle güçlenip saldırıya geçen ‘Gürcistan Faşizmi’ enterne edilip, arkasından gündeme konulmuştur. Bu hamleyle Ruslar, geçmişlerinde bir “kara leke” olarak duran soykırımın izlerini silecek ve “kanlı” ellerini yıkayacaktı.
Bu pazarlıklar sürecinde bir kez daha görüldü ki, Batı Emperyalizminin “İnsan hakları, soykırım” vs gibi bir dertleri yok, varsa yoksa ekonomik çıkarları. Nitekim, Olimpiyat bölgesinde yapılacak işlerin büyük bölümü, daha Olimpiyatların nerede yapılacağına resmen karar verilmeden kimlere “ulufe” olarak verileceği kararlaştırılmıştı.
Herkes payını aldı, sıra olayın halklar üzerinde oluşturacağı tepkileri minimize etmeye gelmişti, bunun için de karşılıklı harekete geçildi. Kukla Gürcü Parlamentosu’na “Soykırım” kararı aldırılarak, bu duruma “sazan” misali atlayan işbirlikçiler üzerinden, Kafkas halklarının bir bölümü daha işin başından ayrıştırılıp, devre dışı bırakıldı. Kalanlar içinse, yaratılan bilgi kirliliği ortamından da yararlanarak, akıl çelmeleyici  hamlelere girişildi. Genel olarak bu karışıklığın sürdüğünü söylemek mümkün.
Atalarımızın mezarları üzerinde yapılacak bir Olimpiyat konusuna karşıtlık noktasında dahi, Kafkas halklarına ait örgütlenmelerdeki “kafa karışıklığı” bugün bile kendisini göstermektedir.
Meselenin şu kısmı iyi bilinmelidir ki; bir emperyal güce yaslanarak, diğerine karşı mücadele etme yöntemi, başlı başına hastalıklı bir yaklaşımı gösterir. Zira, emperyallerin “uzlaşmaları”, çıkarları verildiği an da gerçekleşir ve eklentik politikaların özneleri her daim açıkta kalır. Bu hep yaşanıyor. Ama artık “yeter” deme zamanıdır..
OLİMPİYATLAR ENGELLENEBİLİR Mİ?..
Böyle bir olasılık, daha Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) kararını vermeden neredeyse ortadan kaldırılmış durumdaydı. Gelinen noktada ise olanaksız görünüyor. Çok daha büyük bir “çıkar” söz konusu olmadığında, engelleyicilere ilk başta ‘SAM Amca’ karşı duracaktır.
2011 yılında FEC tarafından gerçekleştiren AP etkinliğinde konu gündeme getirilmiş, panelistlerden Hamburg Müze Müdürü Prof. Köpke durumu net olarak özetlemişti: “Engelleyemezsiniz, ancak yapacağınız sürekli ve dinamik etkinliklerle, Dünya’nın gündemine, yapılan soykırımı taşıyabilirsiniz.”
Dünyanın değişik ülkelerindeki diyaspora örgütlerimizin düzenlediği “protesto eylem ve aktiviteleri” fazlaca etkili ve yoğun bicimde olmasa da, sürdürüldü. Gelinen noktada, sona doğru bir kaç adımın kaldığı ve bizlerin ”Soçi Olimpiyatları”nı yapanları, destek verenleri yukarıda değindiğim 4 temel faktör üzerinden eleştirmeye ve tepki geliştirmeye devam edeceğimiz açıktır.
Türkiye’de en büyük kitle örgütümüz olan Kaffed'in bu konuyu daha yoğun ve planlı olarak gündemde tutacağını düşünüyorum. Esasen, değişik yapılar tarafından verilen ve çok cılız kalan tepkilerin, ortak bir kulvar üzerinden yürütülerek, daha “ses getiren” bir söylem ve eylem biçimine dönüştürülmesi ve başarılması gibi bir öncelikli durumla-görevle karşı karşıyayız.
Bizler, Demokratik Çerkes Hareketi’ni oluşturan unsurlar olarak, Atalarımızın mezarları üzerinde Olimpiyat yapılmasına, bölgede gerçekleştirilen inşaatlarla da halklarımıza yapılan  ‘Büyük Soykırım’ın izlerinin silinmesine karşıyız. Bu durumu gerçekleştiren tüm tarafları da lanetliyoruz ama lanetlemekle kalmanın çözüm olmadığını da biliyoruz.
Azmi Berberoğlu
13/01/2014
 
 
 
 
 
 

Yorumlar

Resmin bütünü

Ocak 15, 2014 yazan Konuk, 4 yıl 38 hafta ago
Comment: 4034

Bu yazıdaki tespitlere ve önerilere katılıyorum. Kamuoyunun duyarlılığını artırmak için gösterdiğiniz çabaya, emeklerinize sağlık. Saygılar. Meretko Salih

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes