Ana içeriğe git

24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     “Türkiye gider Mersine, eller gider tersine”: Akkuyu/Sinop… Devam oku     Kastelli’den ‘Dombili’ye: ‘Bizim Çiftlik’ Devam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     Panel: Değişen Rolü ile KadınDevam oku     SÜRGÜNLERİN ULUSU-Serdar Eren Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora

Kullanıcı girişi

Kısacası, Sandığa Gitmiyorum... - Murat Bingöl

Yüksek siyaset her zaman uzağımda olsun istedim. Kocaman kocaman analizler çok anlamadığım ama çoğu kez okuyup bir kenara kaydettiğim şeyler oldu. Şimdi yine yüksek siyasetin her şeye hakim olduğu zamanlardayız. 
Yerel seçimlerde olduğu gibi cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de ikna çabaları her şeyin önüne geçmiş durumda. Kendime, adaylardan birisine oy vermek için gerekçe yaratmaya çalışıyorum, bulamıyorum..
Çevremdeki insanların çoğu çatı adaya oy verme konusunda baştan itibaren kararlılar, beni de O'na oy vermem konusunda ikna etmeye çalışıyorlar. Biraz konuşunca kendileri de kararsız hale gelip vazgeçiyorlar. Demirtaş konusunda pek fazla insan yok çevremde, bu konuda en ısrarcı davranan, 14 yaşındaki oğlum. Kendisinin de aktif olarak katıldığı gezi direnişinin ''darbe girişimi'' olarak değerlendirildiğini anlattığımda sessizleşiyor ve ısrarından vazgeçiyor. Gezi direnişi, oğlumun kimlik dönüşümü yaşadığı, kendine güvenini pekiştirdiği bir süreçti. Eşitliğin, özgürlüğün, dayanışmanın ne demek olduğunu öğrendi. Sokağın ve kendi gücünün farkına vardı. Demokrasi mücadelesinin sandık ve meclisle sınırlı olmadığını gördü. Siz bu direniş için ''darbeyi gördük'' karalaması yaparsanız, yüksek siyasetinize kurban ederseniz, yerel seçimlerde yaşadığınızın bir benzerini yaşarsınız.
Bu süreci birde korkutma edebiyatıyla yürütmeye çalışanlar var, kendilerinin ne yapacaklarından çok kendileri olmazsa nelerin olacağını anlatarak kampanyalarını yürütmeye çalışıyorlar. Sandığı kutsallaştırıp, köprüden önce son çıkış gibi göstermeye çalışıyorlar. Onlarca yıl içerisinde gördük ki, ortada ne bir köprü ne de bir son çıkış var. Bu algı yönetmekten başka bir şey değilmiş.
Bu ülkenin bir insanı olarak yolsuzlukları, hırsızlığı, hukuksuzluğu, baskıyı ve şiddeti tanımlayamıyorum artık. Bütün kutsalların ticari bir emtia olarak para hırsına kurban edilmesi insan aklının kabul edebileceği bir şey değildir. Suriye, Irak, Gazze kan gölüne dönmüşken, tüccar kurnazlığıyla dış siyaset, bu kadar iş cinayeti, Soma katliamı, her gün işlenen onlarca kadın cinayeti orta yerde dururken, ayrıştırma, korku ve baskıya dayalı iç siyaset ve devlet yönetimi küçücük bir sandıkta aklanmamalı.
Bunca hayatı sandığa indirgememe gerekçesi ortada dururken, “Ama” ile başlayan ve “Boykot hiç istemediklerinin işine yarar” ile devam eden bir cümle ben de karşılık bulamıyor, beni sistemi bütünüyle reddetme düşüncemden alıkoyamıyor. Ben bu rutine binen oyunun parçası olamam..
Roboski'nin üzerine atılan onlarca bombanın dumanı hala tüterken, yitirilen canların bedeni soğumamışken, kalekolların yapımı tüm şiddetiyle sürerken ve Medeni Yıldırım'ın gözü üzerimizdeyken, ''Darbeyi gördük'' diyerek ne olduğunu bilmediğimiz ''Barış Süreci'' için Gezi direnişi itibarsızlaştırılmaya çalışılırken, emekçi halkların umudu ve güveni küçücük bir sandıkta sönümlendirilmemeli.
Gözlemleyerek, tartışarak, paylaşarak, gözeterek..
Bilindiği gibi; yaklaşık 1 ay önce DÇH, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini iç tartışmaya açmıştı. Yürütülen tartışmaları, edindiği verileri ve yoğunlukla dile getirilen seçenekleri kamuoyu ile paylaşmıştı. http://demokratikcerkeshareketi.org/node/437
Bu metinde dile getirilen seçenekler arasında boykot içerikli “üçüncü seçenek” son 1 ay boyunca daha da haklılaştı. “Bu seçenek, sonuç üzerinde belirleyici olmasa bile, geleceğe sağlam bir ilkesel duruş, siyasi birikim bırakacaktır” cümlesi, karar vermem için yeterlidir.
Emeğimle ve kimliğimle var olmak ve mücadele etmek için sandık düzeneğine ihtiyacım yok.
Kısacası, bu seçimlerde sandığa gitmiyorum..
Murat Bingöl
01/08/2014 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorumlar

AHMET JUĞ

Ağustos 5, 2014 yazan Konuk, 3 yıl 46 hafta ago
Comment: 5047

Siyaset tuhaf iş. "Oyunun kuralı" kavramının pek yerleşmediği, bütün tarafların şu ya da bu şekilde ve ölçüde hile peşinde olduğu, bizimki gibi ülkelerde, siyasetin incelikleri de kolay kavranmıyor. İncelikten geçtim, yapılan işe siyaset denebilmesi için, attığın adımın ya kısa vadede birşeyleri değiştirmesi ya da uzun vade için farklı yönelişlerin temelini atması, birtakım birikimler yaratması gerekir. Oysa bizde siyaset, genel olarak, tarafını belli etmek, kimliğini haykırmak, konumunu korumak demek - tabiî rant üretme ve bunu dağıtma mekanizması anlamına gelmediği hallerde.

Basitçe: Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "boykot yapıyorum" diyen, sadece kendisinin hepimizden ne kadar farklı, özgün, radikal ve şüphesiz daha değerli olduğunu göstermek dışında hiçbir halt etmeyecektir. Çünkü sandığa gitmeyen her seçmen, daha fazla oy alacağı belli olan adaya hizmet eder. Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı görmek isteyen hiç kimse sandığı boykot etmez. Etmeyi düşünenler, Erdoğan'a şiddetle karşı olanlardır. Boykot yoluyla kendisine en büyük hizmeti yapacaklar. Tabiî muhtemelen, boykotçuların oy toplamı yüzde 0.1'i zor bulacağından, bu hizmetin büyüklüğünden sözetmek de abartılı. (Bizim sol içi seçim tartışmalarında, adı anılmayan, hesaba katılmayan tek etken, tartışanların toplam oy oranıdır; zira konu buraya uzansa, tartışma... nasıl desem... azıcık anlamsız kalabilir.)

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes