Ana içeriğe git

Xabze Konulu Panel ve Kitap Tanıtım GalasıDevam oku     Kaffed Genel Kurulu ve İstişare Toplantısı YapıldıDevam oku     Kaffed Olağan Genel Kurulu ve İstişare ToplantısıDevam oku     Röportaj: Veli-Der İzmir Şube Başkanı’ndan Önemli AçıklamalarDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Tsıba Efkan'ı Özlemle ve Saygıyla Selamlıyoruz!Devam oku     Saraylara da ‘Ödülcü Kapıkullarına’ da İhtiyacımız Yok!Devam oku     Hatalarıyla yüzleşen özgürleşir, toplum da dönüşür!Devam oku     10 EKİM ANKARA KATLİAMININ YILDÖNÜMÜ!Devam oku     ADIGEY CUMHURİYETİ'NİN 26. KURULUŞ YILDÖNÜMÜDevam oku     
 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

Sivas Davasının Zamanaşımına Uğratılmasına Şaşırmadık!..

Sivas katliamına ilişkin son 20 yıldır farklı kesimlerce söylenmesi gerekenler defalarca söylendi. Biz daha çok, her an toplumdaki kullanılmaya müsait ruh haline ve iktidarı “sistem üstü” görme yanılgısına değinmek istiyoruz.
   Katliamda ikincil aktörlere(kullanılanlara) vurgu yaparken, katliamı organize eden birincil aktörlerin(egemenler) belirleyiciliğini geri plana atmamaya özen göstereceğiz.
   Bu katliamın diğer katliamlar gibi kontrgerilla tarafından insanların potansiyel düşmanlıklarını kışkırtarak günler öncesinden nasıl da profesyonelce organize edildiğini incelediğimizde; o büyük fotoğrafın birincil aktörlerini, yani egemenleri ve onların devletini apaçık görmekteyiz. Öyle ya, bir hak aramaya kalkıldığı an; Aleviler “mum söndücü”, Çerkesler “hain”, Kürtler “terörist”, Ermeniler “nifak tohumu”, Lazlar “güvenilmez”, işçiler “arsız”, öğrenciler “yersiz”, memurlar “tembel”, kadınlar “nankör”, vicdani retçiler “vatan haini” oluverir bir anda. Hak arayanlara saldırdıkça “din-iman” tazeleyenler aracılığıyla topluma ayar yapılır. “Halk birbirini yiyor” görüntüsüyle, “huzur getiren devlet baba”, halkın taleplerine yine lümpen halk çocuklarını saldırtarak kendisini yeniler.
   Resmin bütününü görme adına bu kez öncelikli vurgumuz; ikincil aktörler ve tüm aktörlerden beslenen iktidar aklıdır..
Toplu Hipnozun Kurbanı İkincil Aktörler.. Sadece birincil aktörlere odaklanarak ikincil aktörleri mazur gösterme gibi bir akıl yürütme yanıltıcı olur. İnsanlar yakılırken alkışlayan, ateşten çıkmak isteyenleri içeri iten potansiyel durum ve fikirsel arka plan görmezden gelinemez. İşçiler, öğrenciler, memurlar, Aleviler, Çerkesler, Kürtler, yani hak arayanlar suçlu görülüp eziyet görürken içten içe sevinen ve hatta alkışlayan bir potansiyel var bu memleketin mayasında. Bir katliamı alkışlayan azımsanmayacak sayıda bir insan kitlesinin varlığı bu toplumun realitesidir. Savunmayı veya hedefe saldırmayı bir toplu ayine dönüştürmek, avını kıskıvrak yakalamayı bir kitlesel hazza çevirmek ve inançlar üzerinden buna bir meşruiyet zemini aramak; örgütlü psikopatlığın kitleselleşmesi örneğidir.  Amerika’da otomatik tüfekle okul basarak öğrencileri yaylım ateşe tutan veya bir otobüse molotof kokteyli atabilen ruh haline, Sivas katliamı çok daha yaygın ve derinlere uzanan toplumsal olgular ve dayanaklar eklemiştir.  
Kayıtsızlık, Bilinci ve Ahlakı İçselleştiremeyenlerin İşidir.. Sembol hedefler üzerinden dönem dönem rahatlama ihtiyacı duyan ruh hali; bilincini kör bir dövüşe, sağır bir kan davasına ve bilim dışı bir hesaplaşmaya teslim edenlerin ortak yanıdır. Biz bu ruh haline; muhtemelen emekçi bir ailenin oğlu nöbetteki bir askeri hedef almayı veya kalabalık bir caddede bomba patlatmayı “politik” başarı addedenlerde de rastlarız. Direnme kültürünün yarattığı ahlaktan da bihaber olan bu davranışlar, sürekli dinsel veya ideolojik kılıflar arar. Yadsıdığıyla zamanla aynılaşarak, inançlarını da kirletir! Hümanist argümanlarla “insancıl”lığı abarttığımızı da düşünmüyoruz. Tabii ki, zulmeden karşılığını fazlasıyla bulmalı. Ama zulmeden!..
Linç Kültürünün Nevrotik Arka Planı.. Birebir bildiğimiz, binlerce denekle yapılan uluslar arası bir araştırma, bu ülke insanının %70’inin acil müdahale gerektiren nevrotik bulgulara sahip olduğunu işaretliyor. Bu tespiti doğrulayan binlerce örnek sıralayabiliriz. Başkalarına rahatça iftira ve çamur atma, diğerini sürekli kötüleyerek kendisini aklama çabasından tutun, birbirinden güç alarak avına saldırmaya kadar varan bir ruh halinin toplumumuzu abluka altına aldığını çoğu kez hissederiz. İktidarını korumak için kardeşini boğdurtan padişahların tarihinden gelen bu ülkede yargısız infazlar yapılırken, birkaç yüz metre ötede istiklal marşı okuyup alkış tutan, evinin camına bayrak asarak sevincini gösterenleri anımsarız. Kim olursa olsun, hakli ya da haksız bir insan öldürülüyor ve birileri bunu alkışlıyor. Kodlama müthiş! Ruh haline bakın!..
Katledilen canlardan daha çok kırılan camlarla ilgilenen ve inançları adına yaşatmaktan daha çok inançları adına öldürmeyi seven bir toplumsal dokudan daha çook katliamlar çıkarır bu egemenler!..
Vicdanın Körelmesi Doğallaştırıldı Bu Ülkede.. Hatırlar mısınız; Başbakan'a Hopa’da öldürülen Metin Lokumcu sorulduğunda ilk verdiği yanıt, Lokumcu’nun taş atan görüntülerinin olduğu ve dolayısıyla pek de masum olmadığı şeklindeydi. Yani Lokumcu suçlu ona göre ve ölmeyi de hakediyor! 37 insanın katledilmesinden daha çok “ezan okunurken davul çalınmasının tahrik unsuru olduğu”nu gündem yapan malum medya gibi, başbakan da öleni haksızlaştırarak o “yıkılmaz” otoriteyi koruma çabasında. Ölüm veya ölümler onu ilgilendirmiyor, o vaziyeti kurtarma derdinde. Ölen kendinden değil ya, belki de ondandır bu hoyratlık!..
   Bir taraftan "Kürt açılımı", "Alevi çalıştayı" gibi faaliyetlerle kendisine en geniş meşruiyet zemini arayışında olan ve hatta diğer coğrafyalardaki insanlara “yardım eli” uzatan AKP Hükümeti, diğer taraftan kendi ülkesinde katliamcı güruhun avukatlarını milletvekilli, bürokrat veya parti yöneticisi yaparak ödüllendirmiştir. Bu zihniyetten, gerek referandumda gerek seçimlerde gerekse de "yeni anayasa" tartışmalarında bir beklenti geliştirenler ya bu senaryonun bir parçası olmaya gönüllüdür ya da politik körlüklerinin farkında değillerdir!..
   Bu katliam, emeğiyle geçinen yoksulları ve kimliğinden yoksunları sindirmeye dönük bir katliamdır. Evet, yükselen toplumsal muhalefetin önüne geçmek için mezhepsel koridor açıp halkı birbirine kırdıran egemenler ve onun devleti, siz suçlusunuz.  Siz, bu katliama kılıf arayan, katliamın kendisinden daha çok “tahrik unsurları”nın peşine düşen “gazeteci”ler, sizler vicdansızsınız! Ve bu yazının esas konusu olan siz, her an dolduruşa gelen, içi boş kurgularınızla şiddet potansiyeli barındıran, bir el işaretiyle kıyıma yönelen güruh, siz de masumu oynamayın, suçlusunuz!
   Aynı zamanda; sürekli referandum sonuçlarını refere ederek; çalışma koşulları, yargı, eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarında cüretkarca kararlar alan bugünkü iktidarı, özellikle referandum döneminde “darbecilerden hesap sorma” üzerinden kimi zaman dini kimi zaman da “sol jargon”la makyajlayan zihniyetlerin de payı vardır. İktidarın “ileri demokrasi” yalanlarını akılcılaştıran bu kesimler, iktidarın kendilerini düşürdüğü kötü durumdan sıyrılıp ivedilikle halklarımıza özeleştiri vermeli, özür dilemeli ve gittikleri kriminal yoldan dönmelidirler.
Sadece Sivas katliamı özelinde değil, tüm alanlarda anti-demokratik uygulamalarıyla sicili epeyce kabarık olan ve küresel odaklarca kendisine biçilen süre boyunca sürekli göz boyayan bir iktidarla karşı karşıyayız. İktidarın stratejilerine ve icazetine endeksli bir konumlanışın; kişisel ilişkileri geliştirme ve toplumsal enerjiyi tüketme üzerine inşa edildiğini gözlemlemekteyiz. Toplumsal muhalefet dinamiklerini geliştirmek yerine tercih edilen bu yöntemlerin; genelde tüm halkların, özelde de Çerkesler'in meselelerini çözmesinin doğası gereği mümkün olmadığını düşünmekteyiz.
   Çeçenya’dan, Abhazya’dan, G. Osetya’dan, Nalçik’ten ve yaşadığımız tüm coğrafyalardan bu tür provokasyonları, katliamları ve örtbas edildiğinde kahredici sonuçları ezbere bilen biz Çerkesler, Sivas davasının zaman aşımına uğratılmasına ve egemenlerden demokrasi bekleyenlerin bellek yitimine hiç şaşırmıyoruz!..
 
YOKSULLAR ve YOKSUNLAR İÇİN ÇERKESLER ve DOSTLARI
19 Mart 2012

 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes