Ana içeriğe git

BES’i Besleme, Krizin Faturasını Ödeme! Devam oku     Medet Önlü Duruşmaları Devam Ediyor!Devam oku     İktidarı Ürküten Kaftancıoğlu'ndan AçıklamaDevam oku     DÇH NEDİR? NEDEN VAR?-Gujan CeyhanDevam oku     İKKD Worşer/Kengeş toplantısının 2.si yapıldı..Devam oku     TMMOB İçmimarlar Odası Ankara Şube Seçimleri Devam oku     Üniversite biat etmezmiş! Külliyen yalan…-Murat SevinçDevam oku     2018'E DE BOYUN EĞMEDEN GİRİYORUZ!..Devam oku     Muhittin Ünal: “ZORUNLU BİR AÇIKLAMA”Devam oku     Kültür Tahribatına Dair Söyleyecek Sözümüz Var!-DÇH GençliğiDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

BU BİR TEŞHİR YAZISIDIR-Gujan Cayhan

Emek-sermaye çelişkisinde emekten yana saf tutanlardır solcular.  En basit tanım olarak bunu söyleyebiliriz. Sermaye her daim ezenleri, egemenler, zalimleri sembolize etmiştir. Emek ise emekçiyi, ezilenleri, zulme uğrayanları…
Türkiye’de solcuların kimlik mücadelesi verenleri desteklemesi biraz da bu ezen-ezilen ilişkisi yüzündendir. 
Bunun pek tabi ki, bu coğrafyada en bariz örneği Kürt halkıdır.  
Şimdi Çerkesler özelinde baktığımızda biraz uzun olacak. Hatta önceden de bunları yazdık ama tekrar etmekte fayda var. Her şey aslında Kenan Kaplan, Erol Karayel ve Murat Özden isimli üç arkadaşın bir anda Çerkeslerin kimlik mücadelesi vermesini fark etmesiyle başladı. Çünkü bu üç arkadaştan önce Çerkesler kimliksizdi ya(!).
Çerkes Hakları İnisiyatifi kurdular. Anadil, radyo, televizyon ve benzeri makul ve meşru taleplerle Ankara’da bir miting düzenlediler. Ben bile katılmıştım. Bu mitingden sonra bir anda söylemlerinde gözle görülür bir değişiklik oldu. Ne olduysa artık bir anda KAFFED’i eleştirmeye, bir süre sonra da açık açık vurmaya kalktılar. İstanbul mitingi yaptılar. Artık mitinge katılan kişi sayısı azalmıştı ama.  En son Kayseri’de yaptılar. 250 kişi anca geldi. 
Bodoslamışlardı. Artık isim değiştirme zamanıydı. Tam da Suriye savaşının en kanlı günleri. Suriye’deki halklar kaçmaya çalışıyorlar. KAFFED, orada yaklaşık 150 bin nüfusa sahip Çerkesler için Kriz Masası oluşturmuş. Kampanya başlatmış.  Hatay, Adana, Kahramanmaraş ve benzeri dernekler harıl harıl çalışıyorlar. Bu arkadaşlarda yanlarına Nusret Baş’ı da alıp bir anda Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi’ni kurdular. Suriye’den kameralar karşısında Çerkesleri al getir, kameralar gittikten sonra da ellerine KAFFED’in Kriz Masası’nın telefon numarasını ver, “burayı arayın yardım edecekler” deyip bırak. Çalışma prensibi nasıl? Pek güzel değil mi?
Sonra dinci teröristler Suriye rejimi tarafından ezilmeye başlayıp, insanların ilgisi bitince ortada komite falan kalmadı tabi. Hatta sitelerine girin bakın en son haber 13 Nisan 2013 tarihli, iki oğlunu savaşta kaybeden ve kendisi de hastalığından dolayı vefat eden İbrahim Varaqo’ya ait.
Tabi bu arada o dönem popüler olan Çerkesya Yurtseverleri ve Kafkasya Forumu da var. Birisi, gerekli-gereksiz yere “Çerkes kimdir” tartışması açıp Abhazlar’ın federasyon kurmasının zeminini hazırlayarak KAFFED’e bir darbe vuran yapı. Diğeri de geri kalan KAFFED’i ele geçirmeye çalışan bir başka yapı. Tabi ikisi de yok oldu gitti sayılır.
Tabi “Çerkes kimdir” eksenli tartışmalar üzerine KAFFED’in içerisinde federasyonun adını Çerkes Dernekleri Federasyonu yapıp yapmama tartışması başladı. Bunun oylanacağı gün bir baktık ki, Çerkes Dernekleri Federasyonu kurulmuş. Kim tarafından. Bu üç arkadaş Kenan Kaplan, Murat Özden, Erol Karayel. Tabi yanlarına aldıkları Nusret Baş ile. Bu ÇERKES-FED’in 5 tane üye derneği var. Dördü tabela derneği olarak bilinir toplumda. Ahlat Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, Çerkes Hakları Derneği, Kozlu Çerkes Derneği ve Maltepe Çerkes Derneği. Çerkes kamuoyunda ses getiren tek üye dernekleri İstanbul Çerkes Derneği. Tabiri caizse eski Tızıfed grubunun dernekleşmiş hali. Bir de Kafkasevi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği diye bir üye dernekleri daha var. Yazarlarından birinin Erol Karayel olduğu Kafkas Evi sitesinin bir tabela derneği.
Bu derneklerin yönetimlerinde ya da koşturan aktif insanları arasında Kenan Kaplan, Murat Özden, Erol Karayel isimleri ve de bunların çevrelerindeki birkaç isim var. İstanbul Çerkes Derneği’de tabi ki bunların bütün aktivitelerine katılan gençler. Hep beraber Çerkes Dernekleri Federasyonu’nu oluşturuyorlar.
Şimdi birkaç resim ile bu kesimin şimdiye kadar Kürtlerle, azınlık hakları ile alakalı fikirlerine bakacağız.
Murat Özden, 20/08/2011 tarihinde Özgür Çerkes adlı internet sitelerinde yayınladıkları “Çerkesler Demokrasi ve Demokratikleşme Sürecinin Neresinde” isimli ilk yazısında PKK ile devlet arasındaki görüşme sürecine dair şu ifadelere yer veriyor:
27/09/2011 tarihli “Aydının Asıl Görevi Çarpıtılmış Gerçeklere Karşı Mücadele Etmektir” isimli yazısında Kürtlerin, Ermenilerin hiçbir suçu olmadığını söylerken şu ifadelere yer veriyor:
09/10/2011 tarihli “Paradigmaları Yıkıyoruz” isimli yazısından bir ifade:
22/10/2011 tarihli “Barış, İnsan Aklının Yarattığı En Önemli Erdemdir” başlıklı yazısında Kürt Hareketi ve PKK ile alakalı olarak şunları yazıyor:
29/10/2011 tarihli “Hayatlara Değil, Silahlara ve Acılara Veda Edelim” başlıklı yazısını şu ifadelerle sonlandırırken “kendi bildikleri usullerin” neler olduğunu da merak ettiriyor:
06/11/2011 tarihli “Bayram Küslerin Barışma Günüdür” başlıklı yazısında ise aynı tehditkar üslup devam ediyor:

Ve benzeri birçok örnek Murat Özden’in yazılarına bakılarak anlaşılabilir. Dışarıdan baktığımız da “pek bir solcu” gözükmektedir. Azınlıkların haklarını savunmakta, halklar arası kardeşliklerden bahsetmektedir. Kürtlere yapılan zulüm ve baskıları haykırmaktadır!
Şimdi Erol Karayel’in yazılarına biraz bakalım mesela.
20/08/2011 tarihli “Beyaz Çerkes İşbaşında” yazısında ÇHİ’nin Eskişehir mitinginin iptal edildiğini, iptal edilmesinin sebebinin sistemden yana saf tutan “Beyaz Çerkesler” olduğunu söylüyor. Yani kendi halkı yerine Türkiye Cumhuriyeti devletine yanaşan Çerkeslere kızıyor. 
29/02/2012 tarihli “Çerkes Çalıştayı, Muhalefet ve Hükümet” isimli yazısında Erol Karayel, 25-26 Şubat 2012 tarihlerinde yaptıkları Çerkes Çalıştayı’na katılanlara teşekkür ediyor. En çok da “delikanlı” olanlara.
Kenan Kaplan var bir de tabi ki. 09/10/2011 tarihli “AK Parti ve Hükümet Demokratik Açılım Sürecinde Samimi mi?” başlıklı yazısında Kürtler gibi Çerkeslerin de meşru hakları var demeye getiriyor:
18/10/2011 tarihli “Ulus Devlet İdeolojisinin Asimilasyon Politikaları ve Çerkesler” yazısında Kürt Hareketi hakkında şu cümleleri kuruyor Kenan Kaplan:
Mesela bir de Recep Güler var sitelerinde. Şu ifadesinde YPG üyelerine gerilla diyor ve savaşan Kürtlerin kazanacağını söylüyor:
Ve benzeri birçok yazı “Özgür Çerkes” sitesinde var. İsteyen girip bolca okuyabilir.
Şimdiye kadar buradan ne öğrendik?
ÇERKES-FED’in aslında iki ayağı olduğunu gördük. Bunlardan bir tanesini İstanbul Çerkes Derneği oluşturuyor. Diğerini de Çerkes Hakları İnisiyatifi oluşturuyor.  Çerkes Hakları İnisiyatifi’nin Kürtlerle, Kürt hareketiyle, asimilasyon politikalarıyla ve devletin tutumuyla alakalı fikirlerini resimlerde açık açık gördük.  Çok değil 2 buçuk sene öncesine ait bu yazılar.
Peki, bunları niye anlattık? Çünkü Selahattin Demirtaş, KAFFED’i ziyaret etti.  HDP olarak görüşmek istediklerini KAFFED’e bildirmişler, KAFFED de Xabze’ye uygun bir şekilde misafiri ağırlamış.  Ondan sonra internette devletten daha çok devletçilik yapan ve çoğu asimile olan insanların küfür ve hakaretlerine maruz kaldı KAFFED.  Bölücü başıyla nasıl görüşülürmüş? Bebek katili nasıl Adiğe ve Abhaz bayrakları önüne oturtulurmuş? Tabi Yaşar Aslankaya’ya da bir sürü küfür ve tehdit. 
Buraya kadar normal aslında her şey. Hayatı boyunca derneğe bile uğramayan, sadece sosyal medyadan beğenme tuşuna basınca bütün kültürel tatminini sağlayan insanlardan başka bir tavır bekleyemezsin zaten.
Garip olan ise, ÇERKES-FED’e üye olan insanların, ki yazılarından gördüğümüz kadarıyla sabah akşam bu devletten çok devletçi insanlara “wuneut” deyip duruyorlar, KAFFED’e tepki göstermesi.  Yanlış anlaşılmasın. Kenan Kaplan, Murat Özden veya Erol Karayel henüz kendileri çıkıp bir şey demedi. ÇERKES-FED’in diğer ayağı İstanbul Çerkes Derneği üyesi gençlerin bazıları genellikle bunlar. KAFFED nasıl HDP ile görüşürmüş? PKK’nın öldürdüğü onlarca Çerkes genci varmış.
Peki, insan merak ediyor. Şimdiye kadar neredeydi aklınız? PKK’nın öldürdüğü gençleri madem bu kadar önemsiyordunuz, madem HDP’yi terör örgütü uzantısı olarak görüyordunuz, madem bölücülüğe karşıydınız, ÇERKES-FED’i beraber kurduğunuz bu insanlara niye hiç laf söylemediniz? Sırrı Süreyya Önder’e Erol Karayel teşekkür ederken neden laf söylemediniz? Murat Özden, Kürtler ve Çerkeslerin kendi bildikleri usulle davranacaklarını söylediğinde “ne diyor bu adam” niye demediniz?  Recep Güler savaşan Kürtlerin kazanacaklarını yazıp, size göre terörist olan YPG’lilere gerilla dediğinde neredeydiniz?
Ayrıca bir de çıkıp sosyal medyada, KAFFED’ten “benim adıma nasıl böyle davranıyorsun” diye hesap sormaya kalkan birkaç tipin ÇERKES-FED üyesi olması. Siz senelerce kendi federasyonunuzu kurmak istemediniz mi? Kurdunuz. Artık KAFFED üyesi olmadığınıza göre size ne KAFFED’in kimle görüşüp görüşmediğinden? Sizi ilgilendirir mi? Mesela ÇERKES-FED Başkanı Nusret Baş, AKP’den aday adayı. Aday olmak için çabalıyor. Yarın bir gün Tayyip Erdoğan ÇERKES-FED’le görüşebilir bile. Bu mesela beni ilgilendirir mi?  Hayır. Ağzımı bile açmam. Kendinize yakışanı yapmış olursunuz çünkü.
Sen senelerce solcu kılığında gez. Ezilen halklarla “dayanışma” örneği göster. Sonra kötülediklerin, hasım gördüklerin bu siyasi partiyle görüşünce çark et. 180 derece dön. Bütün dediklerini, yaptıklarını çiğne. Terörist demeye başla.
Bu insanların derdi Çerkeslik değil diye kaç kere dedik. Bu insanların derdi KAFFED. KAFFED’i zayıflatmak. Amerikalı abilerinden aldıkları talimatların bu yönde olduğu artık sır değil. Ki kendilerinin Amerikalılarla diz dize fotoğraflarını da önceden sosyal medyadan yayınlamıştık. İstenirse yine yayınlarız.
Ha, tutarsızlıklarını savuşturmak için her hedefleri gibi bana da “Rusçu” damgası yapıştıracaklardır. Bu oyuna alıştık. Zaten temelsiz ithamlarını ciddiye alan da yok.
İkiyüzlülük ne kadar Xabze’ye uygundur bunun kararını da okuyuculara bırakıyorum.
Son olarak; “bizim onlarla alakamız yok”, “onları biz de gerektiğinde eleştirdik” şeklinde kendini savunmaya geçenlere ülkenin güncel durumundan bir cümle ile bitirelim:
“Hepiniz oradaydınız be!”
Gujan Ceyhan (29.03.2015)

Yorumlar

Üç Silahşörler

Nisan 2, 2015 yazan Konuk, 2 yıl 46 hafta ago
Comment: 11425

Kirli çamaşırları pazara çıkarmak deyimi var ya, bu yazınız cuk diye oturmuş Gujan kardeşim.Gençlik yıllarımızda çok seyrettiğimiz bir film vardı, meşhur üç silahşörler; Athos, Porthos, Aramis bir de yanlarına aldıkları DARTANYAN ile saraydaki entrikalara karşı mücadele verirlerdi. Bizim silahşörlerimizin bunlardan farkı Saraydaki entrikalara karşı değil, yanında yer almaları.Bir de bu üç silahşörlerden bir tanesi son günlerde ahmaklıkla ilgili bir şeylere takılmış. Benim de aklıma Akil Muhtar ÖZDEN' in bir sözü geldi. Bir Ahmak Akıllanmaz Fakat Bazen Akıllılar AHMAKLAŞABİLİR.
HUPŞI Adnan

Biri "eski solcu", diğeri

Nisan 1, 2015 yazan Konuk, 2 yıl 46 hafta ago
Comment: 11424

Biri "eski solcu", diğeri "eski ülkücü" beriki "eskiden beri tarikatçı" olmanın ötesinde, kullandıkları argümanlar ve genelde saldırgan dilleri de bire bir aynı. Birbirinden hakaret araklıyor gibiler. Gerçi, eskiye rağbet olsa, bit pazarına "ışıkçı" yağardı. Yağmadı, kurucusu bile partiyi bıraktı, uzun süredir alttan alta yürüttüğünü AKP milletvekilliği aday adaylığı ile sahne önüne taşıdı. Bunlar, işareti alınca dün kürtleri sever bugün nefret eder, yarın yine sever. Ne de olsa bir önceki halleri "eski" denilince ağırlarına da gitmez. Allah hayırlısını versin.

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes