Ana içeriğe git

İktidarı Ürküten Kaftancıoğlu'ndan AçıklamaDevam oku     DÇH NEDİR? NEDEN VAR?-Gujan CeyhanDevam oku     İKKD Worşer/Kengeş toplantısının 2.si yapıldı..Devam oku     TMMOB İçmimarlar Odası Ankara Şube Seçimleri Devam oku     Üniversite biat etmezmiş! Külliyen yalan…-Murat SevinçDevam oku     2018'E DE BOYUN EĞMEDEN GİRİYORUZ!..Devam oku     Muhittin Ünal: “ZORUNLU BİR AÇIKLAMA”Devam oku     Kültür Tahribatına Dair Söyleyecek Sözümüz Var!-DÇH GençliğiDevam oku     Kem söz ve bir konuşma üzerine..-Adnan ÖzveriDevam oku     Biz neyiz? Ne değiliz?-Gujan CeyhanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

İlkkurşun köyü barutunu biriktiriyor..-Murat Bingöl

İlkkurşun'la ilgili haberi okur okumaz ilk aklımdan geçen DÇH'li arkadaşlara konuyu iletmek ve her zaman yaptığımız gibi soruna sahip çıkılması gerektiğini aktarmak düşüncesiydi.
Kurumsal sayfamıza girdiğimde başka bir arkadaşımızın benden erken davranarak konuyu ele aldığını ve konu üzerine bir çalışma taslağı hazırladığını görmek beni hiç şaşırtmadı. Bir ‘DÇH'li olmak’ işte böyle bir şey diye düşündüm. İlk yola çıkarken bunu yaratacağımızı umut ediyorduk, bunu düşlüyorduk. Biriktire biriktire ilerlemek bu olsa gerek..
Konunun üzerinden henüz bir gün geçmeden diğer bir DÇH'li arkadaşımız sorunu ele alan bir yazı kaleme almış ve görüşlerimize sunuyordu. Bölgeden arkadaşlarımız, meseleyi kamuoyuna taşımak, daha güçlü bir mücadele için yollar arayan İlkkurşun insanıyla bağlantıyı kurmuş, sorunu ve neler yapılabileceğini konuşuyorlardı. Hep olduğu gibi DÇH'liler yetebildikleri kadar, haklının ve ezilenin yanında durma refleksini gösteriyorlardı.
İlkkurşun, tarihi kahramanlıklarla dolu bir köy.. Düşmanı karşısında gördüğünde üzerine yürümekten, savaşmaktan korkmayan, düşmanın gücü karşısında milim geri çekilmeyen, tarihe kocaman harflerle adını yazdıran onurlu bir halk. Yıllarca kendi içine dönmüş, dış dünyayla bağlarını sınırlı tutmuş, dışındaki olan bitenlere uzak durmuş, kendi yağıyla kavrulmaya çalışmış. O ne kadar uzak durmaya çalışsa da,  ranta ve talana dayalı ekonomik düzen gelip kapılarına dayanmış.  Başka birçok yerde olduğu gibi uzun süre devletten durumun düzeltileceğine ve topraklarının, ağaçlarının kurtulacağına dair beklentileri devam etmiş. Beklenti içinde olmaları bu coğrafya insanının ortak bir refleksi aslında. Yaşadığımız kısa tarihe baktığımızda Anadolu insanı devleti çoğu kez “baba” olarak tanımlamış, zorda kaldığında, haksızlığa uğradığında yanında olacağını düşünmüş, hukukun ve yasaların işletileceğine inanmış. Neoliberal politikalar kentleri talan edip, kent emekçilerini yoksulluğa mahkûm ederken, süreci sadece izlemekle yetinen ve haline şükreden kırsaldaki yoksul halk, sıra kendi yaşam alanlarının talan edilmesine geldiğinde ve bıçak kemiğe dayandığında düşmanın aslında çok uzakta olmadığını gördü. Hes'ler, taş ocakları, yol inşaatları, maden ocakları, termik santraller, nükleer santraller kadim yaşam alanlarını yok etmeye başladığında devletin hiç de baba olmadığını, babalar gibi talanın önünü açtığını, buna karşılık hukuku işletmenin de bir mücadeleyi gerektirdiğini ve mücadelenin de ancak diğer ezilen ve haksızlığa uğrayanlarla birlikte başarıya ulaşabileceğini gördüler.
İlkkurşun yine ‘ilk kurşun’ olmuş.. İlkkurşun köylüleri de yaşam alanlarını kurtarmanın mücadeleden geçtiğinin, bu mücadelenin diğer haksızlığa uğrayanlarla birlikte verilmesi gerektiğinin daha fazla farkında olmalılar artık.
İlkkurşun köylüleri barutunu biriktiriyor. Kahramanlık tarihlerini bir kez daha yazmaya hazırlanıyorlar.
Bize düşen bu onurlu tarihin bir parçası olmaktır.
DÇH’yi “marjinal” göstermeye çalışanlar olacaktır ama biz DÇH olarak koşulsuzca yanlarında durmaya devam edeceğiz..
Murat Bingöl (09.07.2015)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes