Ana içeriğe git

İktidarı Ürküten Kaftancıoğlu'ndan AçıklamaDevam oku     DÇH NEDİR? NEDEN VAR?-Gujan CeyhanDevam oku     İKKD Worşer/Kengeş toplantısının 2.si yapıldı..Devam oku     TMMOB İçmimarlar Odası Ankara Şube Seçimleri Devam oku     Üniversite biat etmezmiş! Külliyen yalan…-Murat SevinçDevam oku     2018'E DE BOYUN EĞMEDEN GİRİYORUZ!..Devam oku     Muhittin Ünal: “ZORUNLU BİR AÇIKLAMA”Devam oku     Kültür Tahribatına Dair Söyleyecek Sözümüz Var!-DÇH GençliğiDevam oku     Kem söz ve bir konuşma üzerine..-Adnan ÖzveriDevam oku     Biz neyiz? Ne değiliz?-Gujan CeyhanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

Emeğe ve Kimliğe Merhaba!-Selahattin Bilici

Çeşitli yayın organlarında toplumsal içerikli yazıları yayımlanan,  eğitim emekçisi bir Çerkes olan Selahattin Bilici, artık sitemizde ‘Konuk Yazar’ olarak yer alacak, birikimlerini bizlerle paylaşacaktır.
Kendisine tüm DÇH Ailesi olarak Hoş geldiniz diyor, her alanda başarılar diliyoruz. DÇH-İletişim Birimi
Merhaba...
   Bir merhaba yazısı nasıl yazılır hiç bir fikrim yok. Ancak yine de en sıcak, en içten kardeşlik duygularıyla ‘Merhaba’ demekten daha güzel başka ne olabilir ki? İçinde yaşamakta olduğumuz zor günler de, savaşın, baskının, ölümün kol gezdiği bu topraklarda; barışa, kardeşliğe, insanca yaşama olan inancımızla merhaba demek lazım. Ve bu merhabanın gereği olarak ülkemize, emeğimize, kimliğimize sahip çıkmak. Bir Çerkes olarak ve bir insan olarak sanırım başka bir seçeneğimiz de yok.   
   Çerkeslerin, ayrı bir renk olarak bu ülke de kendilerini ifade etme çabaları her geçen gün büyüyerek devam ediyor. Bunu görmek mutluluk verici. Çerkes olmaktan kaynaklı yaşadığımız pek çok sorunumuz var. Dilimizin, kültürümüzün korunmasından, varlığımızı bir şekilde devam ettirebilme kaygısına kadar önümüze sıralanmış bu sorunların aciliyeti hiç bir şekilde tartışılamaz. Ancak bunun dışında, bu topraklar da yaşayan, dili, dini, etnik kimliği ne olursa olsun her kesimden insanların kaygılarını da taşıyoruz. Sadece Çerkes olabilme değil, insanca yaşayabilme mücadelesini de önümüze koyuyoruz. Dilimiz, kültürümüzü savunurken, emek mücadelesinden kendimizi soyutlamıyoruz. İkisinin bir ve aynı anlama geldiğinin bilinci ile hareket ediyoruz.
Şu açık bir gerçekliktir ki, öteki olarak tabir edilen etnik kimlikleri yok sayan zihniyetin, bu ülkede alın teri ile yaşayan farklı renklerden insanlara bakış açısı bir ve aynıdır. Sömürü düzeni ayrım yapmıyor. Emeğimizi gasp ederken, Kürt, Türk, Çerkes, Laz, Boşnak olup olmadığımıza bakmıyor. Sadece etnik temelde verilecek bir mücadele, beraberinde yalnızlaşma ve kısır döngüyü de getirmeye mahkûmdur. Derdimiz Çerkes kalabilme mücadelesini emek mücadelesi ile birleştirerek, ezilen, sömürülen bütün insanlarla yan yana yürüyebilme iradesini göstermek olmalıdır. Bizi asimile eden, varlığımızı yok etmeye çalışan içinde yaşadığımız düzenin kendisidir. Bu düzen değişmedikçe kendimiz olarak kalabilme çabalarımız da bir yerde tıkanacaktır. Öyleyse neden düzenin çarkları arasında inim inim inleyen diğerleri ile aynı saflarda yer almayalım?
Evet, Çerkes kimliği bizi sarıp sarmalayan bir aidiyet duygusunu ifade ediyor. Ama emek bütün ezilenlerin ortak şemsiyesi. Bu ülkenin bütün ezilen halklarının emek şemsiyesi altında bir araya gelmelerinin zamanı geldi de geçti bile. Şimdi o şemsiyenin altında Çerkes olmanın onuru ile yer alma zamanı..
Selahattin Bilici (05.08.2015)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes