Ana içeriğe git

MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 4 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Karadeniz’in Yeni Kabusu: “Yeşil” Yol-Önder Cirik

Yapılmaya çalışılan ve yaylaları birbirine bağlayacağı söylenen projeye halk neden karşı çıkıyor? Gerçekten turizm rahatlayacak mı? Çevreye zararı olmayacak mı?
Doğa koruma ve araştırma projelerinde çalışan, konu üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanınan Önder Cirik, yazdığı yazıda herkesin kafasındaki sorulara açıklık getirdi.
Ayrıca bu yazı; Hopa'da yaşanan sel felaketini doğru okumamıza ışık tutuyor.
İşte Önder Cirik'in o yazısı:
Karadeniz’in Yeni Kabusu: “Yeşil” Yol
1950-2000 yılları arasında bizzat Karadeniz’in kendisi yok olurken, artık kıyısındaki doğal alanlar da yok olmaya başladı. Son 10 yıldır Karadeniz çok yoğun bir saldırı altında. Samsun’dan Hopa’ya kadar uzanan Karadeniz sahil yolu, Çoruh üzerine yapılan sayısız baraj, neredeyse Karadeniz’e akan her dere ve kolları üzerine kurulan HES’ler, dağların zirvelerine açılan altın madenleri derken şimdi bir de “yeşil” yol çıktı. Aslında yolun adı tüm kavramların içinin boşaltıldığı ve son 13 yıldır da yaşadığımız yanılsama dönemine çok da uyuyor. O yol demek ki “yeşil” değil.
YOLLARLA ZATEN BAĞLANMIŞ DURUMDA
“Yeşil” yol Artvin’den Samsun’a kadar ortalama 2000 rakımlardan geçecek, Karadeniz dağları boyunca denize paralel uzanıp toplam 2600 km uzunluğunda yapılması planlanan yolun adı. Öncelikle sormamız gereken soru bu yolun neden yapılmak istendiği? Yetkililer yol yapılırsa turizmin gelişeceğini söylüyorlar. Yani onların bile bir noktayı diğer bir noktaya bağlama gibi bir amaçları yok. Çünkü Samsun ve Hopa arası kıyı boyunca kah deniz doldurularak, kah tüneller açılarak duble yollarla zaten bağlanmış durumda. Samsun-Hopa arası bugün ortalama 7,5 saatlik bir araç yolcuğu yaparak gidilebiliyor. Fakat 2600 km olacağı söylenen “yeşil” yol saatte 100 km ile bile gitseniz 26 saat sürecek bir mesafe. Ki Karadeniz dağlarında 50 km süratin üzerine çıkabileceğinizi çok sanmıyorum. Yani özetle “yeşil” yolun bir yeri bir yere bağlama iddiası yok ve böyle bir ulaşım talebi de yok.
OLACAK ŞEYİ SÖYLEYEYİM; BETONLAŞMA
Deniyor ki turizmin gelişmesine hizmet edecek? Bugün Doğu Karadeniz’de asfalt yolun çıktığı tek yayla Ayder’dir ve bugün Ayder’in hali betonlaşma yüzünden içler acısıdır. Eskiden fotoğraflarına hayranlıkla baktığımız, fakat şimdi etrafına tamamen beton dökülmüş Uzungöl’ün başına gelen de aynısıdır. O cennet fotoğraflarını gördüğünüz birçok Karadeniz yaylasının yolu yoktur. Yürüyerek ya da katır sırtında çıkılır o yaylalara. Samistal, Pokut, Hazindak yaylaları araba yolu olmayan yaylalardır ve bugün hala içlerinde en güzel olanlarıdır. Doğu Karadeniz gibi bir coğrafyada yol yapmakla turizm gelişmez, sadece turizmi bitirirsiniz. Eğitimli, bilinçli bir toplum olmadığımız gibi hukuki yaptırımların da çok zayıf olduğu bir ülkeyiz. Yolun vardığı yere ilk ulaşacak şey beton mikseri, tuğla ve çimento kamyonudur. O yol yapılırsa, hele bir de asfalt olursa olacak şey çok hızlı bir şekilde etrafının betonlaşacak olmasıdır.
EKOLOJİK ÇÖKÜŞ YAŞANACAK
Bunlar yolun orta vadede sebep olacağı ve geri dönüşü olmayan yıkımlar. Yol çok kısa vadede bölgeye ekolojik bir çöküş getirecektir. Bizler yolları bir çizgi halinde görürüz ve ondan ibaret sanırız. Oysa yol yapımları çok büyük çevresel sorunlar yaratır. Gidenler görmüştür. Doğu Karadeniz coğrafyasında 2 x 2 metre çadır kuracak düzlüğü bile bulmak bazen imkânsızdır. Düz sandığınız pek çok yer aslında düz değildir. Ondandır sabah çadırın içinde uyandığınızda kendinizi kamp arkadaşınızın üzerinde ya da siz onu üzerinizde bulursunuz. Kaçkar Dağlarının zirvesi 3937 metredir ve zirvenin denizden uzaklığı kuş uçuşu yaklaşık 40 km kadardır. Yani Doğu Karadeniz dağları her 1 kilometrede 100 metre yükselir ve %10 gibi çok ciddi bir eğime neden olur. “Yeşil” yolun ortalama 2000 metrelerden geçmesi planlanıyor. 2000 metre yükseklik demek yılın en az 6 ayı kar nedeniyle bu yolun kapalı olması demek. 2600 km yolu kış boyunca açık tutmanın maliyeti hesaplandı mı? Hiç sanmıyorum. Velev ki kar sorununu aştık. Bu sefer de derin vadiler ve tepeler sorunu var. En ekolojik yol yapımı tekniği vadileri viyadük, tepeleri de tünel ile geçmektir. Fakat Artvin’den Samsun’a kadar o kadar çok vadi, o kadar çok tepe vardır ki bu yolun maliyeti inanılmaz rakamlara ulaşacaktır. Zaten çok maliyetli diye bu yöntemin tercih edilmeyeceğinden eminim.
SERVİS YOLLARI TEHLİKESİ
Doğu Karadeniz gibi coğrafyalarda yol yapımı esnasında en büyük sorun yolun yapılacağı yere ulaşma sorunudur. Servis yolu denilen bu yollar yol yapılan yere kamyonların, iş makinelerinin, malzemenin ve iş gücünün taşınması için açılır. Bir kamyon yüklü halde maksimum %12 gibi bir eğimi tırmanabilir. Fakat Karadeniz dağlarında bu eğim komik kalmaktadır. Servis yolu yapılırken bu eğimi tutturmak için yol yamaca zikzak şeklinde yapılır ki bu da tüm yamaç boyunca maksimum bitki örtüsü tahribatı yaratır. Karadeniz dağlarında onca yağış ve eğime rağmen toprağın tutunabilmesi bu bitki örtüsüne bağlıdır. Alpin çayırlar, orman gülleri, ladin, göknar aşağılara indikçe kızılağaç, şimşir ağaçlarının kökleri ile toprağı sımsıkı tutar. İstediği kadar yağmur yağsın dik yamaçlardan bile toprak aşağılara kaymaz. İşte yol yapım esnasında yapılacak bu servis yolları tamamen zikzak şeklinde açılacağından yamaçtaki bitki örtüsünü yok edecek ve ilk yağmurlarda tüm yamaç dere vadisine inecektir. Yamaçta toprak kalmadığından o yamaçta bir daha herhangi bir bitki tohumu çimlenemeyecektir. Yol yapıldığında yolun bakımları da olacağından doğa bir daha kendine gelemeyecektir. Yine çok dik olduğu için yamaçların kenarları yarılıp düz bir alan elde edilmeye çalışılacaktır. Fakat yine ilk yağmurlarda yarılan yamaçtaki toprak ve kayalar yola inecek sürüş güvenliğini tehlikeye sokacaktır. Örneğin Hopa-Sarp sınır kapısı arasında yarılan yamaçtan sürekli yola taş düşer ve yol duble olmasına rağmen hep tek taraflı hizmet verir. Bunun çözümü yamacı tellemektir. 2600 kilometre boyunca yamaç telleme maliyetini de ekleyin yolun yapımına siz.
HAYVANLARA GELİRSEK...
Yoldan ilk etkilenecek olan hayvanlara gelirsek. Yüksek irtifa türleri olan ve dünyada sadece Kafkasya Bölgesine endemik dağ horozlarının yaşam alanları büyük zarar görecektir. Bu kuşlar yıl boyu tam da yolun yapılacağı irtifalarda yaşarlar. Yazın evleri orman güllerinin altı, sabah ve erken saatlerde beslenmeye çıktıkları alpin çayırlar, kışın ise karlar içinde açmış oldukları galerilerdir. Rahatsızlık verilmesine çok hassaslardır çünkü yüz binlerce yıldır pek fazla insanın bulunmadığı yerlerde yaşarlar. Ülkemizde Trabzon, Rize, Artvin ve Ardahan-Posof yaylalarında yaşarlar. Yine bu rakımların kuşların biri olan ur keklikler de bu yol yapımından ciddi şekilde etkilenecek türlerdendir. Bozayı, vaşak, karaca, dağ keçisi ve çengel boynuzlu dağ keçileri de etkilenecek ilk memeli türlerden. Bu hayvanlar çok stres altında kalabilen hayvanlar değil. Özellikle karacaların yüksek strese maruz kaldıklarında kalp krizi geçirdikleri biliniyor. 2000 metre yükseklikte bangır bangır çalışan iş makinaları, taş kırıcıları ve patlatma esnasında varın bu hayvanların durumunu siz düşünün. Bu gerekçe ile Kaçkar Dağları Milli Parkında yapılan heliski faaliyeti iptal edildi. Çünkü snowboardçuları zirveye bırakan helikopterin gürültüsü büyük rahatsızlığa ve bazen çığa neden oluyordu.
VELEV Kİ YOL YAPILDI
Velev ki yol yapıldı ve hizmete açıldı. Bu yol Türkiye’nin en çok yaban hayvanı çarpılacak yolu olmaya adaydır. Çünkü hayvanlar da düz yer bulduğu zaman tıpkı biz insanlar gibi oradan gitmeyi tercih edecektir. Böylelikle hem insanların hem de yaban hayvanlarının dahil olduğu sayısız ölümlü kaza olacaktır. Orta vadede ise hayvanlar yola şartlanacak ve yoldan uzak durmayı öğrenecektir. Bu size iyi bir şeymiş gibi gelebilir. Ama aslında sonun tam da başlangıcı olacaktır. Yol, yaban hayvanı popülasyonunu ikiye bölecektir.Hiç birbirinden kız alıp vermeyen iki köy gibi düşünün. Zamanla hayvan bilimcilerin interbreeding, yani grup içi çiftleşme dediğimiz şey gerçekleşecektir. Bu aslında bizim bildiğimiz akraba evliliğidir. Önce sakat, zayıf bireyler doğacak, daha sonra ise üreme kabiliyeti olmayan bireylere kadar bu zincir devam edecektir. Sağlıklı bireyler dünyaya gelmediğinden zamanla bu grup içindeki hayvanların sayısı azalacak ve tamamen yok olacaklardır. Bugün Karadeniz dağlarının bozayıları, vaşakları, karacaları, dağ keçileri hareket alanları baraj gölleri ve HES inşaatları nedeniyle zaten yeterince daralmış durumda. Bir de “yeşil” yol yapılırsa küçük küçük gruplar çok küçük alanlara hapsolacak ve zamanla nesilleri tükenecektir.
Peki, başka ne olur bu yol yapılırsa? Samsun’da faaliyet gösteren Doğa ve Yaban Hayatı Derneği Temiz Nehirler – Temiz Denizler isminde bir proje yürütüyor. Avrupa Birliği tarafından desteklenen projenin hemen hemen Karadeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerden birer ortağı var. Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Gürcistan’dan sivil toplum kuruluşları Karadeniz’in kurtuluşunun Karadeniz’e akan nehirlerin temiz kalmasına bağlı olduğunu bas bas bağırıyor. Su döngüsünde buharlaşan suyun yağmur ve kar olarak yeryüzüne düşmesiyle dereler, nehirler ve yeraltı suları oluşur. Karadeniz Dağlarında nüfus kıyılarda toplanmıştır. Yılın sadece birkaç ayı yaylalarda çok az bir nüfus bulunur. Bu dağların tepelerinden gelen derelerin hiçbir kirleticiye maruz kalmadan denize kadar ulaşabilmesi demektir. Fakat siz 2000 rakımlardan geçen bir yol yaptığınız takdirde bölgeye ilk ulaşan demir, çimento ve beton olacak, dağ zirveleri yerleşime açılacak, bu yerleşimlerin kanalizasyonları, çöpleri bu derelere katılacaktır. Kaçkarların tepesinden Çamlıhemşin’e kadar tertemiz inen dereler daha Yukarı Kavrun’da iken kirlenmeye başlayacaktır.
BUNLAR NEDEN ÖNEMLİ
Türkiye’de yediğimiz balığın %90’ı Karadeniz’den, özellikle Doğu Karadeniz’den geliyor. Bu bahsettiğim ve tertemiz akması gereken dereler bu balıkların rızklarını taşıyor. Kaçkarların zirvesinden Karadeniz’e ulaşana kadar balıkların yiyeceği olan birçok besin materyalini beraberinde taşıyıp Karadeniz’e ulaştırıyor. Ayrıca Karadeniz’deki birçok balık türünün yumurtalarını bırakmak için bu temiz dere ve nehirlere ihtiyacı var. Balık, ana protein kaynaklarımızdan bir tanesi. 2002 yılında yediğimiz balığın %90’ı denizlerden yakalanır, %10’u ise çiftliklerde yetiştirilirdi. 2013 yılına geldiğimizde denizlerden yakalanan doğal balığın oranı %62’ye düştü, çiftliklerde yapay bir şekilde büyütülen balıkların oranı ise %38’e çıktı. Çiftlik üretiminde 11 yılda %280 bir artış gerçekleşti.Çünkü denizlerimizdeki balıklar birçok çevresel sorun nedeniyle her geçen gün azalıyor ve nüfusu besleyemiyor. Bu açığı ikame etmek için de koylarımızı, körfezlerimizi kirleten balık çiftlikleri kuruluyor. Üstelik yediğimiz balık da tamamen yapay koşullarda aynı yem türüyle beslenmiş balıklardan ibaret oluyor. Daha da ilginci bu balıkları beslemek için balık yemini Şili ve Peru gibi ülkelerden ithal ediyoruz. O konuda da dışa bağımlıyız ve yine büyük maliyetler ödüyoruz.
Sonuç olarak bu tamamen gereksiz ve bir amaca hizmet etmeyen “yeşil” yolun yapımı nedeniyle bize getireceği ekonomik maliyeti bir kenara bırakıyorum, yaratacağı çevresel yıkımla alpin çayırlarımızı, dağlarımızı, ormanlarımızı, nehirlerimizi ve uzun vadede Karadeniz’imizi yok edecek bir işe girişiliyor. Başta Karadeniz halkı olmak üzere herkes ama herkes bu projeye DUR demeli, dağlarına, derelerine, ormanlarına, denizine sahip çıkmalı. Eğer halk istemezse bu yol yapılamaz. Fakat yöre halkı ciddi bir duruş sergilemezse son 13 senede derelerini, ormanlarını HES, baraj ve maden projeleriyle nasıl yok ettilerse bu “yeşil” yol projesiyle de Karadeniz’de yaşamı tamamen bitirirler.
Önder Cirik
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes