Ana içeriğe git

MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 4 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Çözüm, Anaların Mücadelesinde Saklı..-Murat Bingöl

Yüreğimize çöken acıyı, bilincimize yerleşen kırılmayı nasıl aşarız bilmiyorum. Söylenen ve yapılan her şey eksiktir artık. Birçok şey yazılıyor, söyleniyor ama her biri yaşananları tariflemeye yetersiz kalıyor. Annemi yitirdiğimde böyle çaresiz, ne yapacağını bilemez kalmıştım. Acı bütün bedenime çökmüştü. Şimdi aynı duruma düşmüş haldeyim..
İnsan nasıl kendini onarabilir, nasıl yeniden hayata sarılabilir, nasıl yeniden geleceğe ait düşler kurabilir. Ne kadar çok öldük, ne kadar çok kırıldık, bir insan ömrüne sığmalı mıydı bunlar. Bu kadar çok ölüme neden biz tanık olduk, neden biz taşıdık bu kadar çok ölüyü tabutları içinde ve marşlar eşliğinde. Yaşıyorsak biz ve çocuklarımızın üzerine kürek kürek toprağı atıyorsak biz, bir yanlışlık var bu işte. Acı çekmenin, kırılmanın ve üzülmenin bir şey ifade etmediği zamanlardayız artık.
Haberleri izlemiyorum, köşe yazılarına bakmıyorum, kim ne demiş öğrenmek istemiyorum. Her yapılan yorum çaresizliğin ve tükenmişliğin bir başka söylenişi. Ölülerimizi gömüyoruz ağıtlar, zılgıtlar eşliğinde. En çok atılan ''yaşasın halkların kardeşliği'' sloganı, aynı zaman da içimizde taşıdığımız kaygıyı da anlatıyor. Bu kadar kan ve gözyaşının arasında kardeşlik nasıl yer bulsun kendine.
Yitirdiklerimizin sayısının 100'ün üzerinde olduğu söyleniyor, yüzlerce de yaralı. Ya geride kalan milyonlar? Kırılan, eksilen, yüreğine çöken acıyla yaşamak zorunda kalan milyonlar. Onlar ne yapacaklar? Ne yapacağız? Kitaplarda da yazmaz ki bunun çaresi, ustalarda anlatmaz ki bu sorunun yanıtını hiç bir yerde. En çok da anaların yüreği acıdı, bilinçleri kırıldı. En çok da onların bedenlerine çöktü bu acı. Hiç bir yerde yaprak kıpırdamazken onlar değil miydi celladın karşısında dimdik duran, hayata yeniden sarılan, küllerinden her gün yeniden doğan. Analar değil mi birbirine sarılarak en ağır zorlukları aşarak bu güne gelen. İşte hiç bir kitapta yazmayan, hiç bir ustanın anlatmadığı çözüm, anaların mücadelesinde saklıdır.
Saldırının azmettiricileri, failleri, bombanın düzeneği, cinsi tartışılıyor. Her şey açıkça ortada. Uluslararası yağma merkezlerinin bir projesi olarak iktidara getirilen ve varlık koşulu bütünüyle buna bağlı olan bir suç mekanizmasıyla karşı karşıyayız. Dahası var. Sadece bu sistem, bu iktidar değil,  ar damarı çatlamış iktidar yanaşması düzenbazlar, “ılımlı” görünen ama sıkça İŞID’ın etrafında dolanan kalemşorlar, havuz medyasında keyifle yüzen, suç gizleyen alkışçılar… Alayı bu katliamın suç ortaklarıdırlar. Yani, kötülüğü kitleselleştiren bir suç örgütüyle ve bu suçları canla başla savunan, ölümlere sevinen veya kanıksayan bir güruhla karşı karşıyayız.  Bu nedenle, kurumların ve sivil yurttaşların birbirlerine karşı her zamankinden bir kat daha özenli, ölçülü ve kavrayıcı olması gerekmektedir. Kötülük birlikse, karşıtı da birleşmeli, tek yürek olmalı.
Bütün bayraklarınızı, flamalarınızı indirin, bir tek mücadele bayrağınızı yükseltin. Gün birbirimize sarılma günüdür. Barış, özgürlük ve eşitlik için canını veren her insanımız bizim yoldaşımızdır. Katil belli ve hepimizin canına kastediyor, bir arada olursak yenebiliriz. Hayat bize bu sorumluluğu yükledi. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz. Bu slogan hiç bu kadar anlam kazanmamıştı. Anaların gösterdiği yola düşmenin zamanıdır.
Murat Bingöl (12.10.2015)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes