Ana içeriğe git

24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     “Türkiye gider Mersine, eller gider tersine”: Akkuyu/Sinop… Devam oku     Kastelli’den ‘Dombili’ye: ‘Bizim Çiftlik’ Devam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     Panel: Değişen Rolü ile KadınDevam oku     SÜRGÜNLERİN ULUSU-Serdar Eren Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora

Kullanıcı girişi

Diyanet, Yozlaşmayı Yayıyor, Zorbalığı Perdeliyor!

DÇH-Gençlik, ırkçılığa, gericiliğe ve yozlaşmaya karşı boyun eğmeyecek!
Son zamanlarda üzerinde çokça konuşulan Diyanet açıklamalarından ikisi, Diyanet’teki soru cevap kısmında sorulan sorular üzerineydi.. “Alevi olan kişi ile evlilik caiz midir?” sorusuna verilen cevap “Müslüman olanla evlenilir, olmayanla evlenilmez” şeklindeydi. Daha sonrasında gelen “Babanın öz kızına şehvet duyması haram mı?” sorusu üzerine de “haramlık oluşturmaz” yanıtı verildi.
Öncelikle sormakta yarar var: Diyanet ne iş yapar? Ne üretir? Ve kimin için?
Kendi sitesindeki bilgilere göre Diyanet, İslam hakkında sorulan sorulara güncellenmiş yanıtlar vermekle, halka dini anlatmakla, dini konularda tercüme, araştırma, düzeltme gibi daha birçok şeyle yükümlüdür. Diğer yandan; istatistiklere göre cami sayısı 85 bin, okul sayısı ise 60 bin olarak bilinmektedir. 2015 yılı bütçesinde ise Diyanet 5 milyar 743 milyon pay almışken Sağlık Bakanlığı 2 milyar 721 milyon lira alabilmiş. Ülkemizde yeterince okul yok, sağlık hizmetlerimiz herkes için yeterli ve eşit değil ama Diyanet’e ayrılan bütçe hepsinden fazla. Bu veriler bile, temel ihtiyaçları karşılanamayan bir toplumda Diyanet’in iktidar nezdindeki ‘anlam ve önemini’ göstermektedir.
Diyanetin açıklamalarına dönecek olursak; “Alevi ile evlenilmez çünkü Müslüman değillerdir” diyenler toplumda ayrımcılığı körüklerken, aynı zamanda İslam dininin kendilerine sağladığını iddia ettikleri ‘hoşgörü’ ile ters düşmektedirler. Yine toplumun din ile alakalı algıda seçiciliği kullanılarak insanlar arasında bir ötekileştirilmeye gidilmektedir. Okumayan ve üretmeyen bir aklın ürünü olarak değerlendirdiğimiz bu davranış ise, okullardan daha çok cami olması gerçeğine bakıldığında şaşırtıcı bir sonuç olarak değerlendirilemez. Çünkü egemen akıl, kendi kalıplarında şekillendirebileceği, haksız uygulamalara ses çıkarmayan “şükürcü” insanlar istiyor. Egemen politika Diyanet’e verilebilecek en büyük bütçeyi vermiş, yaptığı işleri, verdiği fetvaları da halkın gözünde meşrulaştırmıştır. Diyanet yolsuzluk ve hırsızlık adına çıtını çıkarmayan, yani suya sabuna dokunmayan ama ‘babanın öz kızına şehvet duymasını haramlık oluşturmaz’ diyebilen bir kuruma dönüşmüştür.
İnsanların ahlak ve vicdan duyguları din üzerinden ölçülmeye çalışılarak “benden değilsen, kötüsün” yargısı günbegün toplumda oluşturulmaya çalışılıyor. Öyle ki kendilerince verdikleri fetvalarla ensest bir ilişki meşrulaşabiliyor ama İslam’ın farklı bir mezhebinden olan Aleviler, Müslüman sayılmayabiliyor.
Kız çocuğuna şehvet sapıklığını olağanlaştıran ve "Alevilerle evlenilmez" diyebilen Diyanet, aslında 1 taşla aynı anda 3 kuş vuruyor: Hem gericiliği ve kutuplaşmayı arttırarak AKP’nin kemikleşmiş tabanını konsolide ediyor hem de kendi istedikleri gibi bir "Yeni Türkiye" yaratmak için halkın başına bir ilmek daha örüyor. Diğer taraftan da; kıdem tazminatını düşürme girişimi, zam sağanağı, Güneydoğu'daki kirli savaş gibi hayati konuları gözlerden kaçırmak için AKP adına suni gündemler yaratıyor. Dolayısıyla bu 3 taşa aynı anda cevap vermek ve zorbaların "Yeni Türkiye"sine karşı birleşmek için; sinsi gündemler yerine kendi hayati konularımızı öne çıkarmamız gerekiyor.
Yeniden görebiliyoruz ki; gericiliği, faşizmi, bayağılığı ve sığlığı kitleselleştirmek adına egemen güç hiçbir adımdan çekinmiyor. İnsan onuruna yakışmayan söylemlerde bulunmaya aynen devam ederken geliştirdiği ekonomik politikalarla emekçi kesimin sırtına bir tomar yük daha bindiriyor. Bu zinciri kırmanın yolu ise, halkların birleşik mücadelesinden geçer. Egemenlerin belirlediği sınırlarda ilerleyen ve onları besleyen tartışma ve gerilimler yerine, tüm ezilenlerin gündemi ve diliyle hayatı karşılamak, bizlere daha anlaşılır geliyor.
Son söz olarak.. Elbette biz, bu ahlak dışı yobazlık ile saygınlık, nezaket ve adalet üzerine kurulu Çerkes kültürünü karşılaştıramayız. Böyle bir karşılaştırma, Çerkes kültürüne haksızlık olur. Ancak; bu ilkel anlayışla aynı ekonomik, siyasi, kültürel kaptan yemek yiyenlerin, içinde bulundukları Çerkes toplumunun temel değerlerini ve savundukları siyasi öznelerin yaydığı yozluğu ivedilikle gözden geçirmesinde yarar vardır.
Beş bin yıllık direniş geleneğini miras alan biz Gençler; ırkçılığa, gericiliğe ve yozlaşmaya karşı boyun eğmeyiz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
 
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ-GENÇLİK
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes