Ana içeriğe git

MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 3 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Cem Özdemir, Milliyetçilik ve Algı Operasyonu-Gujan Ceyhan

Senelerdir emek eksenli politik yapılar içerisindeki arkadaşlarımdan şaka yollu duyarım: "Sen de Çerkes milliyetçisisin" diye. Hemen cevabını veririm. "Asla".. Evet, asla bir "Çerkes milliyetçisi" olmadım. Olmayı da planlamıyorum. Milliyetçilik bataklığına bir kez düştünüz mü, kurtulması zordur.
Milliyetçi mecrada algınız çok kolay manipüle edilir hale gelir, artık karşınızdaki tek önemli şey milliyetiniz olur, milliyetinizi savunmak için katilleri, hırsızları bile savunur hale geldiğinizi görürsünüz bir süre sonra. 
Türkiye milliyetçileri de böyledir. Türklük üzerinden yoğun bir duygudaşlık yaşayan bir kitle var bu ülke üzerinde. Bazıları için Türklük kandan gelirken, bazıları için devlete vatandaşlık bağı ile gelir.  Ama her iki tarafta Türklüğü kullanır.
Devlet, PKK ile müzakere masasına oturunca alkışlayanlarda bunlardır,  PKK ile savaş adı altında Kürt ilçelerini dümdüz edince alkışlayanlar da bunlar. Devlet, "artık şehitler olmayacak" deyince coşanlarda bunlardır, peş peşe vefat eden askerlerin haberleri gelince "şehitler ölmez" diye asker cenazelerinde şov yapıp, egolarını tatmin edenler de bunlardır. Türkiye'nin ‘ırmaklarının akışı için’ öleceklerini iddia edenler bunlardır, o ırmakların üzerine devlet HES'ler kurup kurutmaya kalkınca sesi çıkmayanlarda bunlardır.
Çoğu kendi halindedir, örgütlü değildir, sıradan halktır. Örgütlenince artık bir “ülküleri” vardır ve isimleri de değişir. Akışı bozulmasın ırmakların diye üniversitelerde eylem yapan gençler dağılırken, onlara pusu kurup yaralayacak kadar acımasızlaşmışlardır artık. Kısacası ülke sevgisi ile dünya tarihinde milyonlarca kişinin ölümüne sebep olan milliyetçilik ideolojisini karman çorman yapacak kadar kafaları karışıktır.
Bu sebeplerden dolayı algılarıyla oynamak kolaydır. Devletin "şehit" dediğini şehit, "leş" dediğini leş, "kahraman" dediğini kahraman, "terörist" dediğini terörist bellerler hemen. Sorgulama yapmazlar, kolaydır kandırılmaları. Ki, 7 Haziran seçimlerinden beri bütün süreci şöyle bir düşündüğümüzde bunu daha net anlayabiliriz.
Çerkeslere gelince bu ‘milliyetçi’ arkadaşların kafaları gene karışıktır. Farklı farklı sesler duyabilirsiniz. Çerkeslerin soykırımdan sonra gittikleri ülkelerde, devletlerin mantık kodlarına kolay adapte olmaları ve hatta bir süre sonra kraldan çok kralcı bir eğilim ile o ülkenin, baskın kültürünün yılmaz bir savunucusu olmaları sık rastlanır bir olgudur. Bu olgu yüzünden çoğu zaman ülkenin "milliyetçi" kesimi arasında bolca bulunurlar. Ve ilk ezmeleri gereken, kendileri gibi olmayan soydaşları olur.
Çerkesler televizyon mu istiyor? İlk bunlar çıkar ortaya ve kendilerinin aslında televizyon kanalı isteyen provokatörler gibi hain olmadıklarını kanıtlamak istercesine "ben de Çerkesim, bunlar hain" diye başlarlar sıralamaya.
Çerkesler anadil eğitimine destek mi istiyor? "Hayır arkadaşım, ben de Çerkesim, annem babam bana öğretmemiş, sen istiyorsan sana öğretselerdi, ben rahatım, istemiyorum"
Bunun en son örneğini de Cem Özdemir konusunda gördük. Kendisi Almanya vatandaşı bir Çerkes. Şimdiye kadar basında Türk diye anılırken, Ermeni Soykırımı ile alakalı oylamadan beri adı Çerkes oldu. Hatta bazı gazeteler, "Rus zulmünden kaçıp Osmanlı'ya sığınan bir aileden gelen Cem Özdemir..." diye yazılar yazdılar. Diğer “evet” diyen vekillerin kökenine hiç değinmezken, sürekli Özdemir’in Çerkesliğinin öne çıkarılması, Türkçülüğü körükleyerek Osmanlı’nın suçlarını perdelemek içindir. Tıpkı Kurtuluş Savaşı boyunca “Ethem Bey” denilirken, “hain” damgası yedikten sonra “Çerkes Ethem” yapılması gibi. Aynı şekilde, yakın zamana kadar “soykırım olmadı” diyenler, bir süredir Türk ve Ermeni devletlerinin(dolayısıyla milliyetçilerinin) mutabakatıyla ve yine liberallerin taşıyıcılığıyla “Soykırım oldu ama biz değil, Çerkesler ve Kürtler yaptı” gibi komik bir seviyede seyrediyordu. Neyse..
Bir insan, Ermeni Soykırımı için “kabul etmiyorum" diyebilir. Bunlar ayrı meseleler. Ancak, eğer Çerkes halkı örgütlü bir halk olsaydı, bu noktada söylenebilecek tek bir söz vardı: "Cem Özdemir'in Çerkes olmasının konuyla bir alakası yoktur, şimdiye kadar basında her daim Türk olarak lanse edilen Özdemir'in bu soykırım tasarısından sonra Çerkes olarak lanse edilmesi Çerkeslere karşı bir itibarsızlaştırma oyunudur, buna izin vermeyeceğiz."
Ancak Çerkes halkı örgütsüz bir halk olduğundan dolayı ancak “Cem Özdemir'in Çerkes olamayacağından, Çerkeslerin yediği kaba pislemeyen bir halk olduğundan, Çerkeslerin hain olamayacağından” vs. bahsedildi.
Örgütlü bir halk olmak lazım. Milliyetçi olmadan halkını sevmek yeter de artar bile.
Gujan Ceyhan (24.06.2016)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes