Ana içeriğe git

DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     “Türkiye gider Mersine, eller gider tersine”: Akkuyu/Sinop… Devam oku     Kastelli’den ‘Dombili’ye: ‘Bizim Çiftlik’ Devam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     Panel: Değişen Rolü ile KadınDevam oku     SÜRGÜNLERİN ULUSU-Serdar Eren Devam oku     Forbes dergisi Türkiye'nin en zenginlerini açıkladı Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora

Kullanıcı girişi

PISA 2015: Türkiye eğitimde 2003 yılına geriledi

Haber-Yazı.. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her üç yılda bir gerçekleştirilen PISA 2015 açıklandı. Uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerinin ölçüldüğü en önemli sınavlardan biri olan PISA 2015 sonuçlarına göre Türkiye keskin bir düşüşe geçti ve 2003 yılı seviyesine geriledi.
PISA 2015 (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) sonuçlarına göre Türkiye, fen bilimleri alanında 72 ülke arasında 53’üncü oldu. Matematik alanında 50’nci sırada yer alırken, okuma becerileri alanında ise 51’inci oldu. Türkiye her üç alanda da ancak Lübnan, Dominik Cumhuriyeti, Katar, Gürcistan, Trinidad Tobago gibi ülkeleri geçebildi. Singapur, üç alanda en yüksek ortalamaları aldı. Çin, Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada ilk sıralarda.
Türkiye’de keskin düşüş ve ‘eğitimsiz kitleleri yönetme’ kolaylığı!
Ülkenin en önemli gündemi olması gereken bu düşüş karşısında uzmanlar, ‘Eğitimin pratiğe dönük olmaması, bilimsel metotlar yerine yönetimin ideolojik kaygılarının öne çıkması, her değişen bakanla eğitim sisteminin değiştirilmesi, farklı ekonomik kesimlere yönelik eşit ve adil bir sistemin olmaması’ gibi nedenlere dikkat çekiyor. Bu keskin düşüş ve uzmanların değindiği neden-sonuç ilişkisi, ısrarla tercih edilen eğitim politikaları ile ‘eğitimsiz kitleleri yönetmenin kolay olduğu’ gerçeği arasındaki bağı gözler önüne seriyor.
Yerel ve uluslararası tüm uyarı ve eleştirilere rağmen aynı metotların uygulanıyor olması, toplumu eğitimsizleştirmenin bilinçli bir tercih olduğu yönündeki genel kanıyı güçlendiriyor. Okumayan, araştırmayan, bilgiye ve öğrenmeye kapalı olan, üretmeye değil tüketmeye odaklandırılan, dolayısıyla şablonlarla yetindiği için de hiçbir şeyi sorgulamayan bir toplumu ekonomi-politik bağlamda şekillendirmek kolaylaşıyor. Bu durum, egemenlik/iktidar ilişkilerinin devamlılığına zemin hazırlıyor. Elbette bilgisiz/bilinçsiz kitlelerin güçlüden yana olacağını bilen yönetenler ile ’eğitimsizleştirme’ arasındaki bu sarmal ilişki, doğal olarak 15 yaşında çocuklarımızı hazin ve kaçınılmaz sonuçlarla yüzleştiriyor. 
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes