Ana içeriğe git

İktidarı Ürküten Kaftancıoğlu'ndan AçıklamaDevam oku     DÇH NEDİR? NEDEN VAR?-Gujan CeyhanDevam oku     İKKD Worşer/Kengeş toplantısının 2.si yapıldı..Devam oku     TMMOB İçmimarlar Odası Ankara Şube Seçimleri Devam oku     Üniversite biat etmezmiş! Külliyen yalan…-Murat SevinçDevam oku     2018'E DE BOYUN EĞMEDEN GİRİYORUZ!..Devam oku     Muhittin Ünal: “ZORUNLU BİR AÇIKLAMA”Devam oku     Kültür Tahribatına Dair Söyleyecek Sözümüz Var!-DÇH GençliğiDevam oku     Kem söz ve bir konuşma üzerine..-Adnan ÖzveriDevam oku     Biz neyiz? Ne değiliz?-Gujan CeyhanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!
8 ГЪЭТХАП ДУНАЕ БЗЫЛЪФЫГЪЭ МАФЭМК1Э ТШЪУФЭГУШ1Э! 
8 MART; 1857 tarihinde hakları için greve giden kadın işçilerin çalıştığı dokuma fabrikasında çıkan yangında yanarak ölen 129 işçi kadının anısına 1910 yılında “Dünya Emekçi Kadınlar Günü “ olarak ilan edilmiştir. Bugün her ne kadar bu tarihsel anlamı ve gerçek mahiyeti yok sayılıp, içi boşaltılarak salt "kadınlar günü" olarak lanse edilse de, günümüzde de kadınlar benzer bedellerle yüzleşmektedir.
Kadın; Cinsel Bir Obje, Bir Meta ve “Üreme Makinesi” Görülmektedir!
  Egemen anlayış tarafından cinsel köle olarak görülen, cinsel meta haline getirilen kadınlar, çalışan kimliğiyle de sigortasız, iş güvencesiz, düşük ücretlerle sistem için ucuz emek gücü oldular. Bir yandan da, sosyal devletin yokluğunun açıklarını kapatmak için sürekli “annelik ve kadınlık görevleri” hatırlatılan kadınlar, muhafazakar politikalarla aile içine hapsediliyor.
   Kadın, yok sayılan halklara dönük baskılardan da en fazla nasibini alandır. Başka ulustan olan kimliklerinin yok sayılması, baskılar, zoraki göçler, en çok da kadın üzerinde etkisini gösteriyor.
  Türkiye’de, genellikle dini nikaha dayanan, medeni nikahla kazanacakları haklardan mahrum bırakılan çocuk gelinler, eğitime ve üretime katılma haklarından da yoksun bırakılmaktadırlar. Ailenin istediği kişiyle evlenmeyi reddetmek, boşanmak istemek gibi nedenlerle kadınlar töre ve namus cinayetlerine kurban gitmektedir.
Türkiye’de kadın cinayetleri son 10 yılda katlanarak artmıştır.. Cinsiyet eşitliği konusunda en alt sıralarda yer alan Türkiye’de her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor. Her dört kadından biri fiziksel, ekonomik, ruhsal, sosyal ve cinsel şiddet mağdurudur. Şiddet, kadının yasal, sosyal, siyasi ve ekonomik eşitliğini sağlama fırsatlarını sınırlıyor ve kendine olan öz güvenini yok ediyor. Buna karşılık devlet kadını değil, failleri koruyor. Üstelik bir yandan kadın cinayetleri olağanlaştırılırken, diğer yandan kadınların kaç çocuk doğuracağına, nasıl giyineceğine karar veriyorlar. Ve konu kadın cinayetleri olunca susuyorlar.
  Ülkemizde kadının giyimi, başörtüsü istismar edilerek oylara tahvil ediliyor, kadınların samimi inançları talanı ve haksızlıkları perdelemek için kullanılıyor. Daha da kötüsü, kadınlara “en az 3 çocuk” doğurmalarını tavsiye ederek kadınları “üreme makinesi” gibi gören, iktisadi bir yatırım aracı olarak “görevlendiren” iktidar aklının bakış açısını alkışlayanlar arasında kadınların da olmasıdır!
   Bu koşullardan hareketle kadınlar; bu gidişatın baş sorumlularının daha fazla güç toplama ve baskıları artırma yönelimine 'Hayır' demesini bilecek tecrübe ve birikimdedir.
Kadın hakları, toplumsal mücadelenin bütününden soyutlanamaz.. Rekabete ve tüketime dayalı mevcut sistemin kadınlara özel bir ayrıcalık tanıyacağını düşünemeyiz. İnsana dair tüm değerleri eriten bu iktisadi-sosyal işleyişe karşı çıkmadan “kadın haklarından” bahsedemeyiz. Eşitsizliği artıran sistemi görmezden gelerek meselenin "erkek karşıtlığı"na indirgenmesi, kadın mücadelesini sistem içi mecralara sürükleyecek, ezilenleri birbirinin karşısına koyan egemen kurgu ile aynı yere çıkacaktır. Bütünlüklü yaklaşımımız, kadın hareketinin tek başına ayakları üzerinde durmasına ilişkin haklı mücadelesinin bir ikamesi veya rakibi değil, tam tersine tamamlayanıdır. Bu nedenle, tüm ezilenlerle yan yana olmayı, kadın sorununa daha özenli bir yaklaşım olarak görmekteyiz.
   Bizler 8 Mart’ı; Türkiye, Kafkasya ve Ortadoğu’daki kirli savaşların baş mağduru olan kadınlara armağan ediyoruz. Suruç katliamında yitirdiğimiz Ferdane Kılıç'ı bir kez daha hatırlamayı, gözaltında kaybedilen oğlu Hayrettin'i 37 yıldır arayan Elmas Eren'i saygıyla selamlamayı bir borç biliyoruz. 8 Mart 2005 tarihinde öldürülen Çeçenya’nın seçilmiş devlet başkanı barışçıl lider Mashadov’u bir kez daha saygıyla anıyor, ardında bıraktığı eşi Kusma’ya sabırlar diliyor, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü saygıyla selamlıyoruz.
8 ГЪЭТХАП ДУНАЕ БЗЫЛЪФЫГЪЭ МАФЭМК1Э ТШЪУФЭГУШ1Э! 
8 MART DÜNYA EMEKCİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!
Орэпсэу 8 Гъэтхап Дунае Бзылъфыгъэ Мафэр! 

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
 
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes