Ana içeriğe git

EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     Güncel.. 'Adnan Hoca’dan ‘ahlaksız’a nasıl geldik!Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

İmza Kampanyası Bir Ara Değerlendirme..

İmzaları birleştirmenin özgül ağırlığı..
Bilindiği gibi, 14 Mart günü 300 çağrıcının başlattığı ‘Birlikte Yaşam İçin Hayır’ imza kampanyası, bugüne değin yüzlerce insan tarafından sosyal paylaşım alanlarında paylaşıldı, sitelerde haber yapıldı, gündem oldu. Bu sürece ilişkin bir ara değerlendirme yapmak isterim..
Birincisi.. Çağrının ilk günü gibi 23 Mart günü de yüzlerce kişi aynı saatte çağrının paylaşımını yaptı. Bu kişi sayısı ve paylaşım yoğunluğu,  aynı anda en az yüz binlerce insana çağrı metninin ulaşmasını sağladı.
İkincisi.. Elbette imzacı sayısının beklenenden yavaş artması önemsiz değil ama bunun ülkedeki genel durumla bağı var. Kamuda çalışan atılacağı için, emekli olan çocukları zarar görebileceği için, esnaf maliyecilerin üzerine salınacağını düşündüğü için, işsiz işe giremeyeceği için vs. pek çok kaygı bir virüs gibi yayılmış durumda. Üstelik yakın zaman önce Barış Bildirisi’ne imza atan akademisyenlerin başına gelenler ortada. Evetçilerin böyle riskleri yok ki, hatta ödüllendirme var. Bir de, uzunca süredir her şeye imza kampanyası yapılınca imza işinin önemi ve tesiri azaldı. Ben kendi adıma imza atanları da imza atmayı çok isteyip atamayanları da kutlarım.
Üçüncüsü.. Hayırcılara yönelik bunca baskının olduğu bir dönemde 300 çağrıcıyla bir bildiri yayınlamak başlı başına çok önemli ve bu işin özgül ağırlığı var. Sanırım bu, Çerkes camiasında bir ilk ve ülke genelinde de çok az rastlanır bir durum. Normalden 3-4 kat fazla olan bu çağrıcı sayısı, imzacıların azlığına neden olarak gördüğümüz verileri nötrlemiş de oldu. Yani, 300 insan bir nevi korku duvarını yıktı. Öncü oldu. Örnek oldu. Tarihe azımsanmayacak bir not düşmüş oldu.
Dördüncüsü.. Kemikleşmiş evetçilerin birkaç münferit tepkisi haricinde bu çalışmaya toplum genelinden hiç olumsuz yaklaşım olmadı. Bu durum, ülke genelini ve Çerkesleri doğrudan ilgilendiren bu kadar önemli bir konuda yapılan bir çalışmanın, ideolojik veya çıkarlarından dolayı iktidarla bütünleşenler haricinde kalanlarca desteklendiğini veya karşı çıkılmadığını gösteriyor. Ayrıca, “Kafkasyalılar” adına olduğu söylenen ama tek bir yerinde Çerkes/Kafkas geçmeyen ve devletin bir müsteşarı yazsa ancak bu kadar olurdu dedirten bir evetçi bildirinin ne derece temelsiz olduğu herkesçe önceden görüldü.
Beşincisi.. Siyasallaşarak birleşmeyi kendinde somutlayan bu çalışma, apolitik bir kesimin hayatın içinde bir karşılığı olmadığını bir kez daha gösterdi. Bu kesim, siyasal gelişmelere duyarlılık yoğunlaştığında hep “Siyaset yapmayın, Çerkesleri ayrıştırmayın” der ama bilinir ki; genel siyasete müdahil olmadığında “kendi siyaset”in de sığlaşır, aynı şekilde salt genel siyasette oluşun da tutarlı görülmez. Bu iki durum birbirinin rakibi değil, tam aksine tamamlayanıdır. Dünyayı umursamayıp sadece Çerkeslik konuş, umursanmazsın. Kendi halk gerçekliğini yok sayıp sadece genel konulara yoğunlaş, ciddiye alınmazsın. O halde fanusları yıkmalı, yerel değerlerle evrensel değerleri birleşik ele almalıyız.
Altıncısı.. Bu çalışmanın içeriği, faydacı ve fırsatçı anlayışları da boşa çıkardı. Çünkü adalet ve eşitlik eksenli talepler bir alış-verişin konusu, bir pazarlık malzemesi olamaz. Toplumsal taleplere ‘tüccar’ gözüyle bakılamaz. Zaten hak olan bir şeyin karşılığında oy veya başka bir şey vermeye gerek yoktur. ‘Köyümüze yol yap, oyum senin’ türünde bir darlığa indirgenen bir perspektif, diğer alanlardaki iddialardan ve insanlardan soyutlanmaya yol açar. Her duruma “bana ne faydası var” diye bakan anlayış, tüm insanlığın kendinden değerler katarak el birliğiyle ördüğü bir hayata uzaktır. Özel ve genel talepleri birleşik ele aldığımızda ancak 'genel alanlarda kaybolan veya özele sıkışan’ sarmalı aşabiliriz. 
Yedincisi.. Bu çalışma, okuduğunu anlamazlıktan gelen veya kendisinden olmayan ne varsa çarpıtan anlayışların da çaresizliğini açığa çıkardı. Yine “genelleme yapmayın” tekrarına yaslananlar, ‘Referandumda Hayır Diyen Çerkesler öznesinin neresinde bir genelleme var?’ sorusunu da cevaplayamazlar. Gerçi bildirinin başlığı “Bütün Çerkesler adına değil ha, sadece Hayır diyen Çerkesler adına” şeklinde olsaydı bile, yine aynı şeyleri söyleyeceklerdi. Bu kurnazlıkla ortalama insanı yanlarına çekme derdinde oldukları apaçık ortada. Ama bu kesimin varlığı, ‘Referandumda Hayır Diyen Çerkesler’ vurgusunu geçersiz veya anlaşılmaz kılmaz. Her ne kadar genel doğruları ifade ederken bir icazete gerek olmasa da, realitede olmayan bir ‘temsiliyet’ üstlenmenin bir mantığı olmadığını bilmekteyiz.
Sekizincisi.. En önemli kısmı sona sakladım. Bu çalışma, bahsettiğim sayısal verilerin çok ötesinde anlamlar içeriyor. İlk akla gelenleri yazayım: Bu çıkışla, Çerkes Hayırcıların dağınıklığı önemli ölçüde toparlandı, farklı kesimler bu bildiriyle yan yana geldi.. Bu çalışma, hem genel hem de özel meseleleri birlikte ele alarak, birleşik mücadeleye bir örnek teşkil etti, Hayırcı Çerkesleri ülke geneliyle birleştirdi, halklar arasında bir köprü oldu.. Bu çalışma, birbirini tanıyan ama bugüne kadar birlikte hiçbir iş yapmamış insanlara aynı anda aynı işi yaptırabildi. Ve genelde çok az olan bir şey oldu; tali meseleleri veya öznel tutumları geriye çekerek ana konuda yan yana gelindi.. Bir reklam ajansı gibi çalışan ve diğerlerini sanki ‘rakip şirket’ olarak görenlerin aksine, bu çalışma hesapsızca anonimleştirildi.. Bu çalışmadaki metnin kavrayıcı dili, kararsızlara da yol açıcı oldu.. Bunlar gibi pek çok çıktı sıralayabiliriz ama daha önemlisi, referanduma kadar sürecek olan bu çalışmanın referandum sonrasına ciddi bir bakiye bırakacağı da şimdiden belli diyebiliriz.
Hiçbir veri veya tartışma, kampanyanın amacından ve meseleyi çok net ortaya koyan çağrı metninden daha önemli değildir. Diğer taraftan, olması beklenen bazı insanların bu çalışmada aktif olmaması üzücü bir durum ama bu yapılan işin önemini ve değerini zerre azaltmaz. Hayat sınasın..
Sonuçta söz gidecek, yazı kalacak. Yıllar sonra bu çağrıda imzası olanlar geri dönüp baktıklarında, onca baskıya rağmen doğru tarafta olmanın onurunu taşıyacaklar. Tüm çağrıcıların, katılımcıların ve siz okuyucuların emeğine sağlık.
Çocuklarımız için; http://www.birlikteyasamicinhayir.org/
Volkan Düzenli
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes