Ana içeriğe git

Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt Devam oku     Çerkes Derneklerinde Kurs Kayıtları BaşladıDevam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Erdoğan’ın ‘yeni nesil’ emanetçi medya patronlarıDevam oku     Çerkes Sosyal Medyasında Şiddet Dili ve Nefret Söylemi-Selçuk AydemirDevam oku     Korkunun ötesi: Korkudan korkmak–Önder KulakDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Nuray Mert ve Cumhuriyet- Ragıp DuranDevam oku     Ne Feto ne Akp, derdimiz bizim çimenler! Devam oku     Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi-Fehim TaştekinDevam oku     
 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas
  • Irmaknuh

Kullanıcı girişi

Darbe Karşıtlığı Zafer Kaygın’ı Özgürleştirmekten Geçer!

15 Temmuz darbe girişiminin ardından deklare ettiğimiz bu metnimizi, tespit ve önerilerin güncelliğini koruyor olmasından dolayı tekrar yayınlıyoruz. DÇH-İletişim
Kumpasçılar Tutuklansın, Zafer(ler) Özgürleşsin!
15 Temmuz darbe girişiminin uygulayıcısı Cemaatle ve onun yıllardır yarattığı toplumsal tahribatla mücadelenin yolu, Cemaatin kumpaslarında kurban edilenlerin mağduriyetlerine son vermekten geçiyor. Sadece darbecileri ve destekçilerini cezalandırmak, toplumun rahatlaması için yeterli değildir. Aynı zamanda, bugüne kadar açtıkları toplumsal yaraları saracak adımlar atılmalıdır.
Cemaatin tüm kurumlara hükmetmek ve rakip gördüklerini bertaraf etmek için geçmişte yaptığı tüm operasyonlar, ayırt etmeksizin her kesimi içine çekebildi. Cemaatin yok etmeye ve gözdağı vermeye dayalı bu operasyonları, “bomba, suikast, terör örgütü” vb. ürkütücü kavramlarla hedeflediği kişi ve yapıları bir arada servis ederek toplumdan yalıtmayı da amaçladı. Üyeleri şu an darbecilikten gözaltında olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin geçmişte kararını açıkladığı “Devrimci Karargâh” davası da, Cemaat operasyonlarının ana mecralarından biriydi. Bu dava kendi kurbanlarını da yarattı.
Bu kurbanlardan biri olan Zafer Kaygın, insanlık bilincini ve değerlerini özenle taşıyan biridir. Çerkes soykırımını ve sürgününü anmak için düzenlenen 21 Mayıs Kartal mitingine İzmir’den gelerek katılan Zafer, bu davaya konu olan durumların siyasi duruşuna ve yaşam anlayışına tamamen ters olduğunu dava süresince defalarca belirtti. Ancak, aynı işyerinde çalıştığı Ulaş Erdoğan adlı kişiyle aynı eve çıkması, ceza almasına yetmişti.
Belli maaşlarla aynı işyerinde çalışan pek çok insan gibi Zafer, Gökhan Aydın ve “İskender” 2009’da aynı eve çıktı. Bu evi zaman zaman Zafer’in üniversitede okuyan kardeşi Barış da ziyaret ediyordu. Davanın kilit sanıklarından Ulaş Erdoğan’ı ‘İskender’ ismiyle biliyorlardı. Sırf bu ev arkadaşlığı nedeniyle dava süresince Zafer 1,5 yıl, kardeşi Barış ise 8 ay cezaevinde kaldı.
Cemaat-AKP çatışması sonrası DK davası da boşa düşmüş, tutuklananlar birer birer tahliye edilmişti. Zafer de 18 ay sonra özgürlüğüne kavuşmuştu. Sonrasında Zafer, 8 yıl 4 ay ceza aldı. Ve kendisi hakkında tek bir kanıt sunulmayan Zafer, geçtiğimiz Mayıs ayında yeniden cezaevine konuldu. Oysa Ulaş Erdoğan da ifadesinde, kendisi dışında ismi geçenlerin “örgüt”le ilişkili olmadığını söylemişti. Bunlara rağmen kurban seçilenlerin arasına katılmaktan kurtulamayan Zafer, yaklaşık 1,5 yıl önce Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu ama henüz hiçbir yanıt alamadı…
Zafer Kaygın, Gökhan Aydın ve Cenk Büyükkahraman, bir ‘örgüt davası’ sepetine atılarak aylarca cezaevinde tutuklu kalıp tahliye ettirildikten sonra, Cemaatin güdümünde unsurların kuşattığı “yargı” koşullarında hükümleri kesinleşti. Bu kararları ile 20’li yaşlarda gençlerin geleceği çalınmış, öğrenim ve iş hayatları sekteye uğramış durumdadır.
Zafer Kaygın ve benzer durumdakiler yeniden yargılanmalıdır
Yargıtay Başsavcılığı, aynı davadan yargılanan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile ilgili geçtiğimiz aylarda Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne mahkumiyet kararının bozulmasını talep etmiş ve söz konusu daire kararı bozmuştur. Ancak, Zafer’in ve benzer durumdaki insanların haksız mahkumiyet kararları hâlâ olduğu gibi durmaktadır.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, mahkumiyet kararlarını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin “paralel yapıyla” ilişkisini imâ ederek, tam bu dairede değişiklikler olacağı sırada mahkumiyet kararlarının onanmasını manidar bulduğunu ifade etmişti. Ki bugün; darbe girişimiyle ilgili haklarında gözaltı kararı verilenler arasında, eski 9. Ceza Dairesi başkan ve üyeleri, eski Genel Sekreter Aydın Boşgelmez de bulunuyor. Bu durumda, mahkumiyetleri onayan Yargıtay 9. Daire üyelerinin aldığı kararlar ne kadar geçerli olabilir?
Buradan Hükümete, hukukçulara ve kamuoyuna sesleniyoruz; başvurularının dikkate alınarak yeniden yargılanmalarının önünün açılmasını talep ediyoruz.
Aynı şekilde; tüm Çerkes kişi ve kurumların, darbecilerle gerçek bir mücadelenin geçmişte Cemaat kumpaslarına maruz kalmış mağdurlara sahip çıkmaktan geçtiğinin bilinciyle bahsi geçen gençleri sahiplenmesini, ‘tek yürek’ olunmasını bekliyoruz. Nasıl ki ‘Medet İçin Adalet’ diyerek birleştiysek, bugün de ‘Zafer İçin Adalet!’ deme zamanıdır.
 
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
(2016)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes