Ana içeriğe git

Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     Güncel.. 'Adnan Hoca’dan ‘ahlaksız’a nasıl geldik!Devam oku     24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Ne Feto ne Akp, derdimiz bizim çimenler!

Sırf ‘Fetö’ ile kapışması Akp’yi meşru kılmaya yetmiyorsa, Akp’nin özü veya 15 Temmuz’a dair soru işaretleri de Feto’yu ‘makul’ kılamaz. Emeğiyle yaşayanların, eşit bir gelecek düşleyenlerin, bir file karşı çıkarken diğer filin argümanlarına ihtiyacı yoktur. Çimenleri dert etmek kafi.
Evet, Akp tıpkı bugün Menzilcilere ve İsmailağacılara yaptığı gibi 10 yıl boyunca Cemaatçileri besledi büyüttü, gereken tedbirleri almadığı darbecilere karşı sivil yurttaşları kendine kalkan yaptı, ‘işte darbeyi engelleyen kitle, işte partisi ve işte lideri’ motivasyonuna ve hipnozuna ihtiyacı vardı, darbeyi bahane ederek baskıları artırdı ve iktidarını perçinlemeye çalıştı. Feto’nun kemikleşmiş kadrolarından ziyade muhalifleri ve yıllardır cemaatleri çözüm adresi gösteren sistemin rüzgârına kapılmış ortalama dindar yurttaşı telef etti. Oysa o yurttaşı oralara muhtaç eden ve teşvik eden bizatihi resmi ideolojiydi, iktidarlardı. Buraya kadar tamam..
Ancak tüm bunlar, darbe girişiminin 40 yıllık CIA maşası Cemaatin öncülüğünde yapıldığını gizleyemez. Baksanıza adamlar neredeyse “Ben yapmadım miki yaptı” diyecekler. Ki, Cemaatin başı Fethullah bir röportajında darbeyi “ulusalcı laik bir kesimin yapmış olabileceğini” söyledi. Alt kadroları da ondan farksız. Hedef şaşırtmak için özellikle ‘milliyetçi, laik, demokrat, sol-sosyalist’ imajlı sahte hesaplar açarak sosyal ağlarda her türden hile ve yalanı pazarlıyorlar. Artık o sinsi hesapları gözünden tanıyacak acı tecrübeyi bizlere kendilerinin sağladığının farkında değilmiş gibiler.
Gittikleri yanlış yoldan dürüstçe dönenlere elbette lafımız yok. Kurtuldukları için seviniriz. Ancak zamanında Akp-Cemaat ittifakı halkın kanını emerken alkış tutan profesyonel Cemaatçilerin bir kısmı bugün “en hakiki darbe karşıtı” görünürken, bir kısmının da acayip "hümanist veya demokrat” görüntü üzerinden ‘Akp karşıtı’ oluverdiğini görüyoruz. Dahası, top sakalla, at kuyruğu saçla veya gerektiğinde küpe takarak kamufle olabileceklerine de inandırılmışlar. Bir de sigara içmeye başlarlarsa artık buna bile şaşırmam. 
Nasıl ki bugün Atatürkçülere, Chp’lilere, Hdp’lilere, DİSK’e, KESK’e edilen yerli yersiz her söz ‘yeni rejim’ sevdalısı Akp’nin işine yarıyorsa, aynı şekilde darbe girişimine ilişkin manipülasyonlara her yedekleniş Cemaate yarıyor. Oysa her şey net; uluslararası tekellerin iktidara taşıdığı Akp, yıllardır aynı sistemden beslenen Cemaatle birlikte yıkmayı hedefledikleri Cumhuriyet’ten kalan ganimeti paylaşamadılar, aralarındaki kapışma Cemaat öncülüğünde silahlı bir müdahaleye dönüştü, Akp bu girişimin baş edilemez boyutta olmadığını önceden biliyordu, kendi geleceği ve kapsamlı operasyonları için elini güçlendirmeliydi, önce yol verdi sonra çeşitli pazarlıklar eşliğinde bastırdı. Şimdi de bu kayıkçı kavgasının tarafları kamuoyunu yanına çekmeye çalışıyor, manipülatif haberler havada uçuşuyor. Ülkenin yönetilmesinde egemenlik paylaşımına gitmiş olmalarını perdelemek için hiçbir hileden kaçınmıyorlar. Çünkü aynı tarihsel dinamikten, aynı ideolojik genden, aynı sınıfsal konumlanıştan geliyorlar, geçtikleri tedrisat üç aşağı beş yukarı aynı. Hizmetinde oldukları uluslararası tekeller ve yerel burjuva sınıfı ne kadar ahlaklıysa, onlar da o kadar ahlaklı! Birbirlerini nereden vuracaklarını iyi biliyor olmaları bundan.
Ortaçağ kafalıların tüm bu bayağılıklarından halkların yararına bir şey çıkmaz. Yeterince gönüllü-maaşlı yedeklenen var, bari iyi niyetli insanlar yedeklenmesin. Yani, “darbecilerle hesaplaşılacak” yalanına kanıp 2010 referandumunda AKP-Cemaat ittifakından esaslı bir kazık yiyenler, yine benzer bir kazık yemesin.
Bu konuda da eğer ki emek perspektifine, bilimsel bir bakışa, bütünlüklü bir yaklaşıma sahip değilsek, savrulmayı ve yedeklenmeyi engelleyemeyiz. Zira emeğiyle yaşayanların, ezilenlerin safında olanların Akp’ye karşı çıkmak için Cemaate ve argümanlarına, Cemaate karşı çıkarken de Akp’ye ve argümanlarına ihtiyacı yok. Alnımız açık. Hakkımız baki.
Tek sorun, hayatı dönüştürecek ana gücün emek kesimi olduğunun ve emekle halk kimliğini birleştirme gerekliliğinin farkına varıp varmadığımızdır. Tek soru ise:
Filler mi, çimenler mi?
Volkan Düzenli (24.07.2017)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes