Ana içeriğe git

Xabze Konulu Panel ve Kitap Tanıtım GalasıDevam oku     Kaffed Genel Kurulu ve İstişare Toplantısı YapıldıDevam oku     Kaffed Olağan Genel Kurulu ve İstişare ToplantısıDevam oku     Röportaj: Veli-Der İzmir Şube Başkanı’ndan Önemli AçıklamalarDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Tsıba Efkan'ı Özlemle ve Saygıyla Selamlıyoruz!Devam oku     Saraylara da ‘Ödülcü Kapıkullarına’ da İhtiyacımız Yok!Devam oku     Hatalarıyla yüzleşen özgürleşir, toplum da dönüşür!Devam oku     10 EKİM ANKARA KATLİAMININ YILDÖNÜMÜ!Devam oku     ADIGEY CUMHURİYETİ'NİN 26. KURULUŞ YILDÖNÜMÜDevam oku     
 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 0 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

Çerkes Sosyal Medyasında Şiddet Dili ve Nefret Söylemi-Selçuk Aydemir

İnternetin çok çeşitli amaçlar için kullanılıyor olması ‘’Sosyal Medya’’ olarak adlandırılan yeni bir iletişim sistemini ortaya çıkardı. Başlangıçta arkadaş bulma anlayışı ile başlayan bu akım giderek bireylerin ve grupların kendilerini ifade etmelerine katkı sağlayan bir araç durumuna geldi.
Eski medyanın aksine tek taraflı bilgi paylaşımından çift taraflı, eş zamanlı ve ücretsiz bilgi paylaşılmasına olanak sağlaması yeni sosyal medyaya olan ilgiyi arttırdı. Yeryüzünde kendini belirli sınırlar içinde tutsak gören bireyler coğrafi sınırları olmayan sosyal medyaya büyük ilgi gösterdiler. Sınırlarının olmaması ve dünyanın her yerinden kolayca erişilebilme özelliğinden dolayı sosyal medya toplum bilimciler tarafından ‘’Küresel Köy’’ olarak adlandırıldı. İnsanlar duygu, düşünce, siyasi görüş, etnik kimlik, dini inanç, özel yaşam ve benzer konularda ürettikleri her şeyi özgürce paylaşma olanağına kavuştular. Kendi düşüncelerini başkalarına duyurma ve benimsetme çabası içine girerken, başkalarının düşünce ve beğenilerini öğrendiler. Tüm bu paylaşımlar üzerinden sosyal medyada yorum ve tartışma dönemi başladı. İnsanların kendi düşünce ve beğenilerini öne çıkararak diğer insanlar üzerinde etki bırakma isteği sosyal medyanın en önemli amacı haline geldi ve kullanıcı sayısını bir çığ gibi arttırdı. Bu özellikleri ile sosyal medya yaşamımızdaki yerini güçlendirdi.
‘’Yeni Sosyal Medya Çağı’’ doğal olarak Çerkes toplumunu da etkiledi. Amaçları, söylemleri, siyasi görüşleri, inanç anlayışları birbirinden farklı olan birey, grup, dernek, parti ve benzeri paydaşlar bu iletişim sistemi içinde yer alarak sosyal medyanın sağladığı özgürlük ortamından yararlanma hedefine yöneldiler. Çerkes Toplumunu ilgilendiren; haber, makale, tarih, dil, etkinlik, fotoğraf, video, dans, müzik, düğün, eğlence, sanat, taziye, kan ihtiyacı ve benzer konularda yapılan paylaşımlar ile sosyal medyada ifade ve örgütlenme dönemi başladı. Çerkes Aydınları gerek bireysel sayfalarından gerekse kurulan platformlar aracılığı ile ulusal bilincin yaşatılması ve yeni kuşaklara aktarılmasında son derece olumlu katkıda bulundular. Çerkesler, Yeni Sosyal Medya’dan yararlandılar ve kazanımlar elde ettiler.
Bütün bu olumlu yönlerine karşın sosyal medya’nın Çerkes Toplumuna verdiği zararlar da yadsınmamalı. Soykırıma uğrayan ve anavatanlarından sürülen, devletin asimilasyon politikalarına, baskı ve engellemelerine karşı direnen Çerkesler kaderlerini nerdeyse sosyal medya aracılığı ile belirler duruma geldiler. Demokrasinin ve etik değerlerin(Etik=Törebilim. Ahlaki açıdan kabul edilebilir bireysel, kurumsal ve toplumsal değerler bütünü) yerleşmediği bir ülkede sosyal medya’da ortaya çıkan ve gittikçe güçlenen yozlaşma eğilimleri Çerkes Toplumunu da etkilemeye başladı. Yazının amacı bu gerçeğin altını çizerek sosyal medya üzerindeki  şiddet dili,nefret söylemi ve yozlaşma ile nasıl başa çıkabileceğimizi tartışmaya açmak için küçük de olsa katkı sağlamaktır.
Çerkes Toplumu etik değerlere sahiptir ve bu değerler asırlardır kuşaktan kuşağa aktarılır. Xabze, Çerkeslerin bir arada yaşamalarına olanak sağlayan toplum tarafından belirlenmiş etik kurallardır ve bu kurallar insani ilkeleri içerir. Bireylerin adaletli, erdemli ve saygılı olmaları esastır. Denetimi ve yaptırımı toplum tarafından yapılır. Bu değerler bizi diğer toplumlardan ayıran temel özelliklerden biridir. Asimilasyonun etkisi ile kültürün büyük ölçüde erozyona uğradığı Çerkes Toplumunda, Xabze’de büyük ölçüde önemini yitirmekte ve yaptırım gücü etkisizleşmektedir. Bu durum sosyal medya da çok daha belirginleşmektedir. Hakaret, küfür, tehdit, taciz ve nefret söylemi çoğu kez politik taraf çerçevesinde değerlendirilmekte ve bazen destek bile görmektedir. Siyasi kamplaşmanın ve ayrışmanın giderek keskinleştiği bir ülkede Çerkesler’de bu ayrışmanın etkisinde kalmaktadır. Sanal medya sorumluluk duygusu olmayan ve saygı duyma gereği hissetmeyen bir kitle yarattı ve işte bu kitle, toplumumuz içinde şiddet dilini ve nefret söylemini olağan hale getiriyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 1997 yılında aldığı tavsiye kararında Nefret Söylemini; ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, Yahudi düşmanlığını veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik saldırgan ulusalcılık ve etnik merkezcilik, ayırımcılık ve düşmanlık şeklinde ifadesini bulan, dinsel hoşgörüsüzlük dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan, teşvik eden savunan veya meşrulaştıran her türlü ifade biçimi kapsayacak şekilde tanımlıyor.
Yukarıdaki tanımlamanın ışığında değerlendirdiğimizde siyasi, etnik, inanç, cinsiyet, cinsel kimlik ve engellilere yönelik nefret söylemi ve taciz Çerkes toplumu içinde de yer bulmaya başladı. Sayfalarda konuşlanmış "küfür kıtaları’’  katılmadıkları görüş, yorum ve durumlar karşısında nefret söylemi ve şiddet dilini kullanmaktan çekinmiyorlar. En küçük eleştiri ve sorgulama karşısında bile  ‘’ya sev ya terk et’’, ’’defolup gidin buradan’’, ’’yemek yediğin kabı pisletme’’ sloganları ile tepki veriyorlar. Üstelik kendilerinin de soykırıma uğramış ve anavatanlarını terk etmek zorunda kalmış bir halkın çocukları olduklarını unutarak. İlk kez 1940 yılında ABD’de kullanılan ‘’ya sev ya terk et’’ sloganı daha sonra Avrupalı faşistlerin ve Türkiye’de ırkçılarının en sık kullandıkları slogan haline geldi ve Çerkes Sosyal Medyasında da bu tür ırkçı söylemler giderek yaygınlaşıyor. Katı dışlayıcılık ve ötekileştirme eğilimleri güçleniyor. Sosyal Medya hiç var olmasa dahi dünyayı birbirlerinden farklı yorumlayan gruplar bu hakaret dili sayesinde birbirlerinden tamamen uzaklaşıyor. Yani sosyal medyada kullanılan şiddet dili ayırımcılığı ve bölünmeyi körüklüyor. Soykırım anmaları gibi Çerkes Ulusu için önemli günler artık farklı yerlerde ve farklı gruplar tarafından farklı amaçlarla organize ediliyor. Bu güç bölünmesi, Çerkeslerin, kendilerini ilgilendiren en önemli konularda seslerini duyurmalarını, hızlı tepki vermelerini ve kazanımlarını engelliyor. Elbette bu durumdan egemenler kazançlı çıkarken Çerkesler zarar görüyor.
Asıl değerlendirilmesi-eleştirilmesi gereken konu sosyal medyada şiddet ve nefret söylemine karşı gösterilen tepkilerin yetersiz kalmasıdır. Şurası unutulmamalıdır ki nefret söylemi insanlık suçudur ve gün gelecek Çerkesleri de vuracaktır. Bu tohumlar zaten yıllar önce atılmış ve devletin resmi ideolojisi durumuna getirilmiştir. Irkçı ideolojinin mimarlarından biri olan Nihal Atsız’ın yıllar önce oğluna yazdığı vasiyetname bu düşmanlığın en belirgin belgelerinden biridir. ‘’Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Çeçenler içerde ki düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.’’
Elbette ki; şiddet kültürü ve nefret söylemine karşı mücadele veren aydınların sayısı azımsanamayacak kadar çok ve bu tür eğilimlere karşı ciddi mücadele içindeler. Küfür, hakaret, taciz ve benzeri paylaşım ve yorumlar siliniyor ve ilgili kişiler sayfalardan çıkarılıyor. Ancak, bu kişilerin sayfalardan uzaklaştırılması yalnızca uzaklaştırıldıkları sayfaların temizlenmesi ile sonuçlanıyor. Görünürde sorun çözülmüş olarak görülse de, Onlar toplum içinde yaşıyor ve başka sayfalarda kin ve nefret kusmaya devam ediyorlar. “Yahudi, Rum, Yunan, Ermeni dölü, Rus köpeği, Arap g…. Yalayıcıları”, ’’ben bu adamı travesti olarak düşünüyorum. Çünkü kalıntısı çok büyük, ’’sana mal desem mala hakaret olur’’… Uzatmaya gerek yok. Söylenemez dediğimiz hakaret, küfür, tehdit, taciz söylemleri sosyal medyada artık rahatça söylenebiliyor.
Sadece bir örnek üzerinde durmak istiyorum. Çerkeslere ait Face gruplarından birinde, Hürriyet Gazetesinde yayınlanan bir haber paylaşılmış. Işid tarafından esir alınan ve köle pazarında seks kölesi olarak satılan ve daha sonra kurtarılan Ezidi bir kadının söyledikleri ile ilgili. Ezidi kadın, kendisini satın alan Çeçen İşid militanı tarafından dokuz ay boyunca her gün tecavüze uğradığını anlatıyor. Gazete okuyucuya bu olayı medyada sık rastlanan ırkçı ve ayrımcı bir dille sunuyor. Çeçen-Işid-tecavüz sözcüklerini yan yana getirerek Çeçen halkına karşı nefret suçu işliyor. Tepkilerin gazeteye ve Işid barbarlığına yönelmesini beklerken, halkı soykırıma uğramış Ezidi kadına yöneldiğini görüyorsunuz. Paylaşımın altındaki yorumları okuduğunuzda burada insanlar var, burada Çerkesler var çağrışımı gelmiyor aklınıza. Profiline baktığınızda genç olduğu izlenimini veren birinin yazdıklarını okuyor ve dehşete düşüyorsunuz. Yorumdaki noktalı işaretler bana ait O’na değil.’ ’Hadi s……sin kaltak Ezidi kadının a…. Bide ben çakayım’’. Bu hakaret ve küfürleri yalnızca ifade ve zeka yetersizliği ile açıklamak ne kadar doğru olabilir?. Hem Ezidilere hem kadınlara derin bir nefret söylemi içeren yorumlara ne sayfa yöneticilerinden ne de sayfa üyelerinden bir tepki yok. Silinmemesinden onaylandığı anlamı çıkıyor.
Sosyal medya, yanlış kişi ve gruplar tarafından kötü amaçla kullanıldığında nefret ve şiddet eğilimlerini arttırıyor. Kullanılan bu dil aynı kaderi paylaşan diğer halklarla dayanışmayı ortadan kaldırdığı gibi, toplumu kendi içinde kamplara ayırıyor. Sosyal medyada şiddet dilinin kullanılması giderek bu dilin olağan karşılanmasına neden oluyor. Bütün bunlar, Çerkes Toplumu içinde yaygınlaşmaya başlayan şiddet dili ve nefret söylemine karşı güçlü bir kamuoyu oluşturularak, acil ve kalıcı önlemler alınmasını zorunlu kılıyor.
Aşağıdaki soruları yanıtlamakla başlayabilir, yeni sorulacak sorulara doğru yanıtlar bulabiliriz.
-Sosyal medyanın yüz yüze iletişim olanağını ortadan kaldırması kültürel yozlaşmaya yol açar mı?
-Sosyal medyada kullanılan dil kamplaştırma ve ötekileştirmede ne kadar etken?
-Asimilasyon ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan Diaspora Çerkesleri şiddet dili ve nefret söyleminden nasıl etkileniyorlar?
-Çerkes Kültürü, sosyal medyada ki şiddet dilini kaldırır mı?
-Sanal örgütlenme giderek gerçek örgütlenmenin yerini alıyor. Sanalda örgütlenme biçimi, Çerkes Halkının sorunlarını çözebilir mi?
-Sosyal medyada kullanılan dili, Xabze’ye uygun ilkelerle belirlemek mümkün mü? İlkeler kimler tarafından belirlemeli ve belirlenen ilkeler nasıl uygulanmalı?
Selçuk Aydemir (21.08.2017)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes