Ana içeriğe git

Xabze Konulu Panel ve Kitap Tanıtım GalasıDevam oku     Kaffed Genel Kurulu ve İstişare Toplantısı YapıldıDevam oku     Kaffed Olağan Genel Kurulu ve İstişare ToplantısıDevam oku     Röportaj: Veli-Der İzmir Şube Başkanı’ndan Önemli AçıklamalarDevam oku     MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     Tsıba Efkan'ı Özlemle ve Saygıyla Selamlıyoruz!Devam oku     Saraylara da ‘Ödülcü Kapıkullarına’ da İhtiyacımız Yok!Devam oku     Hatalarıyla yüzleşen özgürleşir, toplum da dönüşür!Devam oku     10 EKİM ANKARA KATLİAMININ YILDÖNÜMÜ!Devam oku     ADIGEY CUMHURİYETİ'NİN 26. KURULUŞ YILDÖNÜMÜDevam oku     
 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora
  • Tarkan Çakas

Kullanıcı girişi

12 Eylül Darbesi ve Darbe Çocukları

Darbenin Arka Planı, Programı ve Darbe Çocukları..
12 Eylül darbesini anlayabilmek, darbeyi yaratan iktisadi-sosyal-siyasi koşulları doğru okumaktan geçiyor. Katliamlar ve 24 Ocak Kararları, bu koşulların kırılma noktalarıdır.
Bu çerçevede tarihsel süreci ve sonuçlarını ele alalım.
12 Eylül Utancına Giden Süreci Hatırlayalım.. Ekonomik, siyasi, sosyal bir arka planı olan darbe, kendisine meşruiyet sağlamayı amaçlayan bir hazırlık döneminin ardından gerçekleşti. Taksim, Maraş, Çorum gibi katliamlar, darbeye ortam yaratmak amacıyla düzenlenmişti. 
Hükümetlerin her gün IMF ve Dünya Bankası’nın kapısında nöbet tuttuğu o günlerde uluslararası tekellerin direktifiyle uygulamaya koyulan ve neoliberal dönüşümün bir ifadesi olan 24 Ocak Kararları, ülke halkları için biraz daha yoksulluk demekti. Bu kararların uygulanabilmesi için de toplumsal tepkileri susturabilecek ‘sıkı’ bir yönetime ihtiyaç vardı. Gün geçtikçe yükselen toplumsal muhalefetin dağıtılması, örgütsüz bir toplum oluşturulması gerekiyordu. Resmi ve gayrı-resmi güçlerin saldırılarına karşı halkın meşru müdafaa hakkını kullanmasını “Sağ-Sol çatışması” olarak lanse ederek ülkemizin üzerine kabus gibi çöken 12 Eylül darbesi, esas itibariyle 24 Ocak Kararları’nın devamı için yapıldı.
Darbenin ekonomik programı da önceden hazırlanmıştı. Bu programı hazırlayan DPT müsteşarı Özal, daha sonra cuntanın ekonomi bakanıydı ve 1983'de başbakan oldu. Özal’ın devamı olmakla övünen ideolojik mirasçıları, onu “sivil lider” olarak gösterip, darbenin sürekliliğini perdelemeye çalıştılar.
Darbenin Bilançosu Ağırdı.. 650 bin kişi gözaltına alındı ve 90 güne varan gözaltı sürelerinde ağır işkence gördü. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 50 kişi asıldı. 30 bin kişi “mülteci” olarak yurtdışına gitti. 366 kişi “kuşkulu bir şekilde” öldü. Çerkes/Kafkas dernekleri de içinde olmak üzere 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.. 
Darbeciler ve devamındaki iktidarlar.. Dünya çapındaki gelişmelere paralel olarak neoliberal akımlar, 12 Eylül'le birlikte resmileştirilmiş devlet politikası olarak geliştirildi. Toplumun tümünü kuşatan 12 Eylül, kendisinden sonraki tüm iktidarlarla katmerleşerek devam etti. 
“Bin operasyonlu yıllar” olarak bilinen 1990’lı yıllarda binlerce “faili meçhul” cinayet işlendi. Sadece 2000-2009 yılları arasında ise, hapishanelerde 309, polis tarafından da 100 civarında insan katledildi. Tüm katliamcılar aklandı. Komplolarla yüzlerce gazeteci, öğrenci ve siyasetçi cezaevinde. Bugün ilçeler, semtler günlerce kuşatılıyor. Gezi sürecinde de göstericilere tonlarca biber gazı, plastik mermi, tazyikli su sıkıldı. Ölümler ve yaralanmaların yanı sıra; gösterilere katılan milyonlarca insanı itibarsızlaştırmak için yapılan karalamalar, yalanlar ayyuka çıktı. Bir kez olsun yüzleri kızarmadı.
15 Temmuz Darbecileri ve Tüm Iktidarlar, 12 Eylül’ün Çocuklarıdır..
12 Eylül üzerinden eşi görülmemiş bir istismar ve demagojiyle karşı karşıyayız. Darbe sürecinde filizlenen yapılar, sözde darbe karşıtlığı üzerinden sınırlarını kendisinin belirlediği bir çerçevede darbeyi içeriksizleştirmeye, kendi siyasi hedeflerine tahvil etmeye çalışmaktadır. Oysa, 1980’li yıllarda darbeyi yaratan aynı alt yapısal koşullar bugün de darbeci Cemaati ve AKP’yi yaratmıştır.
Halk çocukları eşitlik ve demokrasi mücadelesi verirken, darbe çocukları olan onlar; ABD’nin kucağında türetilen “yeşil kuşak” projesinde yer alıp, halklara karşı tetikçi düzeyinde savaşıyorlardı. Övgüler düzdükleri cuntanın zulmünü meşrulaştıran bu kadrolar, imam hatipleri ve Kuran kurslarını birkaç kat artırarak “sinik, mülayim kişilikler, şükreden bir toplum” kurgusunu örgütlemekle, cuntanın açtığı yoldan yürümekle meşguldüler. 
Bu kadroların tarihi, CIA tarafından kurulan, darbelere zemin hazırlayan paravan yapılara kadar uzanır. O dönemin aktif unsurları, bugünün cumhurbaşkanı, başbakanı, milletvekili, müsteşarı, valisi, emniyet müdürü, gazete patronu, cemaat lideri olarak hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Bunlar, kimi zaman silahın gücüyle kimi zaman da çarpık seçim sistemleriyle iktidara geldiler. 
Darbe çocukları; Geziyi, Reyhanlı’yı, Uludere'yi, Soma'yı, Suruç'u, Ankara Tren Garı ve Antep'teki düğün saldırısını, 15 Temmuz darbe girişimini, iş cinayetlerini, vurgunları, çocuk tecavüzlerini yok saymamızı bekliyorlar.. Çerkeslerin yok sayılmasını, “23 Nisan Çocuk Şenlikleri” günü Abhaz çocuklara yaptıkları aşağılamayı, Çeçen cinayetlerini, Abhazya seçimleri için kurulan sandığa müdahaleyi kanıksayacağımızı sanıyorlar. Her şeyi unutalım istiyorlar. Biz unutmadık, unutturmayacağız!..
Darbe karşıtlığı; darbe koşullarına ve darbe çocuklarına bütünüyle karşıt olmaktan geçer.
 
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
(12 Eylül 2017)
DARBECİLER ve DARBENİN ÇOCUKLARI
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes