Ana içeriğe git

MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

Hatalarıyla yüzleşen özgürleşir, toplum da dönüşür!

Pek çok insan kendini hatasız görüyor veya öyle gösteriyor. Özellikle de medyaya ve sosyal ağlara baktığımızda, bu “hatasızlığa” dayanarak sürekli üst perdeden konuştuklarını gözlemleyebiliyoruz. Oysa biraz deşeleyin, altından hayatları boyunca yaptıkları nice hata ve yanlış çıkar. Yüzleşemedikleri geçmiş hatalarının hep üstünü örtmeye çalışırlar ama her söz ve adımlarına bu tortunun yansıması kaçınılmazdır.
Aslında her kibrin altında geçmişten gelen eziklik yatıyor. Zira ‘sürekli başkalarını olumsuzlayarak kendini olumlu gösterme hali’ bir ezikliğin tezahürüdür ve bu ezik insanı mahcup duruma düşürmek de bize göre değildir. Bizim derdimiz başka.
Esas mesele, ‘hatasızlık’ hastalığından kurtulmak için hatalarla cesaretle yüzleşmek ve telafisi yönünde çaba göstermektir. Aksi halde; muhakeme, bilimsel eleştiri gibi zihinsel uğraşları gereksiz gören kibir durumu, kaçınılmaz olarak bütün toplumsal etkileşime yayılıyor, toplumsallığı felç eden bir işlev de görüyor. Hasmını aşağılayan, yarın birgün herkese aynı şeyleri yapabilme potansiyeli taşıyor. Her sözü ve her olayı kendisiyle başlatıp kendisiyle sonlandıran benmerkezci anlayış, toplumu da çürütüyor. Bu tam da sistemin istediği bir kıvamdır.
Elimde olsa, her köşe başında karşımıza çıkan ‘hatasız’ kişilere şöyle demek isterdim: Ah be arkadaş, boş yere yorma kendini ve hayatı. Bir insanın kendini kusursuz görmesi ve göstermesi onu gerçeğinden belki bir nebze uzak tutabilir ama tümüyle koparamaz. Her şeyin en iyisi olma, herkesten en iyisini bilme gösterisi cidden sorunlu, Tanrıya oynamak gibi bir şey. Boş ver oynama, çok riskli..
Kendini yere göğe sığdıramayan insan, keşke kendine sürekli karşılaştırmalı soru sorsan.
Mesela, 25’li yaşlarda koca ülkenin ekonomi-politiğini tahlil etmiş ve stratejik önermeler getirmiş bir mahirden daha mı erken büyümüşsün, idam sehpasına tekme atan fidan(lar)dan daha mı cesursun, bedeni lime lime edildiği halde ‘ser verip sır vermeyen’den daha mı direngensin?.. Bilim dünyasının katalizörü Albert Einstein veya Stephen Hawkin’den daha mı zekisin?.. Ülkesini işgalden kurtarmak için binlerce km gidip Abhazya’da şehit düşen Efkan’dan veya Bahadır’dan daha mı fedakarsın?.. Özgürlük tutkusunun sembolü olan Che’den daha mı sınır tanımayansın?.. Bir milim geri adım atmayan Mashadov’dan daha mı gözü karasın?.. Ohal’i olağanlaştırmayan Nuriye ve Semih’ten daha mı kararlısın?.. Çektiği bunca çileye rağmen memleketini dilinden düşürmeyen Nazım Hikmet’ten daha mı vefalısın?.. Tek bir kitabıyla tarihe kazınan Ahmet Arif’ten daha mı şairsin?.. 67 yaşına rağmen tek kalmış ayağıyla halkının onuru için meydan okuyan Ruslan Guaşhe’den daha mı diksin?.. ‘Son Ubıh’ Tevfik Esenç’ten daha mı dil bilensin?.. Derneklerimizin emektarlarından daha mı koşulsuzsun?.. Evladının mezarını 37 yıldır arayan Elmas Anne’den daha mı vazgeçmeyensin?.. Sabahlara kadar çocuklarının başında bekleyen, iyi büyüsünler diye gece-gündüz çalışan anne-babalardan daha mı bilgesin?.. Ücra bir köyün tek odalık okulunda minicik çocukları yetiştirmeye çalışan bir öğretmenden daha mı azimlisin?.. Çocuklarımız bilimsel eğitim görsün diye ülke genelinde birleşmeye çalışan velilerden daha mı duyarlısın?.. Parası yetmeyen çocuğa ‘Bu da benden olsun’ diyen mahalle bakkalından daha mı zarifsin?.. Bir işçinin nasırlı ellerinden daha mı güzelsin?.. Peki, bir kuş kadar uçabilir misin, yüzebilir misin bir balık kadar ya da bir ağaç kadar köklü müsün?..
Bu öznelerle teraziye koy hadi kendini. Elbette çıtayı yüksek tutmuş olabilirim veya zamanla daha ileri biri olabilirsin, ama önce kaynağınla yüzleşmelisin. 
Yani güzel kardeşim, boşuna kasılma, kendini de toplumu da bitirme kibirden. İnsanları her saniye aşağılayan bu sistemin bir izdüşümü olma. Toplumsallaş ki, hep beraber kurtulalım. Eşit ve adil yaşayalım.
Memlekette bunca önemli gündem varken şimdi nereden çıktı bunlar diyebilirsiniz. Cevabı basit. Çünkü kibrin olağanlaştığı ve esir aldığı bir toplumsal yapı inşa ediliyorken, ancak hatalarıyla yüzleşen özgürleşir, emeğini ve kimliğini birleştirerek toplumu dönüştürür..
Volkan Düzenli (19.10.2017)  
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes