Ana içeriğe git

3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     Güncel.. 'Adnan Hoca’dan ‘ahlaksız’a nasıl geldik!Devam oku     24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

BES’i Besleme, Krizin Faturasını Ödeme!

Zorunlu BES denilen bu kıvrak ve sinsi hamleye karşı çalışan kesimin geçmiş tecrübelerden de yararlanarak çok uyanık olması gerekiyor. Uluslararası finans şirketlerine odaklı bu uygulamaya dair çeşitli çevrelerin görüşlerinden de yararlanarak edindiğim bilgi ve fikirleri olabildiğince en yalın haliyle sizlere aktarıyorum.
Uluslararası finans şirketlerine sermaye aktarımını amaçlayan ve çalışanları doğrudan ilgilendiren bu uygulamaya ilişkin öncelikle emek ve meslek örgütlerinin ne dediğine bakmamız, biz çalışanlar için her zamanki gibi doğru bir yol olacaktır. Finans sektörüne ve onların siyasal temsilcilerine bağımlı medya başta olmak üzere sistemin tüm aygıtları ‘bir müjde’ gibi servis ediyor ama çalışanların çıkarlarını savunan emek ve meslek örgütleri başından beri zorunlu BES uygulamasına karşı çıkıyor. BES’in zorunlu hale getirilmesinin sosyal güvenliğin özelleştirilmesi yönünde yeni bir adım olduğunu vurgulayan bu örgütler, “Zorla tasarruf olmaz! Zorunlu BES, Anayasa’nın sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Kamusal sosyal güvenlik primleri dışında hiç kimseden kendi arzusu dışında kesinti yapılamaz” diyor. Aynı örgütler geçmişte eğitim ve sağlık alanındaki özelleştirilmelere karşı uyarırken de yeterince dikkate alınmamışlardı. Sonuçları ortada.
Yaşayarak gördük. Özelleştirmeyi düşündükleri alanı önce işlevsizleştirip çökertiyorlar, ardından “Bakın nasıl da hantal bir yapı, özel girişimci buna deva olacaktır” diyerek kamuoyu oluşturuyorlar, sonra da belli bir zümreye peşkeş çekiyorlar. Bugün özelleştirilerek talan edilen alanlara ödediğimiz faturaları düşününce, benzer yöntemlerle dayatılan BES uygulamasının sonuçlarını tahmin etmekte zorlanmıyoruz.
BES’i besleyen tuzaklar.. Geçen yıl BES’ten cayma oranı yüzde 63’ü buldu. İlk aşamada sisteme dahil edilen 1 milyon 800 bin çalışanın 1 milyon 131 bini iki ay içinde sistemden çıktı. 'Cayma süresini uzatırsak daha çok biriktirdikleri paradan vazgeçmek istemezler, kesintilere de alışmış olurlar, bu arada katılımcı sayısı artar' diye düşünüyor olacaklar ki, 2 ay olan cayma süresini 6 aya yükselttiler. Tuzak kuruyorlar. Üstelik kesilen bu paralar gelir vergisinden bağışık tutulmadığı için, çalışanlar almadıkları (ve alıp almayacakları belirsiz olan) paranın vergisini de ödemek zorunda bırakılıyor. Dahası, BES’ten vazgeçen milyonlarca insanın parasını 2-3 gün hesaplarında tutuyorlar. Ortalama 200-TL ile vazgeçenlerin sayısını çarpınca, bu cüretkarlığın boyutu daha net görülüyor.
Devlet, sistemde kalırsan bireysel emeklilik hesabına bin lira yatıracağım diyor. Şirkete devletin bugün verdiği paradan işçinin yararlanabilmesi için en az on yıl sistemde kalması ve 56 yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Şirket, parayı onlarca yıl tek kuruş ödemeden kullanacak. Üstelik devletin parayı ne zaman aktaracağı da net değil. Bunu da çalışan kesimin çıkarınaymış gibi yutturmaya çalışıyorlar.
Yine yönetmeliğin 22’nci maddesine göre, çalışanın BES birikimleri Varlık Fonu’nda yerli ve yabancı sermayeye kaynak olarak kullandırılabilecek. Bu durumda, sigorta şirketlerinin yüzde 95’i yabancı şirket olan ülkemizde çalışanlardan toplanan milyarlarca (80 milyar öngörülüyor) lira uluslararası finans şirketlerinin faiz, borsa vb. faaliyetleri için kullanacakları sıcak para kaynağı oluyor. Bu kaynaklar, dünya çapında sermaye piyasalarını turladıktan sonra tekrar Türkiye’ye yüksek faizli kredi olarak dönüveriyor. Ama bunu söyleyenler gayrı milli, bunu yapanlar ise “yerli ve milli” oluyor!
Hesap ortada.. Bugün ücretlerimizin %20’si emeklilik için kesilmesi (üstelik devlet SGK’nın milyarlarca liralık açıklarını karşılıyor) karşılığında yoksulluk sınırının altında emekli aylığı ödenebiliyorken, BES için kesilen yüzde 3 “emeklilikte refah sağlayacak adım” olarak sunuluyor. Yüzde 20 kesintiyle sağlanamayanın yüzde 3 ile sağlanabileceğine ikna olmamızı istiyorlar. Elbette her söylenene inanan bir kitle var bu ülkede ama çoğunluğun bu derece ciddiyetsiz bir hesaba ikna olması pek mümkün görünmüyor.
Bir hatırlatma.. BES’e zorlamak için bordrodan otomatik kesilmesi, çıkmanın zorlaştırılması gibi akılları 2012 yılında IMF vermişti. IMF aklına uymanın acı tecrübelerini fazlasıyla yaşamadık mı?.. 
Bu zorunlu BES uygulamasına umut bağlayanlar, “ama ben de kazanacağım” düşüncesiyle nispi kazancı ‘gerçek kazanç’ sananlar olacaktır. Oysa bütünlüklü baktığımızda; zorunlu BES’i, çare arayışlarınızı (ya da hırslarınızı) kullanıp varınızı yoğunuzu alan ‘Jet Fadıl’ aklının daha ihtişamlı ve daha ‘yasal’ hali şeklinde özetleyebiliriz. Her ikisini de yaratan iktisadi-politik zemin aynı zemindir. Bildiğiniz finans-kapital işte..
Her sistem, ona yön veren ve ona inanan kadardır. O halde bu tuzağa düşmemeliyiz. 
Volkan Düzenli (15.02.2018)
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes