Ana içeriğe git

MAHMUT ÖZDEN'in Katilleri Halka Açıklansın!Devam oku     EYT Tüm Toplumun Meselesidir!-Volkan DüzenliDevam oku     Bugün 30 Eylül: YAŞASIN ÖZGÜR ABHAZYA!..Devam oku     3. Havalimanı İşçileri Pervasızlığa İsyan Etti!Devam oku     12 Eylül Darbesi ve Darbe ÇocuklarıDevam oku     Gençlerin Adıgey Gezisinden Notlar-Adnan ArslanDevam oku     Sözmez Baykan'ı ve Mücadelesini Selamlıyoruz!.Devam oku     Ah o gemide ben de olsaydım…- Murat SevinçDevam oku     Rusya’nın Anadil Yasasına Karşı 126 Kurumdan Çağrı!Devam oku     Anadillerin Seçmeli Yapılmasıyla İlgili Forum’un ArdındanDevam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • cerkes19
  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay

Kullanıcı girişi

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!
8 ГЪЭТХАП ДУНАЕ БЗЫЛЪФЫГЪЭ МАФЭМК1Э ТШЪУФЭГУШ1Э! 
8 MART; 1857 tarihinde hakları için greve giden kadın işçilerin çalıştığı dokuma fabrikasında çıkan yangında yanarak ölen 129 işçi kadının anısına 1910 yılında “Dünya Emekçi Kadınlar Günü “ olarak ilan edilmiştir. Bugün her ne kadar bu tarihsel anlamı ve gerçek mahiyeti yok sayılıp, içi boşaltılarak salt "kadınlar günü" olarak lanse edilse de, günümüzde de kadınlar benzer bedellerle yüzleşmektedir.
Kadın; Cinsel Bir Obje, Bir Meta ve “Üreme Makinesi” Görülmektedir!
  Egemen anlayış tarafından cinsel köle olarak görülen, cinsel meta haline getirilen kadınlar, çalışan kimliğiyle de sigortasız, iş güvencesiz, düşük ücretlerle sistem için ucuz emek gücü oldular. Bir yandan da, sosyal devletin yokluğunun açıklarını kapatmak için sürekli “annelik ve kadınlık görevleri” hatırlatılan kadınlar, muhafazakar politikalarla aile içine hapsediliyor.
   Kadın, yok sayılan halklara dönük baskılardan da en fazla nasibini alandır. Başka ulustan olan kimliklerinin yok sayılması, baskılar, zoraki göçler, en çok da kadın üzerinde etkisini gösteriyor.
  Türkiye’de, genellikle dini nikaha dayanan, medeni nikahla kazanacakları haklardan mahrum bırakılan "çocuk gelinler", eğitime ve üretime katılma haklarından da yoksun bırakılmaktadırlar. Ailenin istediği kişiyle evlenmeyi reddetmek, boşanmak istemek gibi nedenlerle kadınlar töre ve namus cinayetlerine kurban gitmektedir.
Kadın cinayetleri son 10 yılda katlanarak artmıştır.. Cinsiyet eşitliği konusunda en alt sıralarda yer alan Türkiye’de her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor. Her dört kadından biri fiziksel, ekonomik, ruhsal, sosyal ve cinsel şiddet mağdurudur. Bu durum kadının yasal, sosyal, siyasi ve ekonomik eşitliği sağlama fırsatlarını sınırlıyor olmasına karşılık devlet kadını değil, failleri koruyor. Üstelik bir yandan kadın cinayetleri olağanlaştırılırken, diğer yandan kadınların kaç çocuk doğuracağına, nasıl giyineceğine karar veriyorlar. Ve konu kadın cinayetleri olunca susuyorlar.
  Kadının giyimi, başörtüsü istismar edilerek oylara tahvil ediliyor, kadınların samimi inançları haksızlıkları perdelemek için kullanılıyor. Daha da kötüsü, “en az 3 çocuk” doğurma tavsiyesiyle kadınları “üreme makinesi” gibi gören, iktisadi bir yatırım aracı olarak “görevlendiren” iktidar aklını alkışlayanlar arasında kadınların da olmasıdır!
OHAL’de Kadın.. Açıklanan raporlar OHAL’den en çok kadınların etkilendiğini gösteriyor. Günde ortalama 3 olan kadın cinayeti olağanüstü güvenlik önlemlerinin olduğu OHAL döneminde 5’e yükseldi ve OHAL’de en az 624 kadın öldürüldü. Farkındalık çalışmaları yapan, kadınlara hukuki destek veren 11 kadın derneği OHAL ile birlikte kapatıldı. Belediyelere atanan kayyumların ilk işlerinden biri yine kadın birimlerini kapatmak ve çalışan kadınları eve mahkûm etmek oldu.
Kadın hakları, toplumsal mücadelenin bütününden soyutlanamaz.. Rekabete ve tüketime dayalı mevcut sistemin kadınlara özel bir ayrıcalık tanıyacağını düşünemeyiz. İnsana dair tüm değerleri eriten bu iktisadi-sosyal işleyişe karşı çıkmadan “kadın haklarından” bahsedemeyiz. Eşitsizliği artıran sistemi görmezden gelerek meseleye yaklaşılması, kadın mücadelesini sistem içi mecralara sürükleyecek, ezilenleri birbirinin karşısına koyan egemen kurgu ile aynı yere çıkacaktır. Bütünlüklü bakış, tüm ezilenlerle yan yana olmanın kadın sorununa daha özenli bir yaklaşım olduğunu işaretlemektedir.
   Bizler bu 8 Mart'ta da; Türkiye, Kafkasya ve Ortadoğu’daki kirli savaşların baş mağduru olan kadınları, Suruç katliamında yitirdiğimiz Ferdane Kılıç'ı bir kez daha hatırlamayı, gözaltında kaybedilen oğlu Hayrettin'i 38 yıldır arayan Elmas Eren'i saygıyla selamlamayı bir borç biliyoruz. 8 Mart 2005'te öldürülen Çeçenya’nın seçilmiş devlet başkanı barışçıl lider Mashadov’u bir kez daha saygıyla anıyor, ardında bıraktığı eşi Kusma’ya sabırlar diliyor, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü saygıyla selamlıyoruz.
8 ГЪЭТХАП ДУНАЕ БЗЫЛЪФЫГЪЭ МАФЭМК1Э ТШЪУФЭГУШ1Э! 
8 MART DÜNYA EMEKCİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!
Орэпсэу 8 Гъэтхап Дунае Бзылъфыгъэ Мафэр! 

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
 
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Premium Drupal Themes by Adaptivethemes