Ana içeriğe git

24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!Devam oku     DÇH 21 MAYIS METNİDevam oku     1 MAYIS’tan 24 Haziran'a Emeğin Yolundayız!Devam oku     Türkiye Çerkesleri Particiliğe, Yancılığa HAYIR Diyor!Devam oku     Kaffed'den Tetikçi Fuat Uğur'a İlişkin AçıklamaDevam oku     “Türkiye gider Mersine, eller gider tersine”: Akkuyu/Sinop… Devam oku     Kastelli’den ‘Dombili’ye: ‘Bizim Çiftlik’ Devam oku     8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ!Devam oku     Panel: Değişen Rolü ile KadınDevam oku     SÜRGÜNLERİN ULUSU-Serdar Eren Devam oku     

 

Kimler çevrim içi

Şu an 0 kullanıcı ve 1 ziyaretçi çevrim içi.

Kimler yeni

  • Kamilatam
  • dorukb
  • Ozcan Sanbay
  • Arslanbay
  • ehayatibora

Kullanıcı girişi

24 Haziran’ı Doğru Okumakla ve ‘Yakışanı Yapmakla’ Mükellefiz!

24 Haziran Sürecine İlişkin Gözlemlerimiz ve Seçim Tavrımız!
Ekonomiden dış politikaya, eğitimden sağlığa kadar tüm alanlarda köşeye sıkışan iktidar bloğu, mecburiyetten bir baskın seçim kararı aldı. Bu karar, alınış biçimi, OHAL koşullarında bir seçimin ne derece adil olabileceği, tüm ortamın iktidarın kazanması için ayarlanışı gibi önemli konu başlıkları üzerinde yeterince durulmamış olmasına rağmen, halkın çoğunluğu seçimlerden ciddi bir beklenti içine girdi ve 24 Haziran seçimleri dönüşümün önemli bir ara durağı oldu.  
AKP-MHP ittifakı, baskın seçim kararıyla iktisadi ve siyasi çöküşle yüz yüze gelen kitlelerin büyük öfkesini yine sandığa hapsederken, aynı zamanda sandıktan ‘yeni rejimi’ için bir sonuç arıyor. Türkiye’yi kendileri için daha kullanışlı bir aşamaya taşımayı hedefleyen iktidar bloğu, varlık koşulunu ve geleceğini bir rejim değişikliğinde görüyor. Türkiye’de emek ve laiklik karşıtı piyasacılığı bütünüyle kalıcılaştırmak isteyen tarihsel odakların ana mirasçısı bu iki parti, 24 Haziran günü ‘bitirici vuruş’ peşinde.
Biliyoruz ki, Gezi sürecinin ardından Erdoğan’ın liderliği ve Bahçeli’nin yancılığı eşliğinde ülkeyi adım adım ‘açık faşizme’ sürükleyen bir süreç başladı. Son birkaç yıldaki tüm seçimler, açık faşizme geçiş sürecinin kilometre taşları arasında yer aldı ve artık bu geçişin seçim kulvarındaki son etabına geldik. Ancak bu kez ‘durdurulabilir’ bir aşamada. Çünkü artık ‘rıza üretme’ yanı körelen iktidar, eskisi gibi yoğun bir tabanı arkasında bulamıyor. Bu yüzden baskıya ve hileye başvuruyor. “Yerli ve milli olmayanlara” karşı ülkemiz için savaşıyormuş gibi yapıp, herkesi bu hile dolu ablukaya göz yumdurarak demokratik talepleri geriletmeye ve tüm Türkiye’yi dize getirmeye çalışıyor. Geri püskürtülmesi, tüm mücadeleler için yeni bir milat olacaktır.
Seçimlerin kilit partisi konumunda olan HDP’nin barajı geçmesi halinde iktidar bloğu parlamento çoğunluğunu kaybedecek. Terazinin bir kefesine HDP’nin ana çizgisi ve geçmiş hatalı tutumlarına yönelik eleştirilerini, diğer kefesine de iktidara yönelik öfkesini koyan önemli bir kesim HDP’ye oy vermenin HDP’ye kefil olmak anlamına gelmediği, seçime dair bir “eylem birliği”yle sınırlı olduğu kanaatinde. İktidarın HDP’ye dair tutumu ve toplumun sempatisini kazanan Demirtaş’ın tutuklu olması, bu kanaati perçinliyor. Ayrıca, HDP’nin 2. turda Erdoğan’a destek verebileceği yönündeki spekülatif haberlerin, HDP’nin barajı geçmesini sağlayacak eğilimleri caydırma amaçlı olduğu biliniyor. HDP, direngenlikleri toplumda saygı uyandıran Ahmet Şık ve Veli Saçılık gibi isimleri aday yaparak bu spekülasyonu boşa çıkardı. Aynı zamanda bu manevranın, Kürt siyasi hareketinin domine ettiği platformlarda bulunmamayı seçen ‘bağımsız sol’ bir hareketin HDP dışında yeşerme olasılığını hesaba katarak yapıldığını da gözden kaçıramayız.
CHP’nin milletvekili aday listelerinin seçim sonrası sağ-muhafazakâr bir partiyle koalisyon kurmaya uyumlu olmak için tasarlanmış olması bir tarafa, daha soldan eğilimleri aday listelerinin dışında tutmasıyla niyetten bağımsız olarak HDP’nin barajı geçmesi için bir çıktı da oluşturdu. Diğer yandan CHP’nin seçime girmesi için İyi Parti’ye 15 vekil aktarması, İnce’yi aday göstermesi gibi adımları ve gündemi belirleme stratejisi halkta ciddi karşılık buldu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan’a karşı Muharrem İnce’nin ikinci tura kalması halinde, İnce’ye koşulsuz veya kerhen oy verecek kesim her geçen gün artıyor. İnce’nin cumhurbaşkanlığı sembolik rolüne geri çekme, parlamenter sisteme geri dönme, gerilimi azaltma, Cumhuriyet’in kazanımlarını koruma, toplumun geneline yayılması istenen iç savaş riskini/kaygılarını ortadan kaldırma yönünde tutumları halkta karşılık buluyor. İnce’nin dokunulmazlık oylamasındaki tavrı, kara propagandayı göze alarak Demirtaş’ı ziyaret etmesi, Kürt sorunu konusunda tüm kesimleri kavrayarak açıklamalar yapıyor olması, ‘halktan biri’ algısının güçlenmesi, birikimi ve mücadeleciliği 2. turda geniş kesimlerin desteğini almasını sağlayacaktır. 
Boykot veya geçersiz oy tutumu, bu süreçte Türkiye halklarına bir politika önermek anlamına gelmiyor. 16 sene sonra ilk defa muhalefetin bütün kesimlerinin iktidara karşı en azından asgari bir birliktelik kurduğu bu günlerde bu dayanışmayı bozmanın, muhalefete muhalefet yapmanın kime hizmet edeceğini görmek gerekiyor. Ülkeyi bekleyen zorlu süreç, bizlere bütünlüklü ve kavrayıcı yaklaşım sorumluluğu yüklemektedir.
Seçim güvenliği için muhalif partiler, kimi sendika ve yapılar bir platform oluşturdu. Seçim güvenliği ve bu platform, belki de seçimin en önemli konusudur. Sandıkta ve bilgisayar girişlerinde hırsızlığı engelleyebilmek hepimizin temel görevi.
Çerkesler özelinde seçim gündemi 
Hem içerden hem dışarıdan Çerkes halkının kafasını bulandırmaya, yedeklemeye, tarihsel/güncel gerçekliğinden koparmaya çalışan malum odakların hilelerle ördüğü ablukayı kırmak için 24 Haziran seçimleri tam bir eşik özelliği taşımakta. Zira binlerce yıldır ‘Halk Meclisi, wunafe, zekhes’ vb. ileri-demokratik değerlere sahip bir halkın, tüm denetim mekanizmalarını rafa kaldırmış bir ‘tek adam’ anlayışını içine sindirebilmesi beklenemez.. En az yüzde 95’i emeğiyle yaşayan Çerkes halkının, “OHAL var olduğu için grev yapamıyorlar” vb. söylemleriyle ve çıkardığı yasalarla sermaye sınıfının en kemik temsilcisi olduğunu belli eden bir siyasi odağa yakın durması, geçmişten bugüne kapı kulluğu yapan yüzde beşlik kesime yakışır. Aslında doğru bir tutum için şu tarihsel pratiğimizden haberdar olmak bile yeterli: 
Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti’nin 18 Nisan 1911’de kurduğu, kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta eğitim gördüğü Çerkes Numune Mektebi'nin tüzüğünün bugün için de ders niteliğindeki son maddesi şöyleydi:
“Öğrenciler her durumda saygılı ve ölçülü olacaktır. Ancak bu, hiçbir zaman kişiliğini aşındıracak bir el etek öpme onursuzluğuna dönüşmemelidir.”
Tam da bu yüzden; Çerkes soykırımının tescilini yok sayan, Abhazya’nın tanınmasına karşı çıkan, Gürcistan’a hibeleri artırarak devam ettiren, Abhaz çocukları 23 Nisan Şenlikleri’ne almayan, Çeçen mültecilere sefaleti reva gören, Çeçen cinayetlerinde dosyaları rafa kaldıran, Abhazya ve Osetya’ya yönelik inkârcı anlaşmalar imzalayan bir anlayışa karşı tutumumuz net olmalıdır.
24 Haziran Seçim Tavrımız
- Sandığı aşan mücadele perspektifinin sandıkla birleştirilerek daha ileri taşınması, seçim tutumumuzun temelidir.
- Halkının öz gücünü esas alan, herhangi bir parti çatısı altında kümelenme anlayışına temelden karşı olan bizler; emekten, demokrasiden, eşitlikten, bilimden, laiklikten yana olan tüm partili-partisiz adayları destekliyoruz.
- Milletvekili seçimlerinde HDP’nin barajı geçmesi için her bir destek, hem iktidar bloğunun hak etmediği vekil sayısına ulaşmasını engelleyecek hem de halklara ve 6 milyon oy almış siyasi temsilcilerine yönelik baskılara karşı doğru bir cevap olacaktır.
- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 1. turunda Selahattin Demirtaş ve Muharrem İnce seçeneklerinden birini seçmenin ve 2. turda Muharrem İnce’ye destek vermenin, halkın ‘Tamam’ talebine uygun bir “eylem birliği” olduğunu, Türkiye’nin tüm emekçi halkları için yararlı sonuçları olacağını düşünüyoruz.
 
Gezi sürecinde ‘Bu daha başlangıç’ diyenler 7 Haziran’da ciddi bir mesaj verdi, ardından ‘Hayır’ diyerek 16 Nisan Referandumunda bu mesajı çoğalttı. Şimdi sıra; milyonlara ulaşan ‘Tamam’ çığlığını 24 Haziran ve sonrasına taşıyarak, biz emeğiyle yaşayan onurlu insanlara yakışanı yapmaktır.
 
DEMOKRATİK ÇERKES HAREKETİ

 

Premium Drupal Themes by Adaptivethemes